İnsan yaşadıkça hayattan çok şeyler öğreniyor. Deneyimler ve yaşanmışlıklar insanlık için önemlidir. İnsan düşer, kalkar, oyunu sürdürür, kimi zaman aksamalar ve duraksamalar olur. Bunlar, yolu yürümeye engel değildir. Yolda kalanlar mutsuz kimselerdirler. Sıradanlıklara teslim olanlar için hayattan ve umuttan söz edilemez. Öylesine yaşayıp gidiyorlar, yol ve yolculukları nereye kadar sürecekse.

İnsanın yorgun düştüğü, bezdiği zamanları da olur. Bunlar insan fiziğinin, gücünün ve ruhunun ne denli tahammül ettiğiyle ilgilidir.

Bir de kendilerini Hak yol üzere olduklarını sanıp, aslında kendilerini aldattıkları veya aldandıkları olanlar var. Bunlar belki de bir toplum için en anlamsız kimselerdirler. Hayatın zorluklarını göze almayan, sadece bulunulan ortam ve koşullarda varlıklarını sürdürme derdinde olanlardır. Öylesine idare ediyorlar. Güç neredeyse orada bulunmayı yeğlerler. Kalabalıklarla birlikte koşarlar.

Kimileri de vardır ki, onlar çokbilmiş kişilerdir. Her konuda kocaman laflar ederler. Kitleleri mutsuzluğa sürüklerler. Bütün olumsuzlukları kendilerine toplamış gibidirler.

Sosyal medya kentinde, kasabasının bulvarlarında gezinirken bu tiplerle sık karşılaşılır. Kendileri hiçbir şey yapmadıkları gibi çok şey yapmış gibi görünürler. Öte yandan insanları kendi bezginliklerine kitleleri de dahil ederler.

Yol üzerinde olan, hakikat peşinde olanlara dönük öylesine yaklaşımlarda bulunurlar ki sadece kendilerini değil, başkalarını da umutsuzluklarına katarlar.

Gazze direnişi insanlığa çok şeyi hem gösterdi hem de öğretti. İnsanların kimlerin çok yüzlü olduklarını, kimilerinin hayali ve hamasi duygularla sadece kendilerini ayakta tuttuğu, kimilerinin de gerçekte ne denli acı çektiğini, çırpındığını görüyoruz.

Acısı ve derdi olmayanlar için davanın bir anlamı ve önemi olamaz. Bunları bilse zaten acılar içinde kıvranır, neler yapabileceğini göstermeye çabalar.

Hayatın içinde olmak, hayatı bütün yönleriyle yaşayanlar için her an değerlidir. Ellerinden geldiğince de anlamlandırmaya çabalarlar. Hayatın önemi, değerli olanı dolu geçmiş olmasıdır.

Umutsuzluk, insan için yıkımın başlangıcıdır. Umutsuzluk, derdi ve davası olmayanların bir hayat tarzıdır. Umutsuzluk ve karamsarlık, bulaşıcı bir hastalıktır. Bu sadece kendilerini değil, başkalarını da etkiler. Umutlarını yitirenler, dert ve davaları olmayanlar insanları oyalamaya bakarlar. Türlü bahaneleri olur. Kitleleri yanıltmak için çeşitli yollara başvururlar. İdeal üzere olanları yollarından etmeye, uzaklaştırmaya görevli gibidirler.

Gazze Müslümanları, insanlığa büyük bir ders veriyor. Evleri başlarına yıkılsa da, egemenlerin en güçlü silahlarını, insanlığı yanıltmak için medya güçlerini kullansalar da umudun ve geleceğin temsilcileridirler. Bu durum sadece Müslümanlar için değil, insanlık için de yol göstericidir. Yılmamayı, umutsuz olmamayı, her güce ve olumsuzluğa direnmeyi öğrettiler.

Korkak olan Müslümanlara cesareti gösterdiler. Çok yüzlülüklerini sergilediler. Bu sadece Müslümanlar için değil, insanlık için bir umuda dönüştü.

Hakikat mücadelesinde olan Gazzeliler insanlık onuru adına direniyorlar. Onların çığlıkları, ah ve eninleri zaten yeri ve göğü sarsıyor. Katı kalpli, kör bakışlı ve sağır insanlığı uyandırmak ve onların da bir direnişe katılmalarını gösteriyorlar.

Emperyalizmin uzun süreli hedefleri var. Şimdilik öncelikle göz kestirdiklerine saldırıyorlar. Bunun sıralaması vardır. Köleleşen ve uyuşan toplulukları yenmek çok daha kolaydır.

Umut, insanın geleceği ve onurudur. Gazzeliler, umut ve onur abidesini yükseltiyorlar. Gelecek hem bu dünya da hem de ötede onlarındır.