Giriş
Taksim Gezi parkı eylemleri ile başlayan Kadife Darbenin
Dershaneler, Hukuk savaşları ve TIR operasyonları aşamalarında ortaya çıkardığı
en ciddi sıkıntı, Kadife darbenin, Gülen hareketi tarafından yürütülüyor
kanaatinin oluşması ile iki büyük camianın karşı karşıya getirilmiş olmasıdır.
Bu sürecin diğer önemli bir sonucu da, siyasi iktidarın rüşvet -yolsuzlukla;
Gülen hareketinin de, küresel, karanlık güç merkezlerinin taşeronluğu ile
özdeşleştirilmesi olgusudur. Kadife Darbenin beyin takımı olup birinci halkada
yer alan küresel Siyonist güç ile ikinci halkada yer alan Türkiye deki
işbirlikçi mason, Siyonist, sabatayist ve baronlardan oluşan güç, AKP ve Gülen
hareketi üzerinden tüm Müslümanları kapsayan bir psikolojik harekât
yürütmektedir. Bu iki camianın çatışması körüklenmekte ve aynı zamanda bu iki
camia üzerinden bir kirletme operasyonu yürütülmektedir. Bu iki camianın karşı
karşıya getirilmesinin durdurulamaması, sadece oyun kurucuların mahareti ile
ilgilidir Her iki yapının, ilahi sünnete aykırı bazı tutum ve davranışlarının
bu karşılaşmada bir etkisi var mıdır
Burada ikinci sorunun cevabı aranmaktadır.
Genel Olarak Toplumların Helaki
İslam âlimleri, Hz. Peygamber (sas) in, Hud süresi benim
saçlarımı ağarttı demiş olmasını iki ana sebebe bağlarlar: 1. Bu sürede
tarihte helak olmuş değişik kavimlerin isimleri zikredilerek helak şekillerinin
verilmiş olması. 2. Hud Süresi 112-113. ayetlerde Sen, beraberindeki tevbe
edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Aşırı gitmeyin, doğrusu Allah
yaptıklarınızı görür. Zulmedenlere eğilim göstermeyin, yoksa size ateş
dokunur. Şeklinde yapılan bir hitapla Hz. Peygamberin sadece kendisinden
sorumlu tutulmayıp tabi olanlardan da sorumlu olduğunun ifade edilmiş
olmasıdır. Hud 116. ayette, fazilet sahibi kimselerin fesadı önleme
mecburiyetinin olduğu ve zulmedenlerin ise, içinde bulundukları refahın peşine
düştükleri belirtilmektedir. Hemen ardından gelen ayette (Hud 117) ise Halkı,
ıslah eden kimseler iken, senin Rabbin o ülkeleri zulm ile helak edecek değildi.
Açıklaması yapılarak Fesad - Zulüm - Islah Etme/Etmeme - Helak Olma/Etme
denklemindeki önemli bir kanuniyete, ilahi bir sünnete işaret edilmektedir.
Kendilerine gönderilmiş olan peygamberlerinin davetine
icabet etmeyip onlara direnen, onlarla savaşan ve peygamberlerini öldürmeye
kalkan toplulukların helak edilme nedenleri ve helak şekilleri farklıdır. Bu
nedenler ve helak şekilleri, Kur an-ı Kerim in değişik ayetlerinde ve Hz.
Peygamberin değişik hadislerinde anlatılmaktadır. Hz. Peygamberin benim
saçlarımı ağarttı dediği Hud süresinde, helak olmuş kavimlerle ilgili genel bir
hatırlatma yer almaktadır:
Nuh Kavmi: 11 Hud 25-49
Hud(Ad) Kavmi: 11 Hud 50-60
Semud Kavmi: 11 Hud 61-68
Lut Kavmi: 11 Hud 69-83
Şuayb (Medyen) Kavmi: 11 Hud 84-95
Firavun: 11 Hud 96-99
Kur an-ı Kerim değişik süre ve ayetlerinde bu toplumların
Peygamberleri ile yaptıkları tartışmalara, mücadelelere ve helak edilme
sebeplerine ve helak edilme şekillerine yer verilmektedir. Ayetlerden hareketle
Helak edilme nedenlerini aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:
Şirk Koşmak - Allah tan Başkasına Kulluk Etmek - İbadet
Etmek: Nuh Kavmi (11 Hud 26; 23 Müminun 23)
Allah ı Önemsiz Kabul Etmek - Unutmak: Şuayb Kavmi (11
Hud 91, 92)
Peygamberi Yalanlamak: Nuh Kavmi (25 Furkan 37)
Kulları Şaşırtıp Saptırmak: Nuh Kavmi (71 Nuh 27)
Eşcinsellik: Lut Kavmi (7 Araf 80-84; 11 Hud 77-83; Neml
54-58, 29 Ankebut 28, 30,34; 26 Şuara 160- 174)
Yol Kesmek: Lut Kavmi (29 Ankebut 29)
İfsad Etmek: Şuayb Kavmi (11hud 85, 7 Araf 85-90 ; 7 Araf
73-79, 43 Zuhruf 54)
Lut Kavmi (21 Enbiya 74; 29 Ankebut 30,34)
Nuh Kavmi (51 Zariyat 46)
Semud Kavmi (11 Hud 85; 26 Şuara 152; 11 Hud 62)
Fıravun Kavmi ( 7 Araf 103; 27 Neml 14; 28 Kasas 4)
Karun (28 Kasas 76-83)
Terazi Mizan Bozukluğu: Şuayb Kavmi (11 Hud 91,92; 11hud
85, 7 Araf 85-90 ; 7 Araf 73-79, 43 Zuhruf 54)
Zulüm- Zorbalık - Kibir Büyüklenme, Azgınlık: Hud Kavmi
(11 Hud 59-60; 26 Şuara 128-130; 41 Fussilet 15)
Firavun Kavmi (2 Bakara 49; 7 Araf 123-127; 11 Hud 91; 43
Zuhruf 54)
Karun (28 Kasas 76-83)
Nuh Kavmi (11 Hud 37,44; 25 Furkan 37; 23 Müminun 27; 29
Ankebut 14; 11 Hud 27-31; 53 Necm 52)
Refahtan Şımarıp Azmak: Sebe Halkı (34 Sebe 15-22), Karun
(28 Kasas 76-83)
Bölünmüşlük: Semud Kavmi (27 Neml 45), Fıravun Kavmi (28
Kasas 4)
Ölçüsüzce Davranmak: Semud Kavmi (26 Şuara 151), Lut
Kavmi (26 Şuara 166), Nuh Kavmi (71 Nuh 27)
Çeteleşmek: Semud Kavmi (27 Neml 45-52)
Bu ayetler incelendiğinde, toplumların helakına neden
olan etkenlerin bir kısmı ortak; bir kısmı de sadece o topluma özgü olduğu
görülmektedir.
Toplumların Helak Edilme
Şekilleri
Kur an-ı Kerim bazı ayetlerde, isim vermeden helaki hak
etmiş toplumlardan bahsetmektedir. Söz konusu ayetlerde, genel olarak
toplumların helak edilme şekillerine de yer verilmektedir (6 Enam 65; 7 Araf
84; 11 Hud 82; 26 Şuara 173-174). De ki: «O, size üstünüzden ya da
ayaklarınızın altından azap göndermeye veya sizi parça parça birbirinize
kırdırıp kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya güç yetirendir.» (6 Enam 65)
ayetinde, üsten gelen azap, ayakların altından gelen azap ve parçalara ayırıp
birbirine kırdırma şeklinde üç farklı cezalandırma şeklinden bahsedilmektedir.
Üsten ve ayakların altından gelen cezalandırmada azap kelimesi kullanılırken;
parçaları bölüp birbirini kırdırmada, şiddeti tattırma kullanılmaktadır.
Kur an-ı Kerim in bazı yerlerinde ise, isim vererek
toplumların, kişilerin cezalandırılma/helak edilme şekilleri anlatılmaktadır:
Firavun ve Askerleri: Suda Boğulma, Yerle Bir Edilme (2
Bakara 50; 7 Araf 136; 26 Şuara 60-66)
Nuh Kavmi: Tufanla Yok Etme (7 Araf 59-64; 10 Yunus 71-
73; 11 Hud 42,43; 54 Kamer 11-14)
Karun: Yerin Dibine Geçirme (28 Kasas 81-82)
Lut Kavmi: Damgalanmış Taş Yağdıran Kasırga (11 Hud
82,83; 51 Zariyat 33; 15 Hicr 74)
Yerin Üstü Altına Çevrildi (11 Hud 82; 15 Hıcr 74; 53
Necm 53,54)
Korkunç Bir Çığlık (15 Hıcr 73; 54 Kamer 38)
Sebe Halkı: Arım Seli (34 Sebe 16,19)
Fil Ashabı: Ebabil Kuşları, Pişirilmiş Balçık Taşlar (105
Fil 1-5)
Antakya Halkı: Tek Bir Çığlık (36 Yasın 29)
Medyen Halkı(Şuayb Kavmi): Dayanılmaz Bir Ses Ve Sarsıntı
(7 Araf 91,92; 11 Hud 94,95; 29 Ankebut 37)
Semud Kavmi: Dayanılmaz Bir Ses Ve Sarsıntı, Yıldırım (7
Araf 78; 11 Hud 67; 15 Hıcr 83; 41 Fussilet; 54 Kamer 31)
Hud Kavmi: Kulakları Patlatan Bir Kasırga (41Fussilet 16;
54 Kamer 18-22)
Muhammed (SAS) Ümmetinin Helak şekli
Hz. Peygamber(SAS), bu helak şekillerinden ve Hud süresi
112. ayette sorumlu tutulduğu kendine tabı olanlardan hareketle, ümmetini
koruma amacıyla, Allah a yaptığı değişik dualarda, helak şekillerini de
belirterek, Ümmetinin helak edilmemesini talep etmiştir. Bu dualara verilen
cevaplardan, Hz. Peygamberin taleplerinin bir kısmının kabul edilmediği
anlaşılmaktadır:
Resûlullah
(aleyhissalâtu vesselâm): Rabbimden üç şey talep ettim. İkisini verdi, birini
geri çevirdi:
Rabbimden ümmetimi umumi bir kıtlıkla helak etmemesini
talep ettim, bunu bana verdi.
Ümmetimi suda boğulma suretiyle helak etmemesini diledim,
bana bunu da verdi.
Ümmetimin kendi aralarında savaşmamalarını da talep
etmiştim, bu geri çevrildi. (1)
Burada Hz. Peygamber umumi kıtlıkla , suda boğulma ve
birbiri ile savaşma şeklinde üç ceza/helak edilme şeklini dile getirmektedir.
İlk ikisi ile ümmetinin helak edilmemesi kabul edilmiş; üçüncüsü, yanı birbiri
ile savaşarak birbirlerini kırmamaları kabul edilmemiştir.
Açık olarak helak kelimesi geçmemekle beraber yukarıdaki
hadisi ve benzer hadisleri göz önüne aldığımızda, aşağıdaki hadiste de, Hz.
Peygamber, Allah tan ümmetinin dört şeyle cezalandırılmamasını talep
etmektedir:
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): Ümmetimden dört
şeyi kaldırması için Allah a dua ettim. Rabb Teâla bunlardan ikisini kaldırdı,
diğer ikisini kaldırmadı.
Ben ümmetimden gökten taş yağması, yerin yarılması,
aralarında ayrılıklara düşüp parçalanmaları, birbirlerinden sıkıntı azabı
çekmeleri şeklinde gelebilecek cezaların kaldırılmasını dilemiştim.
Allah taş yağma ve yer yarılma cezalarını kaldırdı, diğer
ikisini kaldırmaktan imtina etti.
Burada, aralarında ayrılıklara düşüp parçalanmaları ile
birbirlerinden sıkıntı azabı çekmeleri cezaları kaldırılmamış; taş yağması
ve yer yarılması cezaları ise kaldırıldığı belirtilmektedir.
Aşağıdaki hadiste, yukarıda ki hadislerde geçen
cezalandırma şekillerine ilave olarak yeni bir cezalandırma şekli olarak
düşmanın tasallutuna uğrayarak ortadan kaldırma dan bahsedilmektedir:
Hz. Peygamber(sas):Ben (namazda) aziz ve celil olan
Allah tan ümmetim için üç şey talep ettim. Allah bunlardan ikisini verdi,
birini vermedi.
Ben Allah tan ümmetime, kendileri dışında bir düşman
musallat etmemesini talep ettim, bu talebimi kabul etti.
Allah tan ümmetimi (eski ümmetler gibi) toptan suda
boğarak helak etmemesini talep ettim. Allah bunu da kabul etti.
Allah tan ümmetimin kendi aralarında savaşmamalarını
talep ettim, Allah bunu reddetti. (2)
Yukarıdaki üç hadiste geçen cezalandırma şekillerini,
aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:
Umumi bir kıtlıkla helak etme,
Suda boğulma ile helak etme,
Gökten taş yağması ile helak etme,
Yerin yarılması ile helak etme,
Kendilerinden başka bir düşmanın tasallutuyla yok edilme,
Aralarında ayrılıklara düşüp parçalanmaları ile
cezalandırma,
Birbirlerinden sıkıntı azabı çekmeleri ile cezalandırma,
Kendi aralarında savaşmaları ile cezalandırma.
Muhammed ümmeti bu sekiz farklı cezalandırma şeklinin ilk
beş tanesinden muaf tutulmuş son üç tanesinden ise muaf tutulmamıştır.
Muhammed Ümmetinin Cezalandırılma/Helak Olma
Şartları/Sebepleri
Bu noktada sormamız gereken soru, Helak
edilme/Cezalandırma şartları/Sebepleri ne zaman oluşmakta, hangi durumlarda
ilahi sünnet tecelli etmektedir Sorusudur. Bunun için Kur an da helak olmuş,
geçmiş kavimlerin yukarıda ifade edilen şartlarının tezahür etmesi yeterli
olmaktadır. Bununla beraber, aşağıdaki hadislerde bazı özel şartlara yer
verilmektedir:
Nebî sallallahu
aleyhi ve selem: Yedi helâk ediciden kaçının!
Sahâbîler: Ey Allahın Resûlü! Bunlar nelerdir diye
sordular.
Hz. Peygamber:
Allah a ortak koşmak, sihir (büyü) yapmak,
Allah ın haram kıldığı bir nefsi haksız yere öldürmek,
faiz yemek,
yetim malı yemek,
savaş meydanından kaçmak,
evli, namuslu ve hiç bir şeyden haberi olmayan kadınlara
zina isnad etmektir, buyurdu. (3)
Bugünün Türkiye sinde faiz, yetim malı yemek, zinayı suç
kabul etmemek ve namuslu insanlara iftira etmek doğallık arz etmeye
başlamıştır. Tv kanallarından bu konularda pislik akmaktadır.
Allah ın cezalandırma ya da helak etme nedenleri arasında
en çok dikkat çeken neden, İslam toplumu içerisinde kötülüklerin çoğalması
durumudur:
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): İnsanlar,
günahları çoğalmadıkça helak olmayacaklardır. (4).
İnsanlar arasında günahların çoğalması helak olma nedeni
olarak gerek şarttır, ancak yeter şart değildir. Yeter şart, günahların çoğalıp
yaygınlaştığı bir toplumda, iyiliği emredip kötülükten alı koyan
kişi/grup/teşkilat/cemaat/hareketin var olmamış olmasıdır. Aşağıdaki hadisde bu
gerçeği görmekteyiz:
Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem): Canımı gücü ve
kudretiyle elinde tutan Allah a yemin ederim ki, ya iyilikleri emreder ve
kötülüklerden nehyedersiniz ya da Allah kendi katından yakın zamanda üzerinize
bir azab gönderir. Sonra Allah a yalvarıp dua edersiniz ama duanız kabul
edilmez. (5)
Böyle bir toplumun içerisinde iyiliği emredip kötülükten
alıkoyan kişi / grup / teşkilat / cemaat / hareketin var olmaması ve fakat o
toplumun içerisinde salih insanların olması, cezalandırmaya mani olamamaktadır:
Ümmü Seleme (radıyallahu anhâ): Ey Allah ın Resulü!
Aramızda salihler mevcut iken bizler helak mi olacağız
Aleyhissalâtu vesselâm: Evet, buyurmuşlardır, pislik
artarsa! (6)
Kirliliğin arttığı toplumlarda iyiliği emredip kötülükten
alı koyma gayreti, çabası ve çalışması olmadığı takdirde, dualar kabul
olmayacak, şerliler hayırlılara musallat olacak ve gelen azap herkese şamil
olacaktır:
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): Ya ma rufu
emreder, münkerden de nehyedersiniz, yâhut Allah şerirlerinizi hayırlılarınıza
mutlaka musallat edecektir. O zaman hayırlılarınız dua etse de duaları kabul
edilmez.
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm): Allah bir kavme
azap indirdi mi, azab, kavmin içinde bulunan herkese isabet eder. Sonra, (kıyamet
gününde) herkes niyetlerine [ve amellerine] göre diriltilirler. (7)
Ancak iyiliği emredip kötülükten alıkoyan bir topluluğun
var olması durumunda, ilahi bir cezalandırma vuku bulduğunda, iyiliği emredip
kötülükten alıkoyanlar kurtarılmakta; kötülüğü fiilen icra edenlerle
nemelazımcılar, vurdumduymazlar cezalandırılmaktadır(7Araf Süresi 163-166).
Sonuç: Niçin
Kur an-ı Kerim in değişik sürelerinde helak olmuş
kavimlerle ilgili örneklerin verilmesindeki amaç, Peygamberin hak yolda
olduğuna olan inancını sağlamlaştırmak, müminleri uyarmak ve onlara öğüt
vermektir. Böylelikle müminler, bahsedilen olaylar üzerinde tefekkür ederek
üzerlerine düşen sorumluluğun gereğini yerine getireceklerdir/getirmelidirler:
Sana peygamberlerin haberlerinden -kalbini kendisiyle
sağlamlaştıracak- doğru haberler aktarıyoruz. Bunda da sana hak ve mü minlere
bir öğüt ve uyarı gelmiştir. (11 Hud 120)
Öyleyse! İçinde bulunduğumuz ortamda iki Müslüman
camianın birbiri ile çatışmasında alınması gereken öğüt ve uyarı ne olabilir
Eğer ümmetin iki grubunun çatışması, ümmetin helak şekli
ise, bu yaşanan çatışma Allah ın bir uyarısı ve cezalandırması değil midir
Böyle bir uyarı ve cezalandırmayı hak edişin sebebi
nedir
Genelde tüm Müslümanların özelde bu iki camianın
kötülükler, çirkinlikler, hayâsızlıklar, dünyevileşme ve müstağnileşme
karşısında tutum ve tavırları nedir Mal ve makam tutkuları ne düzeydedir
Helak edilen bütün kişi ya da toplumlar, kendi elleri ile
yaptıkları işlerden dolayı cezayı hak etmişlerdir. Allah onlara zulmetmemiş,
onlar kendilerine zulmetmişlerdir(11Hud 101).
Öyleyse;
Rabbim!.. İçimizdeki beyinsizlerin yaptıklarından dolayı
bizi helak edecek misin (7 Araf 155)
Öyleyse;
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm): Onlarda, sizde helak
olmadan beyinsizlerinizin kötülüklerinden emin olun. (8)
Kaynaklar
1- Müslim, Fiten 20, (2890); Buharı, (4519)
2- Hadis No: 1200. (3951) (7187)
3- Kütüb-ü Sitte H. No: 1618.
4- Ebu Dâvud, Melahim 17, (4347); (4794).
5- Buharı H. No: 195
6- Muvatta, Kelam 22, (2, 991); Kütübü Sitte H. No:
(5905); Sahih-i Müslim deki H. No: (5128)
7- Buhârî, Fiten 19; Müslim, Sıfatu l-Cenne 84, (2879).
(5752)
8- 3:435, Hadîs No: 3894; 2046