Bir çocuğun, süt emme çağında kendi annesinden başka bir

kadından süt emmesi halinde, bu çocukla süt emziren kadın ve bu kadının

hısımları arasında bir süt hısımlığı meydana gelir, aralarında nikâh geçerli

olmayıp, evlenmeleri haramdır.

Evliliği Haram Kılan Süt Hısımlığının Şartları:

1- Sütün, bir kadına ait olması gerekir. Bir erkeğin veya

bir hayvanın sütü hısımlık doğurmaz. Süt anne, dokuz yaşından daha küçük

olamaz. Fakat süt emziren kadının evli veya bakire olması veya kocasının

bulunmaması, sonucu değiştirmez. Sütten başka bir şeyi, meselâ; sarı su, kan

veya kusuntuyu yemekle süt hısımlığı oluşmaz.

2- Emzirmek ağız veya burun yoluyla olmalıdır. Sütün, emen

çocuğun midesine ağzından veya burnundan bir şekilde ulaşması gerekir. Çünkü

süt, ancak bu iki yoldan boğaz yoluyla mideye ulaşır ve gıdalanma meydana

gelir. Sütü memeden emmekle, bir emzik, kap veya bardaktan, biberondan içmek

birdir.

Çocuk memeyi ağzına alır, fakat süt emip emmediği

bilinmezse, süt hısımlığı oluşmaz. Yine sütü bulunmayan bir kadının memesini

ağzına almış olan bir çocuk hakkında da süt emme hükmü oluşmaz. Çünkü şüphe ile

hüküm sabit olmaz.

İdrar yollarına, göze, kulağa veya bir yaraya akıtılacak

kadın sütü ile süt hısımlığı oluşmaz. Yine aşağıdan yani dübürden hukne

suretiyle verilen süte itibar olunmaz.

3- Hanefi ve Mâlikîlere göre süt emme miktarı az olsun çok

olsun sonuç değişmez. Az miktarda bir kerre emmekle de süt hısımlığı sabit

olur. Çocuğun midesine inecek kadar emme yeterlidir. Bundan da maksat alınan

sütün çocuğun bünyesine dâhil olmasıdır.

Çünkü konu ile ilgili âyet-i kerime  ve hadis-i şeriflerde  emme miktarı ve sayısı belirlenmemiştir.

Şâfiî ve Hanbelîler ise beş ayrı emmeyi şart koşarlar. Onlar

da, beş defa emme ile ilgili, tilaveti de neshedilen ayet-i kerimeyi delil

kabul ederler.  Hanefi ve Mâlikîler ise,

konu ile âyet-i kerimenin yalnız tilavetinin değil, hükmünün de neshedildiği

görüşündedirler. 

4- Sütün başka bir sıvı ile karışmaması gerekir. Süt başka

bir sıvı ile meselâ suya, ilâca veya hayvan sütüne karışırsa, çok olanı esas

alınır. Süt daha fazla veya müsavi ise süt hısımlığı doğurur. Fakat yemek ile

karıştırılmış olan kadın sütü, galip ve pişmemiş bulunsa da bununla süt

hısımlığı gerçekleşmez.

Yine bir kadının sütü peynir, yoğurt veya ayran yapılıp

çocuğa verilse bununla süt hısımlığı hükmü sabit olmaz.

Bir kadının sütü başka bir kadının sütü ile karıştırılarak

çocuğa içirilse, her iki kadından da süt hısımlığı doğar. Sütlerin eşit veya

birisinin eksik ya da fazla olması, sonucu değiştirmez. Çünkü sütler bir

cinstir. Aynı cinsten iki şey arasında galipliğin hükmü bulunmaz. 

5- Ekseri fukahaya göre: Süt hısımlığı doğuran sütün ilk iki

yaş içinde emilmesi gerekir. Çünkü âyet-i kerimede:

Emzirmeyi tam yapmak isteyen için anneler çocuklarını tam

iki yıl emzirsinler...  buyurulmuştur.  Bir anneden doğmuş

olan çocuklarla ilgili olan bu hüküm, süt emen diğer çocukları da kapsar.

İmam-ı Azam Ebû Hanife ye göre ise emme süresi 30 aydır.

Delili şu âyet-i kerimedir:

... Çocuğun ana karnında taşınması ile sütten ayrılmasının

süresi otuz aydır...   Burada 30 ay, hem

gebeliğin, hem de sütten ayrılmanın ayrı ayrı süresidir.

Fakat ekseri fukahaya göre ise, ayet-i kerimede: İki yıl

emme süresi ile gebeliğin en kısa süresi olan altı ayın toplamı verilmiştir.

Nitekim sütten ayrılmanın iki yıl olduğunu belirleyen başka bir âyet-i kerimede

de şöyle buyurulur:

Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye

etmişizdir. Çünkü anası onu hamileliğin getirdiği nice sıkıntılara, güçlüklere

katlanarak taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl içinde olur...  

Bu müddet içinde emilecek süt ile süt hısımlığı sabit olur.

Süt emme müddetinden sonra mideye giden bir süt ile süt hısımlığı hükmü sabit

olmaz.

Bundan dolayı üç, beş yaşında bir çocuk, herhangi bir

kadından süt emse veya bir erkek kendi hanımının sütünü içse bununla aralarında

süt hısımlığı gerçekleşmez.

Süt emme müddetinden sonra herhangi bir çocuğu emzirmek,

mubah değildir. Çünkü süt, insanın bir cüzü mesabesindedir. Onunla zaruret

olmadıkça faydalanma caiz görülemez.