Her şey, son KHK’daki uzatmalı cümleden sonra gündeme geldi… Terör eylemleri ve devamındaki, diye sürüp giden boşluk insanları tedirgin etti.
Hâlbuki açık, aleni, anlaşılır bir şekilde, konunun 15 Temmuz darbe girişimine karşı koyan insanları kapsadığı ifade edilmiş olsaydı, bu kadar gürültü kopmayacaktı.
Hükümet bu konuda gerekli duyarlılığı göstermemiştir. Metinin yazılımı farklı manalara çıkıyorsa, kestirmeden metnin daha doğru anlaşılması sağlanabilirdi. Yapılmadı.
Bu ucu açık müphem ifadelerden yola çıkılarak, ülkenin farklı şehirlerinde silahlı kampların kurulduğu iddia edildi.
Hatta kimi şehirlerin isimleri bile verildi... Tokat ve Konya gibi… Aklıma, seksen öncesi bazı sol yayınların neşriyatları geldi.
Hayali silahlı kamplardan bahsederlerdi… Hatta uyduruk görüntülerle bu iddialarını doğrulamak için göz boyarlardı.
Şeriatçı silahlı kamplardan tutun da, komando kamplarına varana dek, birçok resim yayınlanırdı.
Bu beyanları kimileri inanır, kimileri gülerdi.
Şimdilerde, bir partinin genel başkanı böylesi bir iddiayı gündeme taşıyınca, duraksadım… Sahiden böyle bir şey olabilir miydi?
Sayın Tayyip Erdoğan kendi iktidarını korumak ve ileriye taşımak için silahlı milisler mi kurmuştu? Meşru güçler dışında, sırf bir partinin ya da şahın varlığını korumaya ant içmiş ordu mu ihdas edilmişti?
Kendimce araştırdım… Soruşturdum.
Siyasi bir manevradan öte bir anlam taşımıyordu. Böylesi bir örgütlenme yoktu açıkçası.
Kamuoyunda siyasi aktörler, sosyal sorumluluk sahipleri, elbette düşüncelerini, beğenilerini, tenkitlerini rahatlıkla dile getirmelidirler. Bu konuda herhangi bir kınama olamaz. İnsanlar, düşündüklerini, başkasına rahatsızlık vermeden, bühtan etmeden, aşağılamadan, şiddet kullanmadan açıklamalıdırlar.
Lakin bu açıklama, yalan yanlış, siyasi kazanç üzerinden boşluğa düşmemelidir.
Milletin kafasını karıştırmaya gerek yoktur…
Birçok dönemleri bizzat yaşayanlar… Meşru güçler dışındaki güç yapılanmasına asla izin veremezler. Herkesin kendince, hevesince silahlandığını, silahlı çete kurduğunu düşünebiliyor musunuz? Buna kim rıza gösterebilir?
Sivil, açık, hukukun üstünlüğüne inanan, adaletli bir hayat isteyen toplumlarda, kimse şahsi ya da inandığı bir fikir için paralel güç kuramaz?
Ağzımızdan çıkanı duymamız gerekir. Ben söylerim, insanlar inanır… Ya da ne var bunda, ben böyle duymuştum, diyemez kimse.
Daha doğrusu sorumluluk sahipleri kulaktan duyma sözlere itibar etmezler.
Birilerinin siyaset etme biçimini, ülke yönetme tarzını beğenmemek başka bir şeydir, kamuoyunda infial oluşturmak başka bir şeydir.
KHK’nın metni sakat ve yanlıştı… Burdan yola çıkarak milleti tedirgin eden, tokatta, Konya’da silahlı kamplar var, demekte o denli lüzumsuz bir feveran...
Milletin, sağduyulu, makul, imanlı ve akılcı duruşlara ihtiyacı var… Popülist, günübirlik dalgalanmalara muhtaç değiliz...