Yanılmıyorsam 1976 yılıydı...
Henüz araba yolu bile olmayan, ilçeye 25 km. uzaklıktaki köy ilkokulunda 3. sınıf öğrencisiyim..
Birinci sınıftan beşinci sınıfa kadar tüm öğrenciler aynı sınıfta öğrenim görüyoruz..
Bildik köy ilkokulları...
Soyadını şimdi hatırlayamadığım, Nazillili (Aydın) Mithat öğretmen -yaşıyorsa selam ve hürmetlerimi sunuyorum- beden derslerinde köyden uzak düzlük bir araziye götürürdü bizi...
Mehter Marşı ile gider, İzmir Marşı ile dönerdik...
Ceddin deden, neslin baban...
Aynı anda hemen karşımızda yer alan bir başka köyden de benzer sesler yükselirdi... O köyün kadın ve bekar öğretmeni de öğrencilerini alır aynı düzlüğe gelirdi...
Beden eğitimi dersi piknikle karışır giderdi...
Çok eğlendiğimizi şimdi bile iyi hatırlıyorum...
Ve daha sonra köyde efsane olan, 4 ve 5. sınıfları okuduğum, -şimdilerde Üsküdarda ticaretle iştigal eden- öğretmenim Behzat Erdağı...
"Bu çocukları mutlaka okutacaksınız" diyerek merhum babama dayanılmaz baskı yapan, ders çalışmamız için bin bir yöntem deneyen fedakâr eğitimci...
O yıllarda bizim köy ve karşı köy, ilçenin diğer köylerine göre daha mütevazi ve küçük köylerdi...
Buna rağmen öğretmen hiç eksik olmazdı...
Şimdi ise ilçenin en büyük köylerinde dahi öğretmen yok...
Çoğu köylerde okul binaları malzeme deposu olarak kullanılıyor...
Köylerde nadiren de olsa ilköğretim çağında çocukları olanlar ise taşımalı eğitimden yararlanıyor...
30 km. uzaklıkta bulunan bir köyden ilçeye gidene kadar zaten haşatı çıkıyor çocuğun...
Akşam dönüşte de aynı çile...
Kısacası "Böyle eğitim mi olur!" dedirten manzaralar...
***
Van Depreminde hayatını kaybeden öğretmenlerin fotoğraflarına baktım, tek tek...
Yüreğim şöyle bir cız etti...
Her birinin ayrı bir öyküsü var...
* Öğretmen Halime Kozalak (23) Hatayın Kumlu İlçesi Uzunkavak Köyünde toprağa verildi. Milli Eğitim Bakanlığının Ağustos atamasında Ercişte göreve başlamıştı.
* Edebiyat öğretmeni Tuğba Özbek (24), öğretmen arkadaşlarıyla kafeteryada bulunduğu sırada depreme yakalandı.
* Van merkeze bağlı Çakırbey Köyünde asker öğretmen olarak görev yapan Muhammet Yurtoğlunun (24) enkaz altındaki cesedine ulaşıldı.
* Öğretmen çift Oktay (26) ve Emel (25) enkaz altında can verdi. Oktay Türkoğlu Amasyada, eşi Emel Çiler Türkoğlu Konyada toprağa verildi. Genç çift Vanda zihinsel engelliler öğretmeni olarak bir yıldır görev yapıyordu.
* Öğretmen Esra Lap, eşi polis Süleyman Lap ve 2 aylık oğulları Sami Yiğit Lap Amasyada toprağa verildi. 3 kişilik aile, içinde bulundukları kafeteryanın yıkılması sonucu öldü.
* Bu yıl kadrolu olarak ataması yapılan sınıf öğretmeni Mustafa Özden (26) Kurban Bayramından sonra nişanlanacaktı.
* Hacer Özgür, 52 gün önce Erciş İlçesi Kırkdeğirmen Köyünde sınıf öğretmeni olarak göreve başlamıştı. Deprem günü seminer için gittiği Ercişte bulunduğu salonun yıkılması sonucu hayatını kaybetti.
* Depremde hayatını kaybeden 23 yaşındaki öğretmen Nigar Gençel, Tokatta toprağa verildi
* Henüz 40 günlük öğretmen Melike Atman ilk maaşını Ercişteki ekonomik durumu iyi olmayan kişilere dağıtmıştı.
* Mehmet Gökhan Ay, deprem felaketinin yaşandığı Ercişte asker öğretmen olarak vatani görevini yapıyordu.
* Eş durumundan tayin olduğu Erciş İlçesinde depremde beden eğitimi öğretmeni eşi ile birlikte yaşamını yitiren sınıf öğretmeni Güldane Erdal (28)...
* Üniversiteden geçen yıl mezun olmuştu 24 yaşındaki Onur Ateş. Kadrolu öğretmen olarak Ercişe atanmıştı. Pazar günü Ercişte yıkılan binada öğretmen arkadaşı Ramazan Özkanla enkaz altında kaldı. Arkadaşı kurtuldu...
Daha onlarcasının acılı öyküsü...
Bu acılı öyküleri okudukça şimdilerde artık neredeyse hiç kalmayan köy ilkokullarını ve onların cefakar öğretmenlerini düşündüm...
Nedense kendimi çok kötü hissettim...
Peki ya siz...
İpek Yolu Ateş Kuleleri !
Tahir Erdoğan Şahin onlarca kitaba imza atan, benim de takip ettiğim Türkiyenin önemli tarihçilerinden.
Öğretmenlik, MEB Talim Terbiye uzmanlığı, öğretim üyeliği derken yoğun bir çalışma temposunun adından baba ocağına, bir dağ köyüne yerleşti, köyde yaşıyor...
Ama hani dağ başında da olsa proje virtüözleri vardır ya, Şahin de bu isimlerden biri...
Hoca dur durak bilmiyor...
Son projesi İpek Yolu Ateş Kuleleri...
Çok eski çağlarda haberleşmenin bir başka adı...
Ne anlama geliyor peki bu
Kendi ağzından dinleyelim;
"İpek Yolu, başta Asya kıtası olmak üzere Ön Asya ve Avrupa arası metanın, bilginin, yeniliklerin, farklılıkların, kısaca "insan" olmada ortak paydaya erişmiş nice halkların ve o halkların kültürlerinin taşıyıcısıdır. Eski Doğu bir anlamda İpek Yoluyla şekillenmiştir. Günümüzde belki kültürel ve tarihsel doğu, batı, kuzey, güney kavramları artık eskisi kadar cari olmasa da, küreselleşme sürecinde "yön"lerden "merkezi dikeyleşim" oluşumuna evrilen yeni oluşumda yine ilişkiler ön plandadır. İpek Yolunun kadim zamandan beri insanlık tarihinin geçmişteki başat şekillendiricilerinden biri olma niteliğini günümüzde idrak ediyor olmak, bu şekillendirici gücün sembollerini yaşatmak gibi bir sorumluluğu hissetmektir.
İpek Yolu Ateş Kuleleri, o bir zamanların haberleşmesinde var olmanın, güvenin, güvenliğin, doğru yönlenmenin, ateş diliyle konuşmanın yüce dağ başlarındaki haykırışıydı... Bugün o kuleleri yeniden tutuşturmak, yüzyılımızda o eski kadim gerçeğimizle, toplumlar arası dostluğumuzla, insanlığımızla ve derin geçmişimizle hala varız demenin bir ifadesi olacak... İlk kule Kurtlutepe zirvesinde inşa olup göklere uzanan alevleriyle ortaya çıkacak, bunu Kızıldağ- Karadağ, Munzurların ana damarında yükselen Ergan dağı zirvesinin alevleri takip edecek.. Erzincan ilinden başlayan bu ışıltılar Efesten Ötükene derken, esasta Cenevizden Pekine değin uzayan daha kapsamlı bir uzantının Anadoludan çıkışını anlatsın istedik...
Umuyor ve umut ediyorum ki, doğudan batıya, batıdan doğuya olan yolculuklarda bu kaleleri görmek; ateşin yüreğinde dağlarla göklerin buluşmasını izlemek, o kadim zamanlar kadar uzun bir ömrü her bireye yaşatıyor olmayı başarmaktır."
Projeye destek çıkan birileri olursa Erzincandan Pekine kadar zirvelerde ateş kuleleri yükselecek..
Öncelikle Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günayın kulağını çınlatmak isterim..
Bakan Günay, Tahir Erdoğan Şahini bir çay içimlik zaman diliminde dahi olsa çağırıp dinlese...