Orta direk can çekişiyor
Özal döneminin orta direğinden bugün bahsetmek mümkün
değildir. Bugün insanlar sisteme borçlanarak hayatlarını ikame etmektedirler.
Bugün bir orta direkten bahsedilecekse, bu borçla yaşayan bir orta direktir.
Türkiye de on yıldır her değişimin ve gelişimin sebebi daha fazla rant elde
etmektir. Halk için yapıldığı ifade edilen her değişimin birilerine rant kapısı
olduğunu unutmayalım. Tabi ki, insanca yaşamak için gelişmek şarttır. Ama bu
birilerini zengin etmemelidir. Bu gelişmişlik kendi zenginini yaratmamalıdır.
Ülkemizde vatandaşımız AKP iktidarında kredi kartına ve
tüketici kredilerine kolay ulaştı, beraberinde; tüketici kredileri ile kredi kartları kullanımında büyük
patlama oluştu. Bankalararası Kart Merkezi (BKM) verilerine göre, kredi kartı
sayısı son bir yıllık dönemde 600 bin artarak 57,1 milyona ulaştı.
2001 Ekonomik kriz sonrası 10 yılda alınan önlemlerle
faizler aşağı çekildi. Faizlerin bu düşüşü yıllarca ertelenmiş olan hayallerin
(konut, otomobil, beyaz eşya) talebini arttırdı. Bankacılık sektörünün çeşitli
uygulamaları, türlü reklâm kampanyalarıyla ve taksit imkânları vatandaşın
tüketim iştahını kabarttılar. Hiç olmadık kalemler icat edildi ve ülkemiz
harcama canavarı bir ülke haline getirildi. Ülke ekonomisinin dış açığı na
benzer, bir tür açık daha oluştu: Tüketici açığı!
Kişi bazlı borçlanma arttı
Başka bir deyişle ülkemizde kişi bazlı borçlanma başladı.
Vatandaşımız ciddî ve tehlikeli bir şekilde borç altına girmeye, kazandığından
daha fazla tüketmeye , gelecek yılki kazancını şimdiden harcamaya yöneldi. Bu
değişikliği en iyi, borçlu sayısı ile borç miktarında görebiliyoruz. Bankaya
olan kredi borcu taksitini zamanında ödeyemeyenlerin sayısında 2014 yılı
itibariyle kayda değer bir artış görüldü. Ocak-Mayıs 2014 döneminde 306 bin 914
kişi taksitini zamanında yatıramadığı için bankaların riskli listesine girdi.
2014 yılının ilk 5 ayında bireysel kredi borcunu ödememiş kişi sayısı 225 bin
167 ye, bireysel kredi ve kredi kartları borçlarını ödememiş gerçek kişi sayısı
ise 532 bine ulaştı. Bu, beraberinde yoksulluğu getirecektir.
Soğuk Savaş ın bittiği ve dünyanın tek kutuplu hale
geldiği o günden beri ABD; dünyaya liberal kapitalizmin yayılması için
çalışmaktadır. Türkiye bundan nasibini alan ülkelerden biridir. Kârlılıkta ilk
onda, yedi bankanın olması, kapitalizmin Türkiye de ki başarısından başka bir
şey değildir. Halkın neden bu kadar çok borçlandırıldığının da göstergesidir.
Yeni Türkiye ye hâkim olan sistemin kapitalizm olacağı çok nettir. Bunu neden
göremiyorsunuz Hükümetin uygulamaları ABD ve AB nin istediğinden başka bir şey
değildir. Vatandaşımız artık üretmekten çok tüketmeyi düşünüyor, öyle terbiye
edildi; bol bol harcıyor, daha doğrusu kredi kartlarıyla ve tüketici
kredileriyle üretmeden harcama imkânına kavuşturuldu. Ona bu imkânı neoliberal
küreselleşme politikaları sağlıyor. Nasıl mı Yurttaşlarımızı bol bol
borçlandırarak!.. Çok uluslu küresel şirketlerin finansal sermayesi böylece
nemalanmış oluyor. Biz borçlanırken, onlar da içerdeki zengin ortaklarıyla bol
bol faiz geliri elde ediyorlar. Bunları kimin sayesinde başarıyorlar Sizce bu
imkânı onlara sunanlar kimlerdir
Farkında mısınız 11 yıldır rantiye bayram etmektedir.
Seçim meydanlarında; faiz lobisiyle mücadele edeceğini söyleyen hükümet, arka
planda farklı hareket etmektedir. Türkiye bankalar ülkesi oldu! En son on yıldır bekleyen ve BDDK nın 2013
yılında izin verdiği Hollandalı Rabobank, Türkiye nin 50. bankası oldu.
SORUYORUM! Bu durumda AKP hükümeti; faiz lobisiyle
mücadele edecek bir hükümete benziyor mu En son Lübnanlı Bank Audi Türkiye de
bankacılık yapmak üzere 12 yıl aradan sonra sıfırdan lisans alan ilk banka
olmuş ve Türkiye birimi Odebank faaliyetleri 2012 yılında iş hayatına
başlamıştı. Halka başka, rantiyeye başka
söylem içerisindeler. Başbakanın bir bildiği var sözü toplumun bilinçaltına
yerleştiğinden, tepki vermeyen bir toplum haline getirildi. Algı operasyonuna
uğrayan vatandaş, tamamen iradesini hükümete bırakmış durumdadır.
Ülke rantiyecilerin cenneti olmasaydı, iş kazaları
sonucunda birçok işverenin iş hayatı sona ermez miydi Ufak tefek para
cezalarından başka ceza alan işveren var mı Bu kazalara tepki veren sendika
gördünüz mü Sendikalar ve esnaf odaları dâhil bunları rantiyeci sınıfında
değerlendirebiliriz. Sendikalar ve odalar hak aramaktan çok, kendi çıkarlarını
düşünenlerin çiftliği haline gelen siyasi kurumlara dönüştürülmüştür. Halkın bu
dönemde sağlık hizmetlerine ulaşmasının en büyük nedeni, taşeron sistemidir.
Hastanelerin temizliği, hasta bakıcı hizmetleri, halkla ilişkiler, bilgisayar
sistemleri, yemek servisi hep taşeronlarla yürütülmektedir. Dolayısıyla bu
sistem kendi zenginini meydana getirmiştir. Bu taşeron firmalar ya akraba ya da
en samimi arkadaştır. Yıllardır Eyüp Belediyesi nin çöp ihalesini hep bir firma
alıyor. Sizce bunun nedeni ne olabilir Siz hizmet aldığınıza sevinirken, bu
taşeronlarda çalışan işçiler isyan halindeydiler. Birçok haklardan mahrum olan
bu insanlar, adeta köle gibi çalıştırılmaktadırlar. Yeni torba yasada taşeron
genişledi. İş Kanunu ndaki asıl işin tamamını alt işverene verilmeyeceği
hükmü kaldırıldı. (Devam edecek.)