Bismillâhirrahmânirrahîm;
29 Eylül 2020 günü, Abdüssamet Karataş Millî Gazete’de zulmün organize olmuş halini anlatan önemli bir mülâkatı okuyucuları ile paylaştı. Uluslararası Af Örgütü Savunuculuk Direktörü Ruhat Sena Akşener ile yapılan röportaj, Myanmar’da zulmün kurumsallaşıp rant için kullanıldığını ortaya çıkardı. Yaşananlar, dünyanın huzur ve barışını sağladığını iddia eden uluslararası kuruluşların ikiyüzlü ve adaleti sağlamaktan uzak olduğunu da gösterdi.

İsterseniz, önce Myanmar’ı tanıyalım: Burma (Birmanya) olarak da tanınan Myanmar Güneydoğu Asya’nın en büyük ülkesi. Çinhindi Yarımadası’nda. Bangladeş ve Hindistan’ın komşusu! Bengal Körfezi ve Andaman Denizi’yle çevrili. 54 milyonluk nüfusa; 677 bin km2 yüzölçümüne sahip olan ülkenin ekonomisi tarıma dayalı. Çoğunluğu Buda dinine mensup. 50 kadar farklı grup var. Ülkenin 7 eyaletinden biri ve Bengal Körfezi’nin kucağındaki Arakan, 2 milyondan fazla nüfusa sahip.

Yukarıda anlattığımız vampirlikten öte vahşet, Müslüman kimliğine sahip Arakanlılara uygulanıyor. Özellikle Ağustos 2017’den itibaren vahşetin boyutu büsbütün arttı. Yargısız infazlar, hukuk dışı öldürmeler, ölenleri kaybetmeler, keyfi gözaltılar, zorla çalıştırmak gibi şiddetin her türlüsüne rastlanıyor.
Myanmar güvenlik birimleri Arakan Müslümanlarını yok etmek için yapmadığını bırakmıyor: Köyleri bombalıyor, gıda ve yardım erişimini engelliyor, işkencenin her çeşidini uygulamaktan geri durmuyor. Sivil, çocuk demeden öldürüyor. Kadınlara tecavüz ediyor. Yollara mayınlar döşüyor. Dünyanın gözü önünde nice hak ihlâlleri yapıyor.

ORGANİZE ZULÜM

YUKARIDA anlattıklarımızın çoğu kamuoyunun bildiği şeyler! Ama Myanmar’da zulmün daha ilerisi yaşanmış. Ülkenin dış güvenliğini sağlamakla görevli askerler zulüm ve şiddeti organize eden şirket kurmuşlar. İnsanın acısı ve ölümü üzerinden rant ve gelir sağlamışlar. Myanmar ordusunun bölge komutanları, askerler, gazi dernekleri de bu şirketin üyesi olarak insanların acıları üzerinden nemalanmışlar.

Zulüm, zaten insanlık dışı bir olay! Fakat, bunun organizesi üzerinden rant elde edilmesi ondan daha “iğrenç”. Bu amaçla kurulan şirketin adı, “Myanmar Economic Holding Public Company (MEHL). Uluslararası Af Örgütü Savunuculuk Direktörlüğü, “Şiddet uygulayıp ceplerini dolduruyorlar” diyerek Myanmar’daki vahşeti deşifre eden bir rapor hazırladı.

Millî Gazete’ye konuşan Uluslararası Af Örgütü Savunuculuk Direktörü Ruhat Sena Akşener, hazırlanan rapor hakkında bilgi verdi. Finansal güç ve kirli ilişkilerin Arakan’a yapılan saldırıları devamlı hale getirdiğini söyledi. Hazırladıkları her rapor sonucunda, suçların cezasız kaldığını anlattı. MEHL’in üst düzey yöneticilerinin askerlerden oluştuğunu belirterek olayın tam bir ticaret olduğu sonucuna ulaştıklarını açıkladı.

Direktör Akşener, Myanmar’da kötülüğün organize olmuş halinin sergilendiğini anlatıyor. Hesap verilebilirlik sorumluluğunu tamamen bitiren bir süreç yaşandığından söz ediyor. Topladıkları tanıklıkların, ordu kademelerinde yaygın bir cezasızlıkla karşılandığını açıklıyor. Hazırladıkları raporun dünyadaki benzer kirli ilişkileri anlamak ve ortaya çıkarmak adına son derece önemli olduğunu ifade ediyor.

ZULÜM İNSANLIK SUÇU

ULUSLARARASI Af Örgütü’nün raporunda, Myanmar askeri güçleri, kısa adı MEHL olan organize suç örgütüyle işbirliğini son vermeye çağırıldı. “Şirketler, dünyanın neresinde faaliyet gösterirlerse göstersinler, tüm insan haklarına saygı gösterme sorumluluğuna sahiptir” ilkesi vurgulandı.
Myanmar’daki facia, Allah’tan ve hak dinden uzaklaşanlarda sevgi, şefkat, merhamet gibi insanî değerlerden eser kalmadığını gösterdi. Dünya, insanî değerleri kuşananların âdil yönetimine muhtaç! Besmelede ifadesini bulan “Rahman”, “Rahim” isimlerindeki mânâyı hayata yansıtacak insanlara… İman cevheriyle donanımlı insanlara…
Müslümanlar, Allah’ın kendilerine lâyık gördüğü “halife-yi arz” görevlerinin olduğu şuuruna ne zaman ulaşacaklar? Müstekbirlerin dünyayı yaşanmaz hale getirmeleri, “ıslah” ve “imar” görevinin Müslümanlarda olduğunu hatırlatmıyor mu?

Irak, Suriye, Libya, Doğu Akdeniz, Yunanistan ve Azerbaycan’da yaşananlara bakarsanız, aynı dine mensup toplumların birbirleriyle güç birliği halinde olduğunu görürsünüz. Yaşadığımız dönemde bunun tek istisnası Müslümanlar! Olayların onları birlikte hareket etmeye itmesi gerekmez mi? Bu gaflet niye?
Yeryüzüne huzur ve barış hâkim olacaksa, bunun tek çaresi İslâm! İnsanı Allah yarattı. İnsanın insanca yaşamasının reçetesini de kitabında bildiren O! Başka yere kaçış yok. Çünkü hakikat tek! Ya onu bulacaksın; ya da helâk olacaksın!

Erbakan Hoca öncülüğündeki Millî Görüş hareketi mücadelenin sistematik temellerini attı. İzlenecek yolu gösterdi. Geriden gelenler bu ulvi davayı sürdürmeli; hedefine ulaştırmalı. İnsana yapılabilecek en büyük iyilik bu!