“Sünnete men kaderselnâkablekeminrusulinâ ve lâ tecidulisünnetinâtahvîlen / Bu, senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize de uyguladığımız yasadır. Sen bizim yasamızda (sünnetimizde) değişiklik bulamazsın.” (İsra Suresi 77. Ayet; DİB Meali) 

‘ “Sünnet” kurallar demektir. / Allah’ın iki türlü sünneti vardır. / Birinci tip sünnet, kendi iradesini ifade eden sünnetidir. Bu asla değişmez. Kâinat var olmadan önce de vardır, var olduktan sonra da vardır… / İkinci tip sünnet ise; meleklerin, ruhların, cinlerin ve insanların cüzi iradelerine bağlı sünnet vardır. Bu da sünnettir. Sadece burada Allah insanlara seçme özgürlüğünü vermiştir. İstanbul’dan Ankara’ya uçakla, trenle, otobüsle, otomobille gitmenin hepsi O’nun sünneti ile olmaktadır ama yolculara araç tercih etme imkânı verilmiştir. 

Ayette “MinRusulinâ / Resullerimizden” diyerek uygulanan sünnetin ancak belli resuller için olduğunu ifade eder. İşte bu ifadeye istinaden çağımızın inkılâbı bekleniyor... / Türkiye inkılâp bekliyor... / İnsanlık inkılâp bekliyor... / Herkes hazırlık içindedir. Hazırlık tamamlanınca mevcut düzen pek az yaşayacak, inkılâp gerçekleşecek ve mevcut olan zalim düzen kendiliğinden gidecektir... / Ayetin devamında “Sünnetinâ / Bizim sünnetimiz” diyor. “Sünnet” demiyor. / Kişiler topluluğun kurallarına uyarlar, topluğun kurallarını değiştiremezler. Topluluğun kurallarını yine topluluk değiştirir. / Anlamı, yöneticilerin kanun yapma yetkileri yoktur demektir. Alınan kararların hepsi yargı denetimine tabidir ve yargı herkesten ve her kurumdan daha üstündür. / Yargı hakemlerden oluşmadıkça bu sözün bir manası yoktur demektir. 

Ayetteki son kelime “Tahvilen / Tahvil” kelimesidir. Senin onu tahvile (değiştirmeye) gücün yetmez yahut herhangi bir değişiklik olmaz anlamlarındadır. Başka yerlerde “tahvilen” ile birlikte “tebdil”den bahsetmektedir. Burada yalnız tahvilden bahsetmektedir. “Tebdil” birini kaldırıp diğerini yerine koymak, “tahvil” ise uygulandıkları durumları farklı yapmak demektir. Bunun başka manası, her bucağın kendi şurası vardır, kendi kuralları vardır. Bunlar sadece o bucağa aittir. Bu bucağın hükümlerini başka bucağa uygulayamazsınız. / Bugün devletlerarası kanunlar belirleniyor. / İslâmiyet’te (İslâm/barış düzeninde) merkezi kanunlar taşrada geçerli değildir. Her bucağın kendi kanunu vardır, o bucakta o uygulanır (yerinden yönetim ilkesi). Merkezi bucakların da kanunları vardır. Taşranın temsilcileri yaparlar ama taşrada uygulanmaz, sadece merkezi bucaklarda uygulanır. Temsilciler yapsa da merkezi bucakların kanunları taşra bucaklarda geçerli değildir. Ayet bunu ifade etmekte.’ 

“Salâtı, Şems’in dülûku için leylin ğasakına kadar ikame et ve fecrin kur’anını da. Fecrin kur’anımeşhuddur.” (İsra Suresi 77. Ayet; Akevler meali) 

‘Ayet yeni uygarlığın nasıl geleceğini anlatmaktadır. Belli saatlerde toplantı yerine gelir, Kur’an okumaya ve namaz kılmaya başlarsın. İsteyenler gelir ve katılırlar. Böylece birlikte ikame edersiniz. Bu şekilde namaz kılmaya başladığınız zaman artık “Adil Düzen”i kurmaya başladınız demektir. / Kur’an okumayı ve manasını öğreneceksiniz. Sonra da Kur’an’ın beyanını öğreneceksiniz. Daha önce gelenler daha sonra gelenlere öğretecek. / 33 yaşına kadar uygulayarak öğrenme durumundasınız. / 33 yaşından itibaren uygulama durumundasınız. / 66 yaşına geldiğinizde öğretme durumundasınız. Bunu günde muntazaman değişik zamanlarda yaptığınız toplantılarda yapacaksınız. Böylece hayatınız düzene girer. Üretim yapar ve yaşarsınız. Artan zamanlarda da eğitim yaparsınız. / Öğrenmeye beşikte başlarsınız 7 yaşından sonrasını öğrendiklerinizi bir yaşlının yanında çalışarak geçirirsiniz. 10 yaşında bir yaşlının size verdiği işi yaparsınız. 15 yaşında bir yaşlının izin verdiği işlere kendiniz başlar ve kendiniz bitirirsiniz. 33 yaşına geldiğiniz zaman artık kimseden izin almadan istediğiniz işi yaparsınız. 66 yaşına geldiğinizde kendinize gençlerden bir ortak bulur, onlarla çalışmaya başlar ve onları aynı zamanda eğitirsiniz./ Bütün bunları bir ocak içinde yani bir apartmanda birlikte, akraba ve yakınlarınızla birlikte bu işleri yaparsınız. Onlarla ortaklaşa onlara dayanarak yaparsınız. Şimdi bizim görevimiz budur. Onların durumlarını yukarıda anlattı. Şimdi sıra bize geldi...’ (Devamı var.)