BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;

GELİŞMELERİ birlikte izliyoruz. Son aylarda yayınlanan

gazeteleri inceleyen bir araştırmacı, bu yayınları nasıl değerlendirir,

dersiniz İcranın başı başbakan mı, yaksa cumhurbaşkanı mı tereddüdüne

düşmez mi Cumhurbaşkanı güncel siyaset de dâhil, her konuda konuşuyor;

başbakan ise, onun gölgesinde ve silik kalıyor. Hatta bazen yok hükmünde.

Bir hukuk devleti olan Türkiye mizde yaşanan bu

görüntüler sizin içinize siniyor mu Hukuk devletinde her görevin tanımı;

herkesin görev yetki ve sorumluluklar bellidir. İcraatıyla halka karşı sorumlu

olan ise başbakan ve hükümetidir.

Halkın oylarıyla iş başına gelmiş olan hükümeti, yine

oylarıyla halkın değiştirmesi gerekirken; 4 Mayıs ta olağan üstü bir durum

yaşadık. Cumhurbaşkanı, Başbakan Davutoğlu nu çağırdı ve görevi devretmesini

istedi. Peki, halk neci oluyordu Her gün halk, millet, milli irade vurgusu

yapmak işin şovu muydu

Cumhurbaşkanı bunun gerekçesini açıklamadı. Kendi

kararı dedi ama Davutoğlu zıddını söylüyordu: Benim tercihim değildi. Yöntem,

yol arkadaşlığıyla örtüşmedi.

Basının genel değerlendirmesi, Erdoğan istedi, Davutoğlu

bıraktı şeklindeydi. Hatta Anadolu fitneyi kabul etmez (Yeni Şafak, 5. 5.

2016) manşeti, Davutoğlu fitneci mi sorusunu akla getirdi.

Her gün şehit cenazeleriyle yasa boğulduğumuz bir

atmosferde, Davutoğlu sorumlu davrandı, direnmedi. Değilse, Hükümet - Gülen

kavgası nın benzerini yaşamak zorunda kalabilirdik.

HAKSIZLIĞA SUSULUR MU

HAYRET! Gırtlaklarını yırtarcasına Türkiye seninle gurur

duyuyor diyen AKP lilerin bu yaptıkları rol icabı mıydı Yapılanlara anlam

veremediler ama tepki de göstermediler.

Başbakan, Yoldan önce yol arkadaşlığı vardır. Ben, yola

çıktığım arkadaşlarımın benimle olmasını isterim diyerek yakınıyordu; fakat

ona oy veren milyonlardan tıs çıkmadı. Süreci değerlendiren Mustafa Kurdaş yol

gösteriyordu: O gemiyi terk etmektir doğru olan; o gemide mürettebat ya da

kaptan olmak değil. (Milli Gazete, 6. 5. 2016)     

Sayın Erdoğan muhtarlarla yaptığı toplantıda, Ol makama

nasıl geldiğini unutma! (Yurt, 5. 5. 2016) diyor; adeta, imaj ve algı

yönetimini, tekrarın gücünü, hitabet sanatını kullanarak hepinizi oralara

taşıyan benim demek istiyordu. İnanıyorum ki, güç sarhoşluğundan kurtulan

AKP liler bugünkü yaşananları sorgulayacaklardır.

Ahmet Taşgetiren, Erkam Radyo daki konuşmasında

haksızlığa tepki gösterdi: 12 yıl güvenli insandı da; şimdi mi değil. Yapılan

iş ahlakı değil. Davutoğlu nu vurarak, Erdoğan a yaklaşmak istiyorlar. (9. 5.

2016)

Hele, süreci başlatanlar Davutoğlu nun yerine gelecek

başbakanı belirlemişken; AKP lilere temayül yoklaması (!) yaptırmak çok

inciticiydi. Sizler yol, köprü yaptınız ama nice gönülleri yıktınız. Türkiye

siyasetine istişareyi sokmuş bir lidere demediğini bırakmayan Sayın

Kurtulmuş un yaşananlar karşısındaki sessizliğinin hikmeti (!) nedir acaba

Bülent Arınç partililerini uyardı: Güç sarhoşluğu ile

yasakçılığı oynuyorsunuz. Baskı rejimlerinin sonu hazin olur. (18. 5. 2016)

BU NASIL ÜLKE YÖNETİMİ

SEN beni sevmedin; hadi bakalım o koltuğu boşalt

mantığı ile ülke yönetilir mi Ülkede yalnız cumhurbaşkanı ve başbakan yok ki!

O zaman yasaları nereye koyacağız Demokrasi oturup demokrasi kalkmak bir

şovdan mı ibaret!

Çok özendiğiniz ABD de böyle bir başkanlık sistemi yok.

Onlar ülkeyi, başkan a ilaveten, Temsilciler Meclisi, Senato gibi kurumlarla

birlikte yönetiyorlar. Görev paylaşımı var. Ben böyle istiyorum mantığıyla

ülke yönetilir mi

Kuralsızlığa geçit verilmeyeceği, geçtiğimiz günlerde,

ABD de, Cumhurbaşkanı nın Muhammet Ali Clay ın cenazesinde yapmak

istedikleriyle açığa çıkmadı mı Erdoğan cenazede konuşma yapacak, iki de

program uygulayacaktı. Bu, Türkiye deki hesaptı. Ya oradaki kurallar! Erdoğan

konuşturulmadı. O da defini bile beklemeden alelacele Türkiye ye döndü.

Yandaş medya olayı ört bas etmeye çalışsa da; diğer basın

olayı, Şova izin verilmedi ; Nakavt gezi ; Erdoğan ABD de itibarının

ölçüsünü aldı gibi manşetlerle duyurdular.

Lütfen, ne yaptığımız bilinsin. Kurallar çiğnenmesin. En

kötü kurallar bile, kuralsızlıktan iyidir. Başkanlık Sistemi ne geçilmeden

başkan rolü oynanmaya kalkışılmasın. Beni halk seçti, istediğimi yaparım

diyemezsiniz! 550 milletvekili piyangodan çıkmadı ki! Onları da halk seçti; ama

milletvekilliği yapsınlar diye!

Paylaşmayı bilmeyen bencil zihniyetin uygulamaları komik

manzaralara da sahne oluyor. Mesela; Türkiye mizin en büyük gençlik kuruluşu

olan Anadolu Gençlik Derneği ne koskoca İstanbul da Fetih kutlaması için,

parasıyla bir mekân tahsisine izin verilmemiştir. Haksızlık yaparak bir yere

varamazsınız! Milli Eğitim eski Bakanı nız Çelik in ifadesiyle, Yıkılışınız

mukadder olur.