Herkesin malumu. Venezuela’da darbe kalkışması oldu ve belirsizlik devam etmekte.

Ulusal Meclis Başkanı JuanGuaido kendisini, geçici devlet başkanı ilan etti. ABD hemen Guaido’yu tanıdığını duyurdu. Tabi, bazı Güney Amerika ülkeleri de... Venezuela’da sokaklar fena karıştı.

Batı merkezli inşa edilen küresel sistemlerin peş peşe yıkılmakta olduğuna şahitlik etmekteyiz. Bu ülkede yaşananlara bakıldığında, komünizmden sonra, sosyalizmin de başarısız olduğunu dünyaya göstermektedir. Venezuela’da devlet yönetilemiyor. Hiper enflasyon, uzun süreli elektrik kesintileri ve ekonomik nedenlerle ülkeyi terk eden milyonlar sorun olmaya devam ediyor. Gıda başta olmak üzere; ilaç gibi, hayati maddelerin bulunamaması, karaborsacılığı ve market yağmalamalarını tetiklemekte.

Olup bitenler, ülkeyi bu hale getirdi. Tam da ‘sömürgeci anlayış’ın istediği pozisyon.

Burada, kolaycılığa kaçmak mümkün:

Yok, ülkeyi ABD bu duruma soktu.

Vay efendim, Batılılar Maduro’dan hoşlanmıyorlar da... Bunların hepsi doğru. Dahası da var. Lakin, biz, Nasrettin Hoca’nın, “Hırsızın hiç mi kabahati yok” yaklaşımına benzer noktadayız. Evet... Hiç şüphesiz ki Venezuela’nın istikrarsızlığa yuvarlanmasında Bay Maduro’nun ve temsil ettiği sosyalist nizamın büyük kabahati var. Ancak, bu durum, ABD ve AB ülkeleriyle topyekun Batı sisteminin ve kapitalizmin haklı olduğunu göstermez.

Batı sisteminin ve kapitalizmin günümüzdeki temsilcisi olan ABD’nin, Venezuela’nın bu hale gelmesinde taksiratı hiç de az değildir. Şimdi, bu ülkenin ve -Trump başta olmak üzere- bazı yöneticilerinin, fırsattan istifade ile Venezuela’ya müdahale etmesini kabul etmek mümkün değildir.

Mevcut durumda elbette ki Venezuela halkının yanındayız. Ama bu, Maduro’nun, diğer yöneticiler ve sosyalizmin iyi bir şey olduğunu göstermez.

Darbelerden çok çekmiş bir hareket mensubu olarak; -nereden ve kimden gelirse gelsin- elbette ki, darbenin ve darbecinin karşısındayız.