Türkiye ile İsrail in dostluk adımları sıkı sıkıya devam

ediyor. İsrail ile ilgili en önemli adımlar nedense hep Türkiye den geliyor. İsrail i

ilk tanıyan ülke Türkiye. Türkiye nin muhafazakâr iktidarı zamanında ilk kez

başbakanlık düzeyinde İsrail e gidildi. İlk kez aynı dönemde bir İsrail

Başbakanı TBMM de milletvekillerimize hitap etti. İsrail in UNESCO ya alınışı

Türkiye nin onayı ile oldu. Türkiye nin onayı ile İsrail in NATO ya alınışı

onaylandı.

Türkiye Batı ülkelerinden sonra İsrail in en büyük

destekçisi. Tabiî buna zorlayan Amerika emperyalizmi ve oralarda güçlü olan

lobileri, ticaret ve sanayi sektörleri.

Arap-Amerikan Baharı süresince ve sonrasında bütün

gelişmeler İsrail ve emperyalizme yarıyor. Sonuçları onlara çıkıyor.

Dönüp geriye bakmada yarar var. Üzerimizde estirilen

yalan rüzgârlarının etkileri ve sonuçlarını sorgulamak durumundayız. Bölgeye

demokrasi ve özgürlükler gelecekti. Hepsi hayal oldu. Yeni krallıklar veya

uydurma seçimli demokrasilerle yeni kralcıklar yönetime getirildi. Libya, Irak,

Pakistan, Afganistan ile Mısır en somut örnekleri. Suriye ise sırada. Çok

parçalanmış etkisiz kılınmış devletçikler ve onların göz boyama demokrasileri.

Bunları sıklıkla vurguluyoruz ister istemez. Başka seçeneğimiz yok.

Ey muhafazakârlar hani artık İsrail diye bir devletin

gücünden söz edilmeyecekti, Türkiye bölgenin en etkili ülkesi olacaktı, Türkiye

iki saat içinde Şam a gidip Cuma namazı eda edecek ardından da şeriat devleti

kuracaktı Hani Türkiye dünyanın birinci sınıf ülkeleriyle aynı safta olacaktı, üçüncü dünya ülkelerinin safında yer

almayacaktı

Muhafazakârlar şimdiye değin İsrail ile yapılan bütün

anlaşma ve görüşmelerde kıyameti kopartır yeri göğü inletirdi. İsrail i ilk

tanıyan devlet Türkiye nin eski yöneticilerine yerin dibine batırırdı. Şimdi

İsrail ile bütün anlaşmaları yapan muhafazakârlar sus pus olmuşlar ve hatta

İsrail ile yapılan anlaşmaların faziletlerini sayıp döküyorlar.

İsrail bölgede iyice rahatlıyor NATO nun sayesinde.

Bundan böyle Türkiye İsrail yandaşı olarak devam ederse

fazla sorun çıkmaz. Ama terör örgütleri Demokles in kılıcı gibi Türkiye nin

başında hazır bekletilir. Türkiye de yerinden kıpırdayamaz hâle gelir.

Yetmiş yıllık mücadele ve birikim böylece berhava olmuş

oluyor. Üstat Necip Fazıl ile başlayan ve devam eden büyük mücadelenin sonuna

gelinmiş oluyor. Milli Görüş düşüncesinin bütün emekleri de boşa çıkmış oluyor.

İttihatçı geleneğin muhafazakâr kanadının bir benzeri

gibidir günümüz iktidarı. Eğer başka siyasal partiler iktidarda olmuş olsalardı

şu son yıllarda yapılan antlaşmaların hiçbiri yapılamazdı. Çünkü yer gök

inletilirdi.

Bunları dillendirince müthiş bir rahatsızlık duyuluyor.

Bu arkadaşların Büyük Doğucu, Milli Görüşçü oldukları söylenip duruluyor. Şu

unutuluyor. Üstat Necip Fazıl ın kurduğu matbaa ile çıkan günlük gazetede

masonların isim listeleri yayımlanıyor, İsrail aleyhtarlığı yapılıyor diye

Büyük Doğu matbaası basılıyor rotatif makineleri parçalanıyor ve üstat iflas

ettiriliyor. Üstat bugünleri, bu halleri görmüş olsaydı o keskin çıkışını

yapmaz mıydı

Günümüz iktidarı da üstat Necip Fazıl ın ideolojisi ve

düşüncesi eksenlidir diye eleştiriliyor kimilerince. Bu, yeni bir durum değil.

Geçmiş zamanda bir Musevi vatandaşın üstat Necip Fazıl ın adının kültür

merkezlerinden, bulvarlardan ve kurumlardan silinmesini istemişti. Birkaç kişi

dışında tepki veren olmamıştı. Muhafazakâr Büyük Doğucu görünenlerin tamamı

susmuştu. Sanıyorum o günlere doğru hızla gidiliyor.

Evet, İsrail in NATO üyeliğinin ellerinizle onaylanmış

olması için bayram edebilir, bin bir türlü faziletten söz edilebilir artık.

Haydi, muhafazakâr kalemşorlar bilgisayarların başına koşun.