Taciz olayları bugünlerde ne hikmetse artış gösterdi. Her akşam bir televizyon kanalında bununla alakalı bir haber duymaktayız. Yakalanan zanlıları ise, millet linç etme girişiminde bulunmaktadır. Bu kişilere verilen cezalar yeterli olmayınca, halk kendi cezasını kendi vermek istemektedir. Bu davranış doğru bir davranış değildir. Taciz olaylarının birçok sebepleri vardır. Televizyonda oynatılan dizilerin bunda çok büyük bir rolü olduğunu düşünüyorum. Dışarıdan ithal edilen kültür ve sanat, bizi kendi ölçümüzden ve kendi değerlerimizden uzaklaştırmaktadır. Bunun yanı sıra sanat solun elinde olduğu sürece de bu problem artarak devam edecektir. Aslında bu problem, bu kültür 40 yıl önce Dallas’la hayatımıza girdi. Aileler bu yabancı dizilerle beraber değişmeye başladı. Filmlerde öpüşme sahnesi geldiğinde kafamızı çevirirken, şimdi bunun meşru olduğunu kabul eder olduk. On yıldır yoğun yabancı kültürün bombardımanına tutulmuş durumdayız. Batı misyonerlik çalışmalarını alenen ve çok rahat bir şekilde yapmaktadırlar. Modayla, filmlerle, batı tarzı yerli dizilerle ve benzeri birçok şey ülkemize resmen pazarlanmakta, ılımlı İslam’ın oluşması için büyük oranda çalışmalar yapılmaktadır. Maneviyat alanında on yıldır gerçek anlamda hiçbir şey yapmadık. Hiçbir şey yapmadığımızı başbakan yardımcısı Bülent Arınç’dan geldi. Diyor ki; “Herkes bilmeli sigara içme yaşı küçüldü, alkol içme yaşı küçüldü. Uyuşturucuya başlama yaşı küçüldü. Bunun liselere kadar geldiğini her seviyede görebilirsiniz, bu bir alarm değil midir, bu bir kötü bir iş değil midir ” sözleriyle içler acısı durumu dile getirdi. İktidarda olan bir hükümetin bu şekilde ağlaması bana çok komik gelmektedir. Yaşanan son on yılda yüzde 99’u Müslüman olan Türkiye’de ahlaki çöküntünün hızla yayıldığı, maneviyatın üstünün örtüldüğü, dünyevileşmenin zirve yaptığı bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır. Aslında mesele muhafazakâr demokrat olduklarında yatmaktadır. Eski Milli Görüşçüler muhafazakâr demokratlığın aynı olduğunu düşünmektedirler. Hatayı burada yapmaktadırlar. Saadet Partisiyle, AKP aynı benzerlikler sahip değildir. Tek ortak noktaları AKP yöneticilerinin eskiden Milli Görüşçü olmalarından başka bir şey değildir. Hükümetin dişe dokunur bir başarısı da yoktur. Başörtüsü serbestliği bir yasayla sağlanmış değildir. Pansuman bir tedbirdir. Milletin refah düzeyi artmamıştır. Sadece kredi kartlı bir hayat meydana getirilmiş, insanlar borçlandırılarak sisteme entegre olmaları sağlanmıştır. Kısacası insanlar lüks yaşıyorsa bunu borçla yaptıklarındandır. Ellerinden kredi kartları alınmış olsa, belki de açlık sınırında yaşayacaklardır.
BAŞÖRTÜ SERBEST OLDU
MANEVİYATIMIZ ZAYIFLADI
AKP’nin iktidar olmasıyla Müslümanlar örgütlenmeyi bıraktı. “Nasılsa bizim hakkımızı koruyan bir başbakan var” düşüncesiyle hareket ettiler. Okullarda başörtüsü serbest bırakıldı, dini yaşamak her alanda neredeyse serbest hale geldi. Bu durumda daha çok dindar nesil meydana gelmesi gerekirken; nedense dindarlık görünüşte kaldı ve geriledi. Dün dindar olarak yaşayanlar bugün yoldan çıktı. Dini yaşamaktan, tesettür modasına geçildi. Parklarda erkeklerle beraber gezen geleneksel başörtü takanlar çoğaldı. Diyanetin çalışmaları sadece hutbede verdiği mesajlarla sınırlı hale geldi. Diyanet mutlaka Milli Eğitim Bakanlığı’yla iş birliği yaparak okullarda izin verilen din dersleri ve Kur’an-ı Kerim okutulmasını yürütmesi gerekmektedir. Aile hekimliğinde, dini bilen psikologlar çalıştırılması evliliklerin yıkılmasını önleyebilir. Ramazanlar ibadet ayından çıkıp, eğlence ayına dönüştürüldü. Aslına döndürülmesi için, Ramazan’da etkinlikleri mutlaka Diyanet’in yapması gerekmektedir. Başörtüsünün geleneksel olarak takanlar ile ilgili mutlaka bir proje yürütülmelidir. Proje kapsamında illerde çalışmalar yaparak halk daha da bilinçlendirilmelidir.
SUBLİMİNAL MESAJLARLA
ÇOCUKLARIMIZI BOZDULAR
Uyuşturucu kullanım yaşının sekiz yaşına inmesi, fuhuşun ise ilkokullar seviyesine gelmesinin nedeni, çocuklarımıza izlettiğimiz çizgi filmlerde gizli olarak bilinçaltına verilen subliminal mesajlardandır. Masum gibi gözüken, çizgi filmlerin içinde seks yazısı ile içki şişeleri gizlenmiştir. Gözlerin algılayamadığı ama bilinçaltının gördüğü bu subliminal mesajlar çocukları yönlendirmede çok güçlüdürler. Örneğin bir çizgi film seyrettikten sonra kola isteyen ve ağlayarak annesine aldırmaya çalışan çocuk, yoğun subliminal mesajların etkisi altındadır. Bu subliminal mesajlar sadece çizgi filmlerde değil, normal dizilerde de bulunmaktadır. Anlaşılacağı üzere, sadece çocuklar değil, yetişkinlerde bu mesajların etkisi altındadır. Kredi kartlarının şişmesinde subliminal mesajların rolü büyüktür. Çocuklarımıza doğru yayınlar izlettirelim. Gerekirse kendimiz de dizi film izlemeyelim.