Olaylar o kadar garip bir hava içinde cereyan ediyor ki bazen, "acaba ben mi olayları anlamıyorum " yoksa "bunları garip bulan tek kişi ben miyim " diye merak ediyorum.
Sanki ortada acayip bir senaryo, görünmeyen bir rejisör, şaşkın oyuncular ve hiçbir şeyi anlamadan seyreden seyirciler var. Oyunun yazarı ve idarecileri ise dışarıdan oyunu idare edip, garip bir şekilde nerede olduklarını belli etmiyorlar.
Neden mi bahsediyorum Tabii ki, epeydir garip bir minval üstünden devam eden Türk-Yunan ilişkilerinden. Bugün, birlikte olayların bir listesini yapalım ve parçaları yan yana koyalım istedim. Bakalım durum bize ne gösterecek
Psikolojik Alt Yapı, Sanat ve Spor Alanları:
Farkındaysanız son zamanlarda Anadolu dan göçen Rumlar hakkında veya burada kalıp da Müslüman insan şeklinde ömrünü devam ettiren ama Kripto Hıristiyan olanlar hakkında yazılan roman veya öyküler bir hayli arttı. Yani, kişiler aslına rücu ederlerse şaşmamak lazımdır mı deniliyor acaba Yoksa başka bir şeye mi zemin hazırlanıyor
İstanbul ve İzmir gibi daha kozmopolitan atmosfere sahip şehirlerde açılan tavernalarda "Yunan müziği" dinlemek, "sirtaki yapmak" ve "tabak kırmak" epeydir moda oldu.
Eurovision şarkı yarışmasına gidecek olan şarkıcımız kendi tanıtım turlarına ilk olarak Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimini ziyaret ederek başladı ve hatta aşka gelip, hiçbir hakkı olmadığı halde Rum tarafından müzisyenleri Türk televizyonlarında program yapmaya davet etti !!!
"Yabancı Damat" gibi diziler halkımızı iyice Yunanlılarla yakınlaşma fikrine alıştırmaya başladı. Ama bu dizide, dikkat edilmesi gereken hayli ilginç bir taraf var: İyi, zengin ve kibar olan taraf Yunan tarafı, yani oğlan tarafı. Kız ise; her türlü yasağı, örf ve adeti hiçe sayan bir Türk. Yunan tarafı eğitimli, yüksek gelirli hatta milyoner ve görgülü. Türk tarafı orta yaşantılı bir esnaf ailesi. Kız tarafı, oğlan tarafı kadar eğitimli, zengin ve görgülü değil. Nedense, hep kavga eden, saçma, sapan sahnelere sebep olan, tam bir "dağdan inme", "kaba, yontulmamış" imajı verilen taraf da kız tarafı.
Bu dizi Yunanistan da müthiş popüler olmuş, yüzde 50 nin üstünde izlenme rekorları kırıyormuş hatta Yunan turizm bakanı, Atina da yapılan bir törende, filmin Türk yapımcısı ve direktörüne ödül vermiş. Niye vermesin Onların istediğinin daha da alasını bir Türk yapmış. Kendi insanını küçülttükçe, küçültmüş. Tam bir yabani görgüsüz tablosu çizmiş. Yunan daha ne istesin Zaten onların da gayreti her zaman Türklerin olay ve zorluk çıkartan taraf olduğunu dünyaya kanıtlamak.
Diğer bir dizi de "Kırık Kanatlar". Bu oldukça iyi bir dizi olması ve Kurtuluş Savaşı nı konu alması sebebi ile halktan büyük ilgi gören bir hikaye ama burada da garip olaylar var. Mesela, ülkenin bir çok yerinde zaten Yunanlıların yaşamakta oldukları ve bu topraklarda onların da hakkı olduğu "çaktırılmadan işleniyor".
Filmde kahramanca vatan görevi yapan ailenin bir genç kızının "bir Yunan gencine aşık olması" ana temalardan biri olarak işleniyor. Bu bir Yunan asker kaçağı. Onu gizlemek için kaç kişinin kendi namus ve canlarını tehlikeye atmaları da ayrı bir olay. Amaç belli değil.
Şimdi aynı konularda Yunanistan da nasıl bir tutum var diye bakalım: Yunanistan şu ana kadar yukarıda bahsedilen benzer konularda hiçbir film yapmadı. Eurovision için Türkiye ye gelip, kulis çalışmasında da bulunmadı. Kaç defa ziyaret ettiğim Yunanistanda, sadece tarihi mekanlarda "Türklerin nasıl tarih ve arkeolojiye zarar verdiğinin" söylendiğini duydum ve müdahale etmek durumunda kaldım. Tavernalarda da, Türk müziği çalıp, Türk dansı yaptıklarını duymadık. Yoksa basınımız böyle olayları göklere çıkartırdı.
Spor alanını ele alalım. Yapılan her maçta, eğer maç Yunanistan da oluyorsa mutlaka büyük terbiyesizliklere sahne olmuştur. Sporcularımıza kötü muamele yapılmıştır. Bize sıra gelince "centilmenlik" gösteriyoruz ve misafirperverlik yapıyoruz ama bu Yunanlılara asla bir ölçü veya ders olmuyor. Yunan bildiğini okuyor.
Ticaret ve İşbirliği konusunda:
Heyecanla Atina da toplantı yapmaya karar veren TÜSİAD ın son toplantısında yaşanan sıkıntılar malum. Yunan polisi ünlü iş adamlarımızı korumakta zorlanmıştır. Nedense Yunanlılar hiç de misafirperver davranmamışlardır. TÜSİAD, bilindiği gibi Refah Partisi ne karşı bazı protestoları başlatmadan önce tüm planlarını Atina da yapılan bir toplantıda hazırlamıştır. Bunda bir gariplik var mıdır, yoksa sadece bir tesadüf müdür Buna sizler karar verin.