Koronavirüs salgınına karşı alınan tüm tedbirler hemen hemen sona erdirilmiş durumda. Sebebi ise salgının sona ermek üzere olduğu iddiası. Bu iddia ne kadar doğrudur, bir şey söylemek mümkün görünmüyor. Çünkü gelinen noktayı, “Virüs gitti izi kaldı” şeklinde nitelendirmeler gündeme eliyor. Bu değerlendirmenin yer aldığı gün aynı gazetede günlük test sayısı 129 bin 362, yeni vaka sayısı bin 670, vefat edenlerin sayısı 9 olarak veriliyordu. Bu rakamların bakanlıktan yapılan resmi açıklamaya dayandığı düşünüldüğünde virüsün gittiğini, sadece geride izi kaldığını söylemek ne derece doğrudur bilmiyorum ama bu sorunun cevabı ilgililer tarafından net olarak verilmesi gerekiyor. Çünkü salgının ilk çıktığı ve dünyaya yayıldığı Çin’de herhangi bir şehirde yeni 3-5 vakanın tespit edilmesi o şehrin komple kapatılmasını gündeme getiriyor. Ama bizde yeni vaka sayıları hâlâ binin üzerinde olmasına rağmen hemen hemen tüm tedbirler kaldırılmış durumda. Böyle olunca Çin’de görülen birkaç vaka ile milyonluk şehirlerin kapatılması, orada yaşayan herkesin aşılanması ve yakın takibe alınması bir ihtiyacın sonucu mudur, yoksa gereksiz bir hassasiyet mi? Ya da, Çin salgını ciddiye alıyor da diğer ülkeler bu hassasiyeti gereksiz mi görüyor?

Soruları çoğaltmak mümkün. Ancak, Dünya Sağlık Örgütünden yapılan açıklamada salgın ile Çin’in uygulamaları ile mücadeleyi sürdürmek mümkün değil deniyor. Buna karşılık da Çin’den yapılan açıklamada Dünya Sağlık Örgütünün bu tür açıklamalar yapmasının doğru olmadığı vurgulanıyor. Çin’in bu cevabının haklı bulunması mümkün. Çünkü mücadeleyi verenin Çin olduğuna ve bu mücadeleyi iki yılı aşkın süreden beri sürdürebildiğine göre farklı açıklamalar gereksiz denebilir.

Kaldı ki, salgının çıktığı yerde iki yılı aşkın bir süreden beri hayatını kaybedenlerin sayısı ile ülkemizde hayatını kaybedenlerin sayısını yan yana getirmek bile anlamsız. Çünkü Çin’de bırakan insanların ölmesini bir tek yeni vaka çıktığı anda bütün şehir kapandı ve salgının önü alındı. Bizde ise elbette salgın ile mücadele ciddi bir şekilde yürütüldü, ancak öyle bir noktaya gelindi ki, yeni vaka sayıları yüz binlerle ölümler ise binlerle ifade edildi. Derdim salgınla verilen mücadelenin yetersiz olduğunu tekrarlamak değil. Ancak, ortada çeşitli örnekler var. Salgının kaynağı Çin bu işi en az ölümle atlatırken pek çok ülke salgınla mücadelede yetersiz kaldı. Hastaneler doldu, insanlar sokaklarda yatar hale geldi. Böyle olunca geçmişin ve verilen mücadelenin doğru değerlendirilmesi ve ona göre muhtemel salgınlarla mücadele konusunda yeni nelerin yapılabileceğinin tespit edilmesi, kısacası yeni salgınlara karşı hazırlıklı ve tedbirli olunması lazım. Çünkü Dünya Sağlık Örgütünden yapılan açıklamada Çin’in salgına karşı yürüttüğü mücadelenin sürdürülemez olduğu belirtilirken, aynı zamanda da 50’den fazla ülkede yeni vaka sayılarının arttığına dikkat çekiliyor. Kısacası, Dünya Sağlık Örgütünün de kafası karışık ve onlardan salgınla mücadelede destek bulmak mümkün görünmüyor. Oturdukları yerden sadece dünya üzerinde ortaya çıkan yeni vakalar ve ölümlerle ilgili istatistikî bilgiler açıklamaktan ibaret kalıyorlar. Hâlbuki yaşanan olaylarda rakamları aktarmaktan ziyade vakaların ve ölümlerin azaltılmasını sağlamak gerekiyor. Böyle olunca Dünya Sağlık Örgütünün dünyaya akıl vermek yerine aklını kullanarak mücadelede alınabilecek yeni tedbirleri dünya ile paylaşması daha doğru olur.