Üvey anneyi Pamuk Prenses masalıyla tanıdık. Babayı

kandırarak evlenen hain bir kadın, ardından dünyalar güzeli minik prensese

eziyet eden cadı.

Masallar okumaya devam ettik. Külkedisinin üvey annesi

ve üvey kardeşlerinin oyunları ve kötü davranışlarıyla tanıştık.

Hansel ve Gratel ekmek parçalarını takip edemediği için

kaybolurken ormanda, bizler evdeki üvey annenin niçin bu yavruları evden atmak

için hileye başvurduğunu anlayamadık bile.

Türk filmlerinin üvey baba karakterleri kazındı zihnimize.

Alkol alan ve üvey kızına sarkıntılık eden üvey babalar kâbusa döndü

bilinçdışımızda.

Çocuğuyla baş edemeyen anneler "Hıhh... siz böyle

davranın, ben alıp başımı gideyim, babanız olacak getirsin bir üvey ana

başınıza, görün gününüzü!" tehdidiyle eğitim adına travmalar oluşturdu

ruhlarımızda. 

Bu mudur üvey annelik, bu mudur üvey babalık

Elbette değil!

Öncelikle hemen söyleyeyim, boşanmaların, ölümlerin ve

yeniden evlenmelerin bu kadar çok olduğu bir dünyada, üvey anne/üvey baba

travması oluşturacak türden konuşmalar yapmak son derece yanlış. Çünkü evlilik

bir "durum"dur. İnsanlar yaşamlarının bir bölümünde birileriyle

evlenir, zaman içinde mutlu olmadığına karar verirse ayrılır. Ayrılmış olmak da

bir durumdur. Ayrılan kişiler, bundan sonraki adımlarını yeni bir hayat

arkadaşıyla atmak isteyebilir. Evlenen kişilerin, yeniden nefes almak, yeni

biriyle soluklanmak isteyen kişilerin önceki ilişkilerinden evlatları vardır.

Bu evlatlar artık birbirinin koruması ve birbirinin kollamasına geçmek

zorundadır.

Siz henüz ortada fol yok yumurta yok aşamasında,

çocukların bilinçdışına üveylik kavramını travmatize ederek yerleştirirseniz,

evlatlar içine gireceği yeni hayat şekline alışmakta zorlanabilir. Üstelik çok

açık söyleyeyim günümüzde öyle üvey anne/üvey babalar var ki; çocuğun kendi öz

anne veya babasından çok daha yüksek performans gösteriyorlar. Onlara zaman ayıran,

oyunlar oynayan, çocuğu ve hayallerini tanımaya çalışan, arkadaşlık ilişkisi

kurabilen nice güzel insan var artık.

Günlük hayatımız bu travmayı atlatmaya başladı nihayet.

Öyle çok ölüm var ki, öyle çok ayrılık var ki... Atlatmak zorundayız ve geçmişten

beri zihnimize kazılan o "üvey" kelimesindeki iticiliği, geleceğimize

verimli ve keyifli bir ilişki olarak yerleştirmeliyiz.

İnsanlar evlenir, evliliğin devam edemeyeceğine karar

verirse ayrılır. Veya ebeveynlerden birisi hayatını kaybeder, geriye kalan eş

yeni hayat arkadaşıyla yoluna devam etmek ister. Bunlar son derece normal

günümüzde ve olması gereken doğru işleyiş bu şekilde.

Yeni moda üvey anneler ve üvey babalar çok iyi!

Farkındasınız değil mi

Sizlerden öyle çok mesaj geliyor ki; "Yeni bir evlilik

yapacağım. Müstakbel eşimin çocuğuyla sağlıklı bir ilişki yaşamak istiyorum,

neler yapabilirim, neler önerirsiniz " diye. 

Öneriler

Önerileri ortadan yazmaya karar verdim. Hepinizin işine

yarasın.

1. Evlenmeye ve belirli bir yaşa kadar büyümüş bir çocuğa

anne/babalık yapmaya karar verdiğinize göre kendinize güvenmeye başlamalısınız.

Korkmayın! Müstakbel çocuğunuz ve onun hakkında bilgi edinmeye çalışın.

Özelliklerini, sevdiği/sevmediği şeyleri öğrenin. Böylece dünyasına adım atmış,

ortak dil geliştirmek için eliniz dolu şekilde tanışırsınız.

2. Annesinin veya babasının yerine geçmeye çalışmayın.

Onunla yeni bir ilişkinin başlangıcına aday olduğunuzu hissettirin. Her anne ve

babanın çocuğunu sevdiğini, kimsenin kimsenin yerini alamayacağını, her

ilişkinin kendi içinde yeni bir başlangıç olduğunu bilmesini sağlayın. Bunun

için acele etmeyin.   

3. İstemediği müddetçe kendinize "anne" veya

"baba" dedirtmeye çalışmayın. İyi ilişki kurabilmeniz, birbirini

anlayabilmeniz, evinizden ılıman ve keyifli bir hava estirebilmeniz için zoraki

söyletilmeye çalışılan unvanlara ihtiyacınız yok ki. Önemli olan iletişimin

kendiliğinden akıp gitmesi.

4.  Gerçekleşmesi

mümkün olmayacak gereksiz hayallere kapılmayın. Kendinize ve süreci

yönetebileceğinize inancınız tam olsun; ama daha abartı hayallere kapılmayın.

Çocuk bu! Tepki verdiği siz değil, içinde bulunduğu genel ortam aslında. Olası

surat asmalar, olası inatlaşmalar sizden ziyade, sizden önceki olumsuz

yaşantıların etkisidir. Zaman içinde sağlıklı ilişki kurulur. Sabırlı olun

yeter.

5. Çocuklarla iletişim kurmanın en güzel yolu onlarla bol

bol oynamak unutmayın. Birbirinize ayıracağınız zaman, birlikte geçirilen

keyifli saatler, resim yapmalar, çizgi film izlemeler, sevdiği yerlere geziler

vb pek çok aktiviteyle ona ulaşabilirsiniz. 

Çocuk o!

6. Söyledim ya çocuk o! Art niyeti yok, kötü değil! İçine

girdiği yeni durumda kendisini güvende hissetmek isteyecektir. Oluşturduğunuz

emniyetli ortamla, ona güvende olduğunu hissettirebilirseniz gerisi

kendiliğinden gelecektir. "Korkma, her şey yolunda, eskisinden daha

güvende olacaksın." Mesajını aldığında nasılsa size karşı sempati

geliştirecektir.

7. Çocuk veya ergen farketmez, her insanın eğlenceli bir

yanı mutlaka vardır. O yana odaklanın. İyi yanlarını görmeye çalışın. Sizin de

kaygılarınız varsa, doğal olarak hep ters giden taraflara odaklanırsınız ki bu

da aranızda olabilecek olumlu havayı görmenize engel olacaktır. Eğlenceli yana

odaklanmak, ilişkilerin tümünde olumlu hava estirir unutmayın.

8. Adı "üvey" olunca kendinizi korkutmayın.

Sizin kendi öz evladınız olsa büyüme döneminde zaten bazı terslikler olacaktı

değil mi Onlar büyüyor, büyürken kendi yollarında yürümek istiyor olması

normal, merak etmeyin. Her gerilim, her terslik sizin üvey olmanızdan

kaynaklanmaz, büyüme süreçlerinin sorunları olabileceğini de hatırlayın.

9. Sizi hedef alan her can acıtma, aslında sizi hedef

almıyor, bunu mutlaka zihninize kazıyın. Çünkü siz değil, sizin yerinizde kim

olsa aynı olumsuz davranışı yapma ihtimali olabilir. Zira onun annesinin veya

babasının yerine geçen kişi gibi hissetmesi normaldir. Zamanla sizin dışınızda

bir durum olduğunu, olanların sizinle ilgisi olmadığını anlayacaktır. Ki

anlıyorlar, emin olun!

10. Öz annesi veya öz babası hakkında olumsuz eleştiri

yapmayın sakın. Geçmişte yaşanılanlar sizi ilgilendirmez, hele o konulara

girerek yorum yapmak size saygı duymamasına neden olur. Kendisi anlatsa bile

dinleyin, yorum yapmayın, sadece bundan sonra el ele vereceğinizi ve her şeyin

daha iyi olması için birlikte çabalayacağınızı söyleyin yeter.

11. En önemli uyarımı yapayım; Diyelim ki üvey annesiniz

ve aynı evde oturuyorsunuz. Arada sırada babasıyla başbaşa kalmasına, birlikte

sohbet etmelerine, hatta dertleşmelerine fırsat verin. Danışanlarımda gördüğüm

en tipik hata bu! Örneğin üvey anne, baba-kızı yalnız bırakmamak için

çabalıyor. Nedenini soruyorum, arkadan konuşmalarını istemediğini söylüyor. 

Bırakın konuşsunlar

Siz kendinizden, samimiyetinizden, evliliğinizden ve

davranışlarınızdan eminseniz bırakın konuşsunlar! Ne isterlerse onu

konuşsunlar. Kendine güveni olmayan, ilişkisine güvenemeyen kişiler, arkadan ne

konuşulacağıyla ilgili kaygı geliştirir. Aklı başında olan herkes bilir, ikili

dertleşmeler duygu basıncını rahatlatır, travmayı azaltır, sürecin daha

sağlıklı işlemesine vesile olur. Rahat olun... bırakın dertleşsin babasıyla...

Aklıma gelen önerileri yazdım, ilerde yazmaya devam

ederim nasılsa...

İşin özeti iyi niyet, şefkat ve sevgi dilini kullanmak...

Gerisi kendiliğinden gelir...

Sevgiler...