Her sabah kapımı çalan kadim bir dosttur benim gazetem. Evime gelen umuttur, berekettir. İçten, samimi, sıcak bir selamlaşmadır benim gazetem. Varlığı bile gülümsemeye sebeptir...
Şu dünyada kaç şey gururlandırır, kaç isim yüreğini sıcacık eder ki insanın Değerler değerini yitirmiş, tüm kıymetli şeylerin içi koflaşmışken, birçok kişi birileri yüzünden hayal kırıklığı yaşarken, güvendiği dağlarda çığlar altında kalırken birçokları... Her geçen gün adını daha gururla söylediğim, yanımda taşımaktan onur duyduğum en önemli sebebimdir MİLLİ GAZETEM. Sahip olduğu değerlere verdiği ehemmiyetle sürekli değerini artıran, önemini ve kıymetini her yeni sayıda daha iyi kavradığım olmazsa olmazımdır benim. Hayal kırıklığı yaşatmayan güven duygumu sürekli tazeletendir...
Daha ben uyanmadan uyanmıştır o. Belki de hiç uyumamıştır. Tüm uyuyanları uyandırmak için kırk yıldır uyanık kalan, insanlık için gözünü kırpmayandır benim gazetem. Ayaktadır, uyanıktır ve “Siz de uyanın ey insanlar” diye haykırmaktadır her daim. Mağdura ve mazluma şefkat, zalime ve zulme tokattır benim gazetem. Sevdiğini Allah için seven, kızdığına Allah adına kızandır. Haktan taraftır. Bîtaraf olanın bertaraf olacağını bilir çünkü. Taraftır ve bunu haykırmaktan da hiç çekinmez. Hiçbir şartta kısmaz sesini, kimseye göre değiştirmez kendini. Fırtınalarda savrulmayan, menfaat nerde, güç kimdeyse ona yandaş olmayandır benim gazetem. Hep Hakkın safında, halkının ve haklının yanında olandır.
Gördüğü bir kötülüğe en derinden buğz eden, buğz etmekle kalmayıp o kötülük ortadan kalkıncaya kadar hem diliyle hem eliyle mücadele edendir benim gazetem. Sebebi ziyaretini bildiği Papaların gelmemesi için uğraşan, ahlaksız davetleri kamuoyunun vicdanına bırakan, gidilen ters istikametleri o yolu yürüyenlere de gösteren, nerde yanlış giden bir şey varsa onu düzeltmeden gün geçirmeyi ayıp sayandır.
Belki madden çok güçlü değildir. Hatta çoğu zaman zor şartlarda sürdürmüştür varlığını. Belki tirajı da yüksek değildir. Ama Hocamızın söylediği, “Hakkın kendi tesir gücü vardır” sözündeki tılsıma her an bizi şahit edendir benim gazetem.
Sadece manşetleriyle bile kaç yanlışa mani olmuştur, kaç kötü gidişi durdurmuştur… Çünkü Hz. Musa’nın asasındaki denizleri yardıran gücü, Allah’ın izniyle manşetlerinde bulmuştur. Herkes susmuş, o konuşmuştur. Herkes kendi rahatı, kendi menfaati için birilerinin sırtını sıvazlarken o zülfü yâre dokunmuştur. “Nefret saçan gazete” olarak yazılmıştır adı. “Aşırı dinci gazete” demiştir bazıları. Şikâyet edilmiştir ahlaksızlık dolu toplantılarda. Batılın gözüne battıkça, Hakk’ın nazarında değeri artandır benim gazetem. İfsat odaklarına şikâyet edilmeyi şeref bilen, “Batıla ve şer odaklarına nefret söyleminde ilk sırada gelen gazete” olmakla övünendir...
Sadece Türkiye’nin değil, tüm İslam coğrafyalarının sesidir, umududur benim gazetem. Arakan’dır, Suriye’dir, Somali’dir… Iraktır, Lübnan’dır, Mısırdır... Kimsenin sahip çıkmadığı Doğu Türkistan’dır. Herkes yüzünü onlardan çevirmişken, yaşanan zulümleri ve bu zulümleri yapan zalimleri tüm dünyaya işaret eden; buna karşı tek yumruk haline gelmiş İslam ümmetinin duruşunu da şer odaklarına gösterendir benim gazetem. Müslüman Kardeşlerin samimi bir dostu, Hamas’ın yürekten arkadaşıdır. Söylemde de, eylemde de mücahittir ve mücahitlerle birdir. Kudüs’ü sevdası sayan, Filistin’i Müslümanlık kavgası olarak gören, Mescid-i Aksa’nın fedaisidir benim gazetem.
Lanetli kavim İsrail’i, dünyayı köle görüp sömüren Siyonizm’i, onlara gönüllü askerlik eden Amerika’yı ve işbirlikçilerini kırk yıldır insanlara anlatandır. Uyarandır, uyandırandır. İnsanların hüsranda olduğunu bilen, bunun için sürekli Hakkı ve sabrı tavsiye eden ilahi bir vahyin tecellisidir benim gazetem. “Hak geldi batıl zail oldu” bayrağını surlara dalgalandırandır.
Kelimelerle ifade edilemez bu sevgi. Cümlelere sığdırılamaz bu gurur. Öyle bir sevdadır ki benim gazetem, kırk yıldır çizgisinden zerre sapmamıştır. Davasının gazetesi, Hocasının göz bebeğidir. “Bana ne Amerika’dan” diyebilen bir zihniyetin haykıran sesi, konuşan dilidir. Kınayanın kınamasından korkmamak dendiği zaman ilk akla gelendir.
Ahlâk erozyonuna işaret eden, gençliğin içinde bulunduğu içler acısı durumu gözler önüne serendir. “Toprak kayıyor” uyarılarını her anne babanın kulağına ve yüreğine yerleştirendir. Bonzai belasını, gencecik yürekleri nasıl kendine esir ettiğini gündem eden ve gerekli mercilerce adım atılmasına vesile olandır.
İfsad dolu dizileri gündemine taşıyan “Bu kadarcıktan da bir şey olmaz canım” diyen güya muhafazakâr kalemlere inat, kalemini Hak için kullanan ve Allah adıyla, İslam adıyla zerre kadar da olsa dalga geçilmesine, alaya alınmasına müsamahası olmayan, onlarla savaşmayı cihad görendir benim gazetem. Günlerce manşetine taşıdığı ve kamuoyunda gerekli ilgiyi uyandırdığı için birçok yetkiliyi gereken adımı atmaya ve sorumlu kişileri konuşmaya mecbur bırakıp yozlaşmayı önleyendir.
Evet, görünüşte belki yalnızca bir gazetedir. Ama aslında büyük bir davadır Milli Gazete. Okurlarının sevdasıdır. Gönül verenlerinin, “Acaba yarın neyle oturacak gündeme” dediği heyecanlı bekleyişidir. Şefkatli bir doktor gibi tedavi eden, manevi kirlerimizi arındıran en önemli temizlik reçetesidir. Şerre fren, hayra motordur Milli Gazete...
Son günlerde ardı ardına yaşanan gelişmeler bize bir kez daha yürekten Elhamdülillah dedirtti. Cenab-ı Hakk’a bir kez daha şükürler ettik böyle bir gazeteye gönül verdiğimiz için. Bir kez daha gurur duyduk evlerimizde, iş yerimizde, elimizde, dilimizde, kalbimizde bu gazeteyi taşıdığımız için. Rabbim gazetemizi de, bizleri de dosdoğru istikametten ayırmasın…