Fethullah Gülen’in onursal başkanlığını yaptığı Kültürlerarası Diyalog Platformu (KADİP), 13 Mayıs 2004 tarihinde Mardin Kasımiye Medresesi’nde düzenlenen Dinler Arası Diyalog Sempozyumu’nun ardından tüm Türkiye’de benzer programlar yapmaya başladı.

Kültürlerarası Diyalog Platformu’nun (KADİP) düzenlediği “Dinler ve Barış Uluslararası Sempozyumu” skandal görüntülere sahne olmuştur. Temsili kurulan Sırat Köprüsü’nden papazlar, hahamlar, imamlar ve dönemin Diyanet İşleri Başkan yardımcıları birlikte geçmiştir.

Şanlıurfa’da düzenlenen sempozyumda Teksas Üniversitesi’nde sosyoloji profesörü olan Hristiyan Lester Kurtz ile Müslüman kimliği taşıyan gazeteci Meryem Kurtz’un nikâhı haham, papaz ve müftünün huzurunda kıyıldı. Dahası, Lester Kurtz hem Hristiyan hem de Müslüman olduğunu ilan etti. Bu olay 15 Nisan 2010 tarihli Zaman gazetesinde “Diyalogdan düğüne” manşetiyle gururla haberleştirildi.

Hoşgörü adı altında düzenlenen sempozyumlar, açılan dinler bahçeleri sadece Şanlıurfa’yla sınırlı değildi elbette. İstanbul, İzmir, Antalya, Hatay ve Mardin’de benzer programlar yapıldı. Sadece bu da değil; İzmir Alaçatı’da bulunan Pazaryeri Camisi’nin içinde kilise yapıldı.

Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü kılıfı altında şu ifsadlar da yapılmıştı:

Mardin’in Nusaybin ilçesinde, Mor Yakup Kilisesi ile Zeynelabidin Camisi’nin bir mekânda buluşturulması amacıyla uygulamaya konulan ‘‘İnanç Parkı Projesi’’ kapsamında kazı çalışması başladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Mardin Valiliği, Nusaybin Belediyesi ve Süryani cemaatince başlatılan proje ile Mor Yakup Kilisesi ve Zeynelabidin Camisi’nin yeniden düzenlenerek ortak bir mekânda buluşturulması hedeflenmişti.

Yine, 25 Eylül 2010 tarihinde Mardin’de medresenin içinde defile düzenlendi. Vali Hasan Duruer’in izniyle modacı Cemil İpekçi’nin organizatörlüğünde halkın “büyük rezalet” diye tepki gösterdiği defile, Mardin’deki tarihi Kasımiye Medresesi’nde yapılmış ve halkın büyük tepkisini çekmişti.

Gülen yapılanmasının kendilerini yıllarca “hizmet” hareketi olarak lanse etmesi boşuna değilmiş. Bu hizmetkârlığın İslâm’dan çok “Dinlerarası Diyalog” fitnesine hizmet olduğu geçen süreçte daha iyi anlaşıldı…

Dinlerarası Diyalog hizmetkârlığında Gülen yalnız değildir. KADİP, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, Abant Platformu, Zaman gazetesi, Aksiyon dergisi, kısacası yapının bütün aparatları, bu hizmette pay sahibidir. Bundan da öte, yapının mühiplerinin bireysel hizmetkârlıklarını da görmekteyiz.

Hüseyin Gülerce, Diyalog fitnesinin pagan Hind ve Çin dinlerini de içine alacak şekilde gelişmesini arzu ettiğini şöyle ifade etmiştir:

“2000’li yıllar, sadece İbrahimi dinler arasında değil, diğer dinler arasında da, eski Hind ve Çin dinlerini de içine alacak şekilde gelişen diyalog teşebbüslerine şahitlik edecektir” (Gülerce, Zaman gazetesi, 23.03.2000).

Zaman gazetesi yazarı Ahmet Kurucan, “Niçin Diyalog” kitabında “Bugün bazıları gerçek anlamda ehl-i kitap kalmadığını, peygamberlerini hâşâ! Allah’ın oğlu kabul ettiklerini, haham ve papazlarını Rab edindiklerini ileri sürerek diyaloğa karşı çıkmalarını temellendirmiş oluyorlar. Oysa biz, söz konusu iddiaların temelsiz olduğunu düşünüyoruz” demektedir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in nübüvvetinden sonra gelmiş, davete icabet etmemiş, sapkınlıklarına devam etmiş Yahudi ve Hıristiyanlarla diyalog İslâm’a göre merdud iken, Hind ve Çin dinleri gibi putperest pagan inanışların da aynı kategoriye sokulmaya çalışılması, Dinlerarası Diyalog fitnesinin genişleme eğiliminin nerede duracağının dahi kestirilemeyecek tehlikeli bir fitne olduğunu göstermektedir.

Hasılı, Dinlerarası Diyalog fitnesiyle, her türlü sapkın inanışla mukaddes İslâm dininin aynileştirilmeye çalışılması en büyük kötülük olsa gerektir…

(Devam edecek)