Mümin uykusundan belli olur. İslam, hayatımızı düzenlediği gibi uykumuzu da düzenler. Uyku bahsine gerektiği gibi değer vermeyen toplumlarda toplumsal sorunların artması tesadüf değildir. Biraz müsaade ederseniz izah edeyim…

Ortalama bir insan, ömrünün 23 yılını uykuda geçirmektedir. Diğer bir deyişle bir insanın ömrünün 4’te 1’i uykuda geçmektedir. Bu şekilde ifade edince ömrümüzün çok önemli bir kısmını uykuda boş yere geçiriyormuşuz gibi hissediliyor. Fakat öyle değil.

Rabbimiz, “Geceyi sizin için bir örtü, uykuyu bir dinlenme olarak yarattık” buyuruyor. Bilim de gece uykusunun önemini vurguluyor. Gündüz uykusu kesinlikle gece uykusunun yerini tutmuyor. Çünkü biyolojik saatimize yani yaratılışımıza göre gece 10-11 civarı melatonin hormonu salgılamaya başlıyoruz. Gece 4 civarı ise bu salgılama azalıyor ve vücut uyanmaya başlıyor. Melatonin hormonu yüksek dozda salgılanırken uyumak vücudumuz için çok önemli. Bu vakitler uyumak pek çok fiziksel hastalıktan koruduğu gibi ruhsal iyileşmenin de sağlandığı bir vakit. Kısacası uyku bizim hem fiziksel hem ruhsal olarak iyileştiğimiz çok önemli bir an.

İslam, yemek içmek gibi pek çok şeyi düzenlediği gibi uykumuzu da düzenler. Zira uyku düzeni ibadetlerimiz için de önemlidir. Bir mümin yatsı namazından sonra yatmalı ve sabah namazı ile güne başlamalıdır. Bu iki vakit arası bizim biyolojik olarak uykuda olmamız gereken saatlerdir. Seher vakti denilen vakitte uyumak günün bereketini kaçırdığı gibi uyanmamız gereken zaman diliminde uyumaya devam ettiğimiz için zararlıdır da.  Hikmet gözüyle bakarsak sağlıklı bir uyku sağlıklı bir hayatı, sağlıklı bir ibadet hayatı da sağlıklı bir uykuyu bizlere sağlar.

Maalesef günümüzde ise uyku üzerine durulmayan, önemsenmeyen bir konumda. Halbuki sağlıksız bir uyku insanı sadece fiziksel olarak değil mental olarak da etkiler. Diyelim ki biyolojik saatine uymayan mesela geceyi ayakta geçiren sabaha karşı uyuyan ya da çok kısa veya çok uzun saatler uyuyan bir insan olsun… bu her iki durumda da vücut iyileşmesini sağlayamadığı için kişi çok yorgun, halsiz ve depresif kalkacaktır. Bu hal devam ettikçe kronik bir yorgunluk ve fiziksel sağlık problemleri ortaya çıkacaktır. Bu da kişinin zihin yapısını bozacak ve doğru bir muhakeme yapamayacak duruma getirecektir. Sürekli depresif halde bulunan ve ruhsal olarak sıkıntı yaşayan insan en yakınlarından başlamak üzere çevresiyle çatışma halinde olacak; sokakta, markette, toplu taşıt da patlayacak bir bomba gibi gezecektir.

Halbuki sağlıklı bir uyku uyumuş bir kişi dinlenerek ve uykudan şifa bularak kalkmış olacaktır. Biyolojik saatine göre uyumuş bir kimse seher vaktinde uyanmış olacak ve seher vaktinin bereketinden faydalanacaktır. Atalarımızın dediği gibi erken kalkan yol almış olacaktır. Dingin bir ruh haliyle kalktığı için insanlarla çatışması azalacak, olaylar karşısında verdiği tepkiler sağlıklı bir hal alacaktır. Böylece düzenli bir uyku hayatı, hayatımızı düzene sokacak, yaşadığımız şu hız dünyasında yavaşlama imkânı doğuracaktır. Bu imkânı bulan kişi, her sabah işe- okula koşarak gitmeyecek, kendine ve sevdiklerine zaman ayıracak vakti olacaktır.

Şimdi yazımızın başındaki mesaja geri dönelim.

Uykusunu düzgün almamış, fiziken ve ruhen yorgun bir müminin bırakın ibadetlerini yapacak halinin kalmasını kendine hayrı kalır mı?

Sağlıksız bir uyku nedeniyle muhakeme yeteneği bozulmuş, sadece günü geçirmek için yaşayan bir insanın zalime karşı duracak bir tavrı, diyecek bir sözü olabilir mi?

Sağlıklı bir uyku uyamayan müminin işlerinde başarılı olması, bilim ve teknolojide çığır açması beklenebilir mi?

Uyku adabı bahsi sandığımızdan daha kıymetli. Ve eğer kıymetini bilseydik ailelerimiz tuvalet eğitimine verdiği önemden daha çok çocuklarının uyku eğitimine odaklanırlardı.