Yaklaşık bir haftadır Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Yücel Aşkın ın çete kurmak, ihaleye fesat karıştırmak suçlarından tutuklandığı olayı konuşuyoruz. Adli bir soruşturma çerçevesinde bakılması gereken olaya, YÖK Genel Kurulu ve Rektörler Komitesi nin de dahil olması adalete intikal etmiş bir davanın çığırından çıkmasına neden oldu. YÖK Başkanı Erdoğan Teziç ve bir grup rektörün, Yücel Aşkın a destek vermek üzere Van a gitmesi, değişik temaslarda bulunması bardağı taşıran son damla oldu. Aynı günlerde YÖK Genel Kurulu nun Başbakanlık Müsteşarı Prof. Dr. Ömer Dinçer in "intihal yaptığı gerekçesiyle" akademik ünvanlarını apar topar elinden alması, YÖK ün sahte güç gösterisi olarak algılandı. Bu olayın nereye bağlanacağını, hakkında tutuklanmaya yol açacak derecede suçlar isnat edilen Yücel Aşkın ın adalet önünde vereceği hesap sonrasında beraat edip etmeyeceğini önümüzdeki süreçte göreceğiz. Bu olayda bizim dikkatimizi çeken en önemli konu, iri tirajlı gazetelerimizin ve reyting canavarı televizyon kanallarımızın hakkında bir tomar dosya bulunan Yücel Aşkın a cansiparane biçimde sahip çıkmaları ve sanki aleyhinde hiçbir suç dosyası yokmuş gibi yargıyı etkilemeye çalışan tavırları.
Neymiş Yücel Aşkın, medreseleşen ve irticanın kucağına itilen üniversiteyi çağdaş bir yapıya kavuşturmuş Neymiş Yücel Aşkın, Yüzüncü Yıl Üniversitesi nde yokolan bilimi yeniden diriltmiş Neymiş Yücel Aşkın, aydınlık yüzlü, laik ve demokrat bir şahsiyetmiş
Bunların tamamı laf kalabalığı
İstanbul Üniversitesi nde de demokrat, laik, cumhuriyetçi, Atatürkçü kılıflarıyla Rektör Kemal Alemdaroğlu nun neler yaptığını günlerce konuşmuştuk Yücel Aşkın aleyhindeki diğer suçların derinliğini elbette bilemiyoruz Üniversiteye alınacak malzemeler konusunda ihaleye fesat karıştırdığı ve kurumun milyonlarca dolar zarara uğratıldığı ifade ediliyor Muhakkak ki, bilirkişi ve savcı, Yücel Aşkın ın bu suçların neresinde rol oynadığını teferruatlı şekilde ortaya koyacaktır. Bizim kafamızı kurcalayan en önemli hususlardan birisi şu: Yücel Aşkın ın evinde 800 e yakın tarihi eser bulunmuştu Aşkın, bu tarihi eserleri ne yapıyordu Biriktiriyor muydu Alıyor muydu Satıyor muydu Normal, sıradan bir vatandaşın evinde bir tarihi eser bulunsa veya yakalansa, o vatandaş belki de yıllarca hapis yatacak bir belayı başına alır. Yücel Aşkın a kayıtsız şartsız destek veren gazetelerimizin yalaka kalemşörleri diyorlar ki, "Rektör bu tarihi eserleri kontrol altında tutuyordu. Milli Eğitim in, Kültür Müdürlüğü nün Jandarma nın, Müzeler Müdürlüğü nün bilgisi dahilinde Rektör Yücel Aşkın, bu tarihi eserlere sahip çıkıyordu"
Böyle saçma bir mantık, böyle saçma bir yöntem nerede görülmüş
Bu ülkenin Kültür ve Turizm Bakanlığı na bağlı Kültür Müdürlükleri, bir bölgede bulunan tarihi eserlere, tarih hazinelerine, taşa, toprağa, çula çaputa sahip çıkamıyor mu Yoksa bu ülkenin meclisinden "Tarihi eserlere bir şehrin üniversite rektörü sahip çıkacak, bu eserlerin korunması, kollanması rektörler tarafından yapılacak Kültür Müdürlükleri eserlerin bulunması ve rektörlere teslim edilmesi dışında hiçbir iş yapmazlar" şeklinde bir kanun veya genelge mi çıkarıldı Yücel bey in evinde bir iki tane eser yok ki sahip çıksın Yücel beyin evi "Yüzüncü Yıl Tarihi Eserler Müzesi" olmuş Teziç beyefendi de kalkıp müze müdürlüğü yapan Yücel Aşkın için"Rektörümü tutukladılar" diye vaveyla koparıyor
Vah memleketim