Geçen haftaki tarımsal desteklerde enerji arayışı

yazımızdan dolayı Dicle Elektrik Dağıtım AŞ Genel Müdürü Murat Karagüzel aradı.

Tarımsal sulamada kullanılan kaçak elektrik ile ilgili olarak çarpıcı rakamlar

veren Karagüzel, 2015 yılında Türkiye genelinde tarımsal sulamada kullanılan

elektrik miktarının 9 milyar kilovat saat olduğunu, bunun 5 milyar kilovat

saatinin ise Dicle bölgesinde kullanıldığını söyledi.

Dicle bölgesinde tarımsal sulamada kullanılan 5 milyar

kilovat saat elektriğin ise yüzde 92 sinin kayıp kaçak olduğunu bildiren

Karagüzel, bu sistemin sürdürülebilir bir tarafının bulunmadığını bundan dolayı

şirket olarak çiftçilere sayaç takma zorunluluğunun getirildiğini kaydetti.

Sayaç takma zorunluluğundan dolayı da bölgedeki çiftçilerle karşı karşıya

geldiklerini anlatan Karagüzel, bundan dolayı sorunun çözümü için Gıda Tarım ve

Hayvancılık Bakanı, Orman ve Su İşleri Bakanı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar

Bakanı nın devreye girdiğini anımsattı.

Geçen haftada da dikkat çektiğim üzere Şanlıurfa bölgesinde

tarımsal sulamada yaşanan elektrik sorunun çözümü için Tarım Bakanlığı, enerji

desteklerini gündemine aldı. Ancak sadece 6 ildeki çiftçiye verilmesi

planlanan enerji desteği yeni krizlere neden olacağı için şimdilik bu çalışma

askıya alındı.

Görüleceği üzere ortada büyük bir sorun var ama çözüm

bulunamıyor.

Öncelikle elektrik dağıtım santralleri özelleştirilirken

hükümetin en önemli gerekçelerinden birisi kayıp kaçak oranlarının

düşürülmesiydi. Ancak Şanlıurfa örneğinde gördüğümüz üzeri bu gerekçe koca bir

hayalmiş! Bütün elektrik dağıtım santralleri özelleştirilmesine rağmen millet

olarak hala kayıp kaçak adı altında ciddi faturalar ödüyoruz.

Diğer yandan soruna çözüm bulunması konusunda Bakanların

devreye girmesi anlaşılabilir bir durum ancak çözüm olarak ortaya ne konulursa

konulsun, devlet burada özel bir şirketin tahsildarlığını yapmış olmayacak mı

Türkiye hassas bir süreçten geçiyor. Bu hassasiyetin en

yoğun yaşandığı bir bölgedeki soruna da devletin el atması kadar doğal bir şey

olamaz denilebilir.

Doğrudur. Zaten sorun da burada. Ülke gerçeklerini

dikkate almadan kes yapıştır mantığıyla bir özelleştirme politikası

uygulanırsa devletin de özel şirketlerin tahsildarlığını yapması kaçınılmaz

hale gelir.

Burada asıl tartışılması gereken konuların başında ise

tarımsal desteklerin veriliş şekli geliyor. Ama nedense bu konu hiç bir şekilde

tartışılmıyor. Çünkü Şanlıurfa da çiftçilerin yaşadığı elektrik sorununun

içinden çıkılmaz bir hale gelmesinde, vatandaşların suiistimallerinin yanında

tarımsal desteklerin veriliş şekli de önemli bir etken olmuştur.

Neden Çünkü suyun olmadığı yere devlet olarak sulu tarım

yapılan ürünlere destek verirseniz, suiistimallere de kapı aralamış olursunuz.

Plansız bir şekilde destek verilirse çiftçi de pamuğunu eker, ekonomik olmadığı

halde 700-800 metreden suyunu çıkarır o pamuğunu sular.

Şimdi burada 700-800 metreden su çıkaran çiftçi mi suçlu

yoksa çiftçiye bundan başka çare bırakmamış olan devlet mi Bu hükümet

döneminde GAP bölgesinde önemli yatırımlar yapıldı ancak GAP ın en önemli ayağı

olan su kanallarıyla ilgili de ciddi bir ilerleme sağlanamadı. Dev tüneller,

barajlar yapılmasına rağmen GAP ın suyu hala toprakla buluşturulamadı.

İşte ülkenin asıl sorunları bunlar. Ama bu sorunların

hangisi gündemimizi meşgul ediyor Maalesef hiç biri!

AKP nin kongre kararı ile birlikte Türkiye nin gündemi

yine bambaşka bir alana çevrildi. Yine uzun bir dönem Türkiye nin gerçek

gündemine kafa yoramayacağız.

Önce AKP de kimin genel başkan olacağını sonra da ne zaman

seçime gideceğimizi konuşacağız.

Oysa altımızdan kayan koltuk değil toprak!

Koltuğu koruma konusunda gösterdiğimiz kararlığın çok

daha fazlasını toprağı korumada göstermemiz gerektiğini düşünüyorum.

İnşallah bu tartışmalar biran evvel biter ve ülkenin asıl

gündemi konuşulmaya başlanır.