Erdoğan-Trump arasındaki görüşme olumlu bir hava içinde geçmiş olacak ki, görüşmenin ardından yapılan açıklamada Trump, “S-400 konusunda Türkiye haklı” demiş ve Cumhurbaşkanı Erdoğan da Trump’ın Türkiye’ye yaptırım uygulanmayacağını söylediğini açıklıyor. Ortamın böylesine olumlu bir havaya bürünmesi elbette iyi bir gelişme ama şimdiye kadar iki ülke ilişkileri ABD tarafından niçin bu kadar gerildi? Ne elde etmek isteniyordu? ABD’nin beklentisi bu görüşme sırasında hangi ölçüde gerçekleşti soruları akla geliyor. Hemen belirteyim ki, bir takım komplo teorileri üretmenin peşinde değilim. Ancak, düne kadar sadece Trump ve yakın çevresinden yapılan açıklamalarda değil, farklı çevrelerden de gelen açıklamalar iki ülke arasında iplerin koptuğunu gösteriyordu. Bir yandan Türkiye’nin ortağı olduğu F-35 projesinden çıkartılacağı sık sık dile getirilirken, hatta ülkemizin NATO üyeliği sorgulanırken, öbür yandan ülkemize yönelik tehditler de birbirini takip ediyordu. Bu gerilim özellikle Türkiye’nin ekonomik bakımdan ciddi ölçüde zarara uğramasına yol açtı. ABD kaynaklı tehditler sebebiyle gerilen ortamdan etkilenen dolar hâlâ geçen yılki seciyesinin çok üzerinde. Ayrıca, önümüzdeki günlerde nerede duracağını tahmin etmek de iyice zorlaşıyor. Dolardaki bu fırlama içeride ithal ürünlerde ister istemez fiyat artışlarına yol açtı, enflasyon yükseldi, ekonomi durma noktasına geldi. Kısacası, ülkemiz Trump ve ABD yönetiminin Rusya’dan S-400 alımı sebebiyle sergilediği tavır sebebiyle ciddi olarak ekonomik kayba uğradı, insanımızın refah seviyesi düştü.

Elbette, Trump’ın ülkemize karşı başlattığı kampanyanın sonuçlarını düşünememiş olması söylenemez. Bile bile ülkemizi köşeye sıkıştırmak için hamleler yapılmış olduğuna göre, ülkemize verilen söz konusu zararın sadece Trump’ın, “S-400 konusunda Türkiye haklı” demesi yeterli değildir. Çünkü böyle bir açıklama var olan gerilimi belki biraz hafifletir ama ülkemize verilmiş zararı telafi etmeyecektir. Böyle olunca da Trump’ın yaptığı açıklamaya güvenmek söz konusu olmayacağı gibi samimiyetine inanmak da kolay değildir. Gerçekten Trump, “Türkiye haklı” sözünde samimi ise, bu noktaya neyin karşılığında geldiği sorusu ister istemez akla geliyor. Çünkü sadece maddi çıkarları ölçü alan Trump’ın Türkiye ile yeni bir pazarlık başlatmış olması sürpriz olmaz. Böyle bir durum söz konusu ise çok geçmeden gerekli bilgiler medyaya sızacaktır. Ancak, bunca haksızlıktan sonra Trump’ın Türkiye’nin haklı olduğunu açıklamış olması yapılan haksızlığı ve zulmü ortadan kaldırmayacağına dikkat çekmek isterim. Trump’ın Türkiye’nin haklı olmasını Osaka’daki kısa görüşmeden sonra anlamış olması pek akla uygun gelmiyor, Bu bakımdan Trump işin başından beri ABD’nin haksız, Türkiye’nin haklı olduğunu bilmesine karşılık şartlar gereği bir takım adımlar atmış ve istedikleri sonucu elde ettikten sonra da gerilimi en azından şimdilik düşürmek için Türkiye’nin gönlünü alıcı bir cümle ile meseleyi geçiştirmiş görünüyor.

Biliyoruz ki,  ABD başta olmak üzere Haçlı-Siyonist ittifakından yapılan açıklamalara güvenmek aldatıcıdır. Onlar öncelikli olarak kendi çıkarlarını düşünür, ellerinden geldiğince de bunun için her yola başvururlar. Bir takım hamleler yaparken haklı ya da haksız olmaları da önemli değildir. Ellerindeki askeri güce güvenerek bir takım oldubittilere başvururlar. Bunun için kesinlikle haklı olmaları gerekmez. Netice itibariyle gerçekten S-400 füze alımı sebebiyle gerilmiş olan ABD-Türkiye ilişkileri normal seyrine dönmüş ise bu durum memnuniyet vericidir. Ancak, dikkatli olmak gerekiyor.