Akşam saati. Güneş, Suriçindeki minarelerin üzerinden, Boğaz a ve Üsküdar sırtlarına olanca kızıllığını yayar. Güneşin batışı, bir zaman akışı içinde hüzünle izlenir. Güneş bir kızıl topa döner, kızıllığı yakıcı değil, hüzünlü bir eriyiş gibidir. Giderek solar. Solar ve Üsküdar üzerine bir hüzün dalgası yayılır.
Boğazdan Marmara ya küçük çırpıntılarla akan sular, Üsküdar yakasını küçük dalgacıklarla döver. Balıkçılar, oltalarını son birkaç kez daha sulara atar, sonra telâşla misinalarını sararlar. Kiminde balık var, kiminde yoktur. Kimine yosunlar ve çöpler takılır. Belki de bu saatten sonra hiç gelmeyecek. Sabır ve ısrar balıkçıların bir özelliği. Balık hiç düşmese de, sabahtan akşama kadar, kurşunlu misinalar denize savrulur, suyun yüzeyinde yakamozlar oluşturacak olan o balıklar beklenir. Balıkçıların sevinçli ya da hüzünlü yüzleri görülmeye değer. Onlar, balık sepetlerini, kovalarını, torbalarını biraz daha doldurmanın duygusunu yaşarlar.
Vapur ve motorlar yolcularını iskelelere kusar gibi boşaltır. İnsanlar hep bir yöne, bulvarlara, meydana, ara sokaklara sel gibi akarlar.
Üsküdar a Kâbe toprağı denmiştir. Halide Edip, Kâbe toprağından söz eder. İstanbul, hacılarını sürekli Üsküdar dan uğurlarmış. Harem, Harem-i Şerif i anımsatıyor. Kâbe nin bir adı da Harem dir. Yahya Kemal, Fethi gören şehir olarak tanımlar. Bir iftar vakti, ezan okunduğunda, herkes evlerine koşarken, o Valide Camii civarında sokakta bir başına kalır. Ahmet Hamdi Tanpınar, Üsküdar sokaklarında gezinir, camilerin pencerelerinden içeri bakar, sanki içeri girmeye korkar, biri elinden tutar gibidir. Sezai Karakoç, sırtını Üsküdar a dayayarak bakar karşılara. Kızkulesi nden. Tarihin bir özlemi gibidir onun bakışı. Necip Fazıl, ölümle hayat, Karacahmet ile Çamlıca sırlı dünyasındadır gözleri.
Şair ve yazarlar, Üsküdar ın dünyasından beslenirler, içselleştirirler.
Ben, Üsküdar ın o akşamlı ve sırlı dünyasında, kalabalıkların arasında, duraksarım. Kentin boşalan insanları, doldur boşalt gibi bir artıp bir azalıyorlar. Bense Valide ve İskele camileri arasında, akşam ezan sesinin denizin mavi ve dalgalı sularına yaydığı yükselişi dinlerim. Bir caminin minaresinden bir müezzin başlar okumaya, duraksar, diğeri ona nazire yapar gibi karşılık verir. Dönüşümlü okurlar. Biri birinden daha güzel okur. Birinin sesi diğerinden daha farklıdır. Bu ezan hiç bitmesin istenir. Akşam ezanı çabuk ve kestirme okunur. Benim, denize yönelmem gerekmektedir. Denizin hüzünlü sularına dalarak, fethin izlenişini mi, bir kentin ve doğanın yitişini mi izlemeliyim
Üsküdar da zaman donup kalmalı mıdır Ben zamanın neresinde durmalıyım
Hayat bir hüzündür. Hüzünsüz hayat olmaz.
Üsküdar ise hep hüzünlüdür.
Üsküdar üzerine karanlık bulutlar yaydırılmak isteniyor. O asil ruhundan uzaklaştırılmak ve kendi olmaktan çıkarmanın bir çabasıdır bu. Camilerin bu denli içiçleştiği bir başka mekân yoktur. Dervişlerin ruhlarından yayılan nahiflik, o sükûnet ve sessizlik derin bir ruhlar dünyasıdır.
Üsküdar a meyhaneler tutunamıyor, içki kendiliğinden bu sokakları terk ediyor. Üsküdar afsunlanmış bir ruhlar dünyası.
Osmanlı devleti zamanında, cuma günleri tatil olduğundan, alkolikler, alkol almak için Beyoğlu na Pera ya giderler. Orası Müslüman İstanbul için Gavuristandır.
Kıyasıya bir mücadele var. Güzel ile çirkinin, iyi ile kötünün, hayırlı ile şerlinin, günah ile sevabın, doğru ile yanlışın çekişmesi yaşanır. Üsküdar tavrını hep güzelliklerden yana koyar. 1970 li yıllarda Üsküdar bakkallarında içki satılırdı. Ruhuyla buluşmaya yönelen Üsküdar, giderek kendisine musallat olan o yabancı ruhu kovdu. Anımsıyorum, annem, bir bakkala giriyor, isteklerini alıyor tezgâhın üzerine koyduruyor, birden gözleri şişelere takılıyor: "Kusura bakmayın bunları alamam". Bakkal: "Neden teyze, ne oldu " "Siz içki satıyorsunuz, sizden alamam." Okuma yazması olmayan annem, renkli soda şişelerini içki sanıyor. Bakkal yemin billah ediyor ama inandıramıyor. Üsküdar sokaklarından içki kendiliğinden çekilmişti o zamanlar. Şimdiyse zorla Üsküdar sokaklarına içki sokulmak isteniyor. Eskilerin deyimiyle gâvurlaştırılmak isteniyor.
Üsküdar munisliğin ve güzelliğin sembolüdür. O ruha dokunmayın, bırakın, kendinize benzettiğiniz yerler size dar mı geliyor