Teknolojik gelişimin bize unutturduğu neler var neler
hayatımızda. Mesela yolu gözlenen, kapıyı çalması hasretle beklenen postacılar
vardı eskiden. Zarfın içinde özlemle yazılmış birkaç satırın hayal dünyasında
günlerce yaşayanlar için.
Mektuptan bahsettiğimi anlamışsınızdır. Sevinçlerin,
hüzünlerin; sevdanın, ayrılığın kelimelere döküldüğü kağıtlar. Yine yakmış
yar mektubun ucunu dizeleriyle şarkılara konu olan mektuplar. Sılada özlemin
dışavurumuydu onlar. Hele ki askerlikte vakit geçirmenin tek yolu, bir satır da
olsa hatta satır aralarında aranılan isimler, imalar. Mektup deyip de geçmemek
lazım aslında. Zira edebi metinlere konu olacak kadar ustaca yazılmış olanı da
vardı yasak savma kabilinden sıradan olanı da.
Hele ki aşk mektupları! Sevenlerin arasında bağ kuran,
mesafenin uzak olmasıyla daha bir anlamlı olan mektuplar. Duyguların dantel
gibi işlendiği, büyüklerin de okuyabileceği hesaplanıp satır aralarına gizlenen
duygu cümleleri. Aylardır tek bir satır bile yazmadı diye merak edilen o yâr
için gizlice gözyaşı dökmeler. Ve o hasretin sona erdiği anda gelen mektupla
sevinç gözyaşları ve o zarfı göğsüne koyarak kendinden geçilmesi çok anlamlı ve
duygusal olurdu. Ulaşan her mektup koklanır, öpücüklere boğulur, hasretle
kucaklanırdı.
Mektuplar saklanırdı her nedense. Bir zaman sonra
çıkartılarak saklanılan sineden tekrar okunurdu. Sanki biraz önce yazılmış gibi
o hayal dünyasına dalar giderdi insanlar.
Şimdi kalmadı gibi bir şey. Postacıyı görenlerin faturalar
ve icra mektupları gelir oldu akıllara. Yapmayın etmeyin mektubu kötü görmeyin
n olur!..
800 lirayla geçinirsin elbette!
Bir bakanımız 800 lira iyi para, bu parayla da geçinir insan
mealinde söz sarf etmiş. Kendilerini tebrik ederim! Ülkemizin kanayan bir
yarasına parmak bastıkları için.
İnsanımız zaten oldum olası geçinmeyi beceremiyor. Lüks
içerisinde yaşadıklarından olsa gerek ay sonunda bütçe hep açık vermekte.
Devletimiz o kadar kıt imkânı olmasına rağmen vatandaşına yaklaşık 800 lira
ücreti layık görürken birilerinin kalkıp da geçinemiyoruz demesi abesle iştigal
değil de nedir Üstelik dünyanın pek çok yerinde 40-50 dolara bir ay çalışanlar
olduğunu göz önünde bulundurursak gerçekten çok zenginiz biz çok. Hem yıllar
önce bir simit bir çay hesabı yapmakta mahir olan büyüklerimiz vardı. O zamanın
başbakanını eleştirirken kendilerinin bunu yapmayacaklarını söylemişlerdi ve
halkı da ikna etmişlerdi çay simit hesabıyla.
Şimdi nereden nereye geldik. Halkından kopuk idarecilerin
hali nasıl olur bilemem ama yok mudur bu ülkede madem geçinilebiliyormuş bu
parayla ben de maaşını 800 liraya indirdim. Böylece halkınla bütünleşebilmen
için sana fırsat sunuyorum kaçırma bunu diyecek babayiğit bir usta.
Heyhat bakan başka, gören başka hele ustalık bambaşka değil
mi
Minik bir tebessüm
Annesinden Temel e mektup
Sevgili oğlum Temel... Senin hızlı okuyamadığını bildiğim
için mektubu yavaş yavaş yazıyorum...
Artık senin büyük şehre gittiğin sırada yaşadığımız evde
yaşamıyoruz. Baban bir gazetede, İnsanların başına genellikle evlerinin iki
kilometre civarındaki bölgelerde kaza geldiğini okumuş; o yüzden taşındık...
Sana yeni adresi veremiyorum, çünkü yeni evimizde bizden
önce oturan hemşerilerimiz, taşınınca adresleri değişmesin diye kapı numarasını
söküp götürmüşler...
Geçen hafta sadece iki kez yağmur yağdı. İlki üç gün,
ikincisi ise dört gün sürdü...
Benden istediğin yeleği postaya verdim. Ancak, halan o koca
düğmelerle paket çok ağır olur deyince düğmeleri kopartıp yeleğin cebine
koyduk. Orada bulabilirsin...
Not: Sana biraz da para gönderecektim, ama zarfı bir kere
yapıştırmış bulundum... Sevgiler... Annen
Kıssadan hisse: Mektuplar en güzel duyguları bünyelerinde
barındırmaktalar. Doğal, içten ve anlamlı olurlar. Sevdiklerimizi sürekli
hatırda tutmak için her yolu denemeliyiz.
İlgilisine notlar:
Kedi nankör, tilki kurnaz, karga kindar, yılan sinsi,
insan hepsi.
Atalarının dindarlığı ile kurtulacağını zannedenler,
babalarının yemesi ile doyacaklarını zannedenler gibidirler.
Lidyalılar parayı bulmuş olabilirler ama para üstüne sakız
vermeyi biz Türkler bulduk.
Bugünkü aklım olsaydı dün yaptıklarımızı yapmazdım ama dün
yaptıklarımı yapmasaydım bugünkü aklım da olmazdı.