Herkesİn malumu olduğu üzere yıllardır ülkemizi kasıp kavuran, internet âleminin yıldızı ve sosyal medya fenomeni bir takım esrarengiz şahıslar Türkiye’yi teslim almış durumdalar. Neredeyse ülkenin gündemini tek başlarına belirliyorlar. Tüm toplum paranoya halinde ilgili adreslerden gelecek haberlere odaklanıyor.
Ne zaman bir yere operasyon yapılacak olsa, bir kaç saat önceden ayrıntıları bu kişilerden öğreniyoruz. “Sabah beşte ekipler falan yerde olacak, şuraya baskın yapılıp falanca şahıslar tutuklanacak” diyorlar ve her şey aynen anlattıkları gibi gerçekleşiyor. Bir olay vuku bulmadan önce işin aslını astarını onlardan öğreniyoruz. Böylece toplum, olması muhtemel olaylara ya da planlaması tamamlanmış, yapılması kesinleşmiş operasyonlara psikolojik olarak önceden hazırlanıyor. Örnek mi “Paralel hükümet” kurulduğunu, Sayın Davutoğlu’nun saf dışı bırakılıp yeni isimlerin devreye sokulduğunu, yeni bir iddia olarak yine aynı mihraklardan duyduk.
Burada düşündürücü husus şu; başta Sayın Reis-i Cumhur olmak üzere devlet büyüklerine yapılan herhangi bir eleştiri, hakaret vb. ifadeleri kullanan sıradan kullanıcılar, anında gözaltına alınıp, hatta gerekirse hapis cezası alırken; bu hesaplara ulaşıl(a)maması.. Bundan daha tehlikelisi de ülkenin bu kadar mahrem bilgilerine sahip kişilerin yakayı ele vermemesi. Bu işte bir gariplik var ya, neyse...
***
Konuyu şuraya bağlamak istiyorum. Bu zevat, yarın sosyal medyada bir haber yapıp deseler ki “Şu yerde büyük patlama olacak, herkes kurtulmak için falanca yerde toplansın”, hiç tereddüt yok ki sürü psikolojisiyle insanlar, hem de izdihamla söylenen yeri doldurur. Maalesef böyle bir duruma geldik.
Tabi, patlama olacak diye korkup titreyerek bekleyen insanın psikolojisini de izah etmeye gerek yok sanırım.
Bu durum tam bir “toplum mühendisliği” projesi. “Patlama olacak, evinize kapanın, sesinizi çıkarmadan, her ne talimat veriliyorsa yapın” denmek isteniyor.
Bütün bunlardan şunu anlamak gerekir ki, bu toplum çok rahat bir şekilde “manipüle edilmeye açık”. Yeter ki bir fısıltı yayın, anında tüm hayatı kilitlersiniz.
Bir yandan da trol kardeşler “dünya birleşip hükümeti yıkmak istiyor” intibaını halka yaymaya çalışıyorlar. Bilmeliler ki, kendilerine verilen görevleri yerine getirdiler, artık son kullanma tarihleri geldi. Zaten hiç bir zaman aktör (muktedir) olmadılar, hep figürandılar (işbirlikçi), şimdi kendilerine ihtiyaç kalmadı.
***
Türkiye hızla felakete sürükleniyor. Bu durumda en büyük görev işbaşındakilere düşüyor. Fakat ne yazık ki beylerin kendilerine aykırı hiç bir sese tahammülleri yok. Eskiler “dost acı söyler” derdi. Bunların ne dosta, ne de acıya tahammülleri var!
Gün gelecek duymak istemediklerini yaşayarak öğrenecekler. Maalesef bugün Hz. Ömer’in “Benim bir yanlışımı görseniz ne yaparsınız ” dediğinde, “Seni kılıçlarımızla doğrulturuz Ey Ömer!” diyecek bir topluluk da kalmadı. Diyecek adamı da anasından doğduğuna bin pişman ediyorlar.
Son olarak terör ortamının doğurduğu bir başka sonuç ta; olaylar ayıplarını örtüyor, sosyal facialar, çevremizde yanan ateş ve ekonomi arka plana itiliyor. Terörle oluşturulan bu olağanüstü hava ile insanlar asıl gündemlerinden koparılıyor, krize kilitleniyor. Böylece yaşananların 15 yıllık hatalı politikaların ve acı reçetenin yanlışlığı yüzünden yaşandığı kimsenin aklına bile gelmiyor. Mazeret basit, her şeyin tek sorumlusu var, o da terör!