Bir Kadınlar Günü nü daha geride bıraktık. Peki, bu

günün kutlanması sebebiyle kadınların elle tutulur bir kazancı oldu mu

dersiniz Kadının edep, iffet, onur ve itibarını yükselten sonuçlar ortaya

çıkmasını ne kadar isterdik! Gerek Hükümet, gerekse kadın kuruluşlarının bu

anlamdaki önerilerine şahit olan var mı

Meselâ, geçtiğimiz sene Kadınlar Günü nde Almanya nın en

çok satan 3.5 milyon tirajlı  bulvar

gazetesi Bild şöyle bir vaatte bulundu: Bundan böyle, 8 Mart günü birinci

sayfamızda çıplak, müstehcen, erotik, şehevi kadın resmi basmayacağız.

Gazetenin bu kararı, Alman toplumu şartlarında takdire

değer. Ancak, şu itiraf açık değil mi : Çıplaklık, müstehcenlik, erotik ve

şehevi kadın resimleri kadını itibarsızlaştırıyor, cinsel bir obje ve meta

haline getiriyor. Söz konusu gazeteye Öyleyse, bu tavrınızı gazetenin diğer

sayfalarında ve 8 Mart dışındaki günlerde de devam ettirin demek geliyor ama,

Batı toplumunun değer yargılarını dikkate alarak böyle bir sözün ne kadar

ütopik kaçacağının farkındayım.

Ancak, halkının kahir ekseriyeti Müslüman olan Türkiye

için durum farklı. Hatta, Türkiye gibi bir ülkede çıplaklık ve müstehcenliğin

sıfır noktada olması gerekmez mi

Meselâ, Kadınlar Günü nü kutlayanların, kadın

teşhirciliğine, onu cinsel obje ve meta haline getirenlere, reklam malzemesi

yapanlara tepki göstermeyişlerini hayretle karşılamışımdır. Çıplaklık,

müstehcenlik ve teşhirciliğin kadını itibarsızlaştırıp maddi ve cinsel bir meta

haline getirdiği; huzur, mutluluk ve maneviyatını baltaladığı açık değil mi

Hatırlar mısınız Hintli kadınlar, geçtiğimiz sene

tecavüz, saldırı ve ırza geçme olaylarının yaygınlaşması üzerine olayı protesto

eden gösteriler yapmışlardı. Hintli din adamı Madoray Edhinam tecavüze uğrayan

Hintli Budist kadınlara şu çözümü göstermişti: Müslüman hemcinslerinize

özenin. Onlar gibi başınızı ve vücudunuzu örterek ırz düşmanlarının tasallutuna

maruz kalmaktan kurtulun. (http/www.almokhstar.com/node/100147)

KADININ YERİ MÜSLÜMANLIKTIR

Hintli din adamının da belirttiği gibi, kadını her alanda

lâyık olduğu dereceye yükselten İslâm dini olmuştur. Kadının hakiki yeri

Müslümanlıktır. Bugün, kurumsal yapı ve fikirleriyle tam anlamıyla yerleşmiş

bir İslâm toplumu yoktur. Bunun fiilen bulunmaması, İslâm ın kadın ve erkek

için ideal bir sistem getirdiği gerçeğini ortadan kaldırmaz.

Millî Görüş ün muhterem lideri, daha siyasî hayata

başlamadan önce, 1967 de Türk Ev Kadınları Derneği adına Doğuda, Batıda ve

İslâm da Kadın konulu bir konferans vermiş, o günün dünyasında kadına nasıl yaklaşıldığı ve İslâm da kadının değeri

konusunda şu bilgileri vermişti:

  Doğuda (Sosyalist

Rusya da) kadını düşündüğüm zaman, hatırıma bir hadde makinası geliyor,

hakikaten bilfiil gördüğüm gibi, bir hadde makinası başında kan, ter içinde

ağır hizmette, kendisine hiç bir karşılık vaat edilmeden çalışan, yorgun bir

kadın tipi görüyorum, hayalimdeki tabloda. Batıdaki kadını düşündüğüm zaman

erkek kadar çalışan ve kendinin birtakım haklarında vs. mutlaka eşit

tutulacaksın, iddiası altında materyalist bir görüşle, madde olarak tutulan

kadın var. Kendi tabiatına, kendi hususiyetlerine uygun bir muameleye tâbi

tutulmuyor, kendisine lüzumlu hürmet, lüzumlu şefkat gösterilmiyor. Bu kadın

çalışıyor, bu kadın tam manasıyla tatmin olmuş, esas yerini bulmuş değildir.

İslâm âleminde kadın muhteremdir, oradaki kadın hakikaten cemiyetin temelidir

ve oradaki kadın temizliğin, terbiyenin örneğidir. Kadın cennete gitmeye namzet

bir insandır. Hatta, İslâm tablosunda cennet annelerin ayağının altındadır.

(Necmettin Erbakan, Doğuda, Batıda ve İslâm da Kadın Konferansı)

KADINI YETİŞTİRMEK, TOPLUMU YETİŞTİRMEKTİR

İslâm dininde erkek ailenin reisi, kadın ise çocukları

yetiştiren bir annedir. Erkekler, kadınların koruyucusu ve yöneticisidir.

(Nisa, 34) Anneye, daha yüksek derecede verilmiş olan şefkat ve merhamet

duygusu, çocuğun sevgi ve temayülünün daha çok anneye yöneldiğini

göstermektedir. Bu sıcak ve samimi duygu, çocuğun anne eliyle yetişmesini daha

kolay hale getirmektedir.

Ailede eşler birbirini mutlu etmekte yarışırlar.

Kaynaşmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet

peyda etmesi onun varlığının delillerindendir. (Rum, 21)

Kadınlar ve erkekler birbiriyle yardımlaşır, iyilikleri

yaygınlaştırmaya çalışırlar. Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirinin

velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkor, namazı dosdoğru

kılarlar. Zekatı verirler, Allah ve Rasülü ne itaat ederler. (Tevbe, 71)

Ailede erkek, hanımına karşı iyi muamele ile yükümlüdür.

Hadis-i Şerif te Sizin en hayırlı olanınız, hanımlarına karşı hayırlı

olanınızdır buyrulur.

Son yüzyılda, Millî Görüş davasının öncülüğünü yapan

Erbakan Hoca, insanlara ve hanımlara karşı şefkat ve merhametle muamelede

insanlara örnek oldu. Çalışma arkadaşları onun kibarlık, nezaket ve

beyefendiliğine yakından şahit oldular.

33 yıl Erbakan Hoca nın yakın hizmetinde bulunan İbrahim

Titiz şunları anlatır: Hocamız, hanımların Allah ın emaneti olduğunu söyler,

emanete nasıl davranılması gerekiyorsa, o şekilde davranır, bu konuda büyük

hassasiyet gösterirdi. Nermin annemize davranışında bunu yakından gördük. Bir beyi

yetiştirmek bir kişiyi, bir kadını yetiştirmenin toplumu düzeltmek olduğu

gerçeğini Hocamızdan öğrendik. (Milli Gazete, 29. 2. 2012)

Kadınlar Günü nde ideal, yerli ve millî örneklere

yönelmek gerekir. Bu gün, yabancılaşma ve Batılılaşma aracı haline getirilmemelidir.

Kadınları, insanları sömürmek ve baskı altında tutmak için kurulmuş vahşi

Kapitalizmin reklam aracı haline getirenlerin kadın haklarından söz etmeye,

Kadınlar Günü kutlamaya hakkı olmasa gerektir.

Kadın dernekleri, Türk Ceza Kanunu ndan zinayı suç

olmaktan çıkararak kadını cinsel ve ekonomik meta olarak gören ve kadını

itibarsızlaştıranlara niçin tepki göstermiyorlar Kadınlar Günü nde yalnız aile

içi şiddet, taciz, kadının ekonomik zorluklarını dile getirmek yeterli mi

Bunlar sonuçlardır. O sonuçları oluşturan sebepleri ortadan kaldırmadan

kadınların problemlerine çözüm getirmek mümkün değildir.