İnsanların bu kadar kısa bir zamanda bu kadar

değişebileceği ve evrilebileceği söylenseydi kimse buna asla inanmazdı. Bir

seçim sürecindeyiz. Dışarıdan bakma ve yorumlama konumundayız. Tarafların ve

kişilerin yer kapma ve milletvekili olma adına bu kadar saçmalıklara

bürüneceği, çok değil bundan on beş, yirmi sene önce söylenseydi kimse

inanmazdı. Tabiî bunu biraz daha ileri götürmek de gerekiyor.

Adına demokrasi denilen yönetim biçiminde, yönetime aday

olanların veya oraya getirilenlerin nitelikleri asla önemli değil. Amaç,

nitelikli kişilerin seçilip alınması ve görevlendirilmesiyle değil, kişilerin

hünerleri veya çılgınlıkları, güçleri, paraları ve hatta şaklabanlıkları daha

çok öne çıkabiliyor. Yönetici olma özelliklerine sahip, bilgili, bilge, arif,

adil ve seçkin olmak bu düzende çok da önemli değildir.

Bu, ister istemez insanların davranışlarında aşırılıklara

götürebiliyor. Seçim süreçlerinde ister delege seçimleri, ister adına temayül

yoklamaları denilen tercihler asla sağlıklı sonuçlara götürmüyor. Ortamın ve

çevrenin koşulları ve durumları sonuçları belirliyor. Delege seçimlerinde kulis

faaliyetleri, para gücü, sosyal çevre, klikler daha çok belirleyici oluyor.

Temayül yoklamalarında da benzer durumlar söz konusu. Araya kulis denilen

faaliyetler giriyor. Bunlar ilk basamağın aşamalarını gösteriyor. Kişiler hak

etmedikleri yere geliyorlar.

Seçimler sürecinde yaşananlar ise daha çok çıkarcı

oluyor. Çıkarın gözü karadır, hiçbir kuralı ve değeri olmuyor.

Sosyal medya üzerinden bugün yaşanmakta olanların,

görünenlerin uçarılıkları ve kaçıklıkları diz boyu. Bu, salt bu döneme ilişkin

değil, seçimlerin sürecinde de oluyor. Kendilerini has Müslüman olarak görenler

bu yapı içinde tamamen kendi öz değerlerinden uzaklaşıyorlar. Adına PR, tanıtım

denilen şeyde bile Türkçe kavramlarla konuşulmuyor. Çünkü hayatımızı

yabancılıklar kuşatmış. Aşırı bir israf ve tüketim, ahlâkî boyutları aşan

çılgın tutumlar daha çok öne çıkıyor. Tanıtım kavramı yerine PR diyorlar. Bu

çok da yaygın ne yazık ki.

PR veya tanıtım denilen olguda kişilerin nitelikleri

önemli değil. Onların reklâm ve medya aracılığıyla kişi ve kurumlar çok daha

farklı gösterebiliyorlar. Burada kamuflaj çok da önemli. Bu, bir bakıma kişiyi

farklı bir konumla tanıtmak.

Bu süreçte yapılan aşırı israf, savurganlık normali

aşıyor. Milletvekili maaşı belli. Yapılan masrafları o maaş karşılamaz. Nasıl

oluyor da bu kadar masraf yapılabiliyor. Bu süreç, normal olan hayatı terse

çeviriyor, çevirebiliyor.

İçinde bulunduğumuz şu zaman sürecinde adayların tanıtım

adına içine düştükleri maskaralıklar, şaklabanlıklar ahlâkî sınırları aşıyor.

Kimi kendini sultan yerine, kimi kraliçe yerine koyuyor. Müslüman kitlenin bu

kadar düşmesi evrilme ve bozulmayla ilgili. İnsanlar hak etmedikleri bir

konumda ele alınabiliyor. Liderler putlaştırılıyor, kendilerini aşan

kutsallıklar ile tanımlanabiliyor. Bir insanın bir kul olarak yapması gerekli

olan hâlleri ve davranışları olağanüstülüklere ve mucizevî davranışlara kadar

götürülebiliyor. Bunlar normal davranış biçimleri değil.

Müslümanlar hayatlarında ölçülüdürler, aşırılıklardan

kaçınırlar. İsrafın her türlüsünden kaçınmak durumundadırlar. Çünkü israf

haramdır. Böyle olduğu halde Müslüman ım diyen insanların dünyevi çarka

kendilerini kaptırmaları ve aşırılıklara kapılmaları izah edilemez. Açıkçası

kendilerinde olmayan hâl ve davranışlarla tanımlanması insana bir zulüm oluyor.

Müslüman olma gerekliliği ve zorunluluğu daha duyarlı

olmayı gerektiriyor. Başkalarına ait olan hakkı gasp etmek de zulümdür ve kul

hakkı vardır. Bu da en ağır yüklerden biridir.