BM nin Lübnan a gönderilecek Barış Gücü nün görev ve yetkilerini belirlediği belgeye göre Hizbullah ın silahtan arındırılması ve gerektiğinde silahlı çatışmaya girilmesi gibi hususlar yer alıyor. Bir çatışma bölgesine asker gönderiliyorsa yeri geldiğinde çatışmaya girmesi de doğaldır. Bizde bir söz vardır, "Hamama giden terler" diye... Terlemek istemiyorsan hamama gitmezsin... Dolayısıyla Lübnan a gödereceğimiz askerler orada çelik çomak oymaya gitmiyorlar elbette... Ne var ki, gerek milletvekillerini gerek kamuoyunu en azından şimdilik oyalamaya yönelik bir propaganda ve açıklamalar dizisi sergileniyor. En yetkili ağızlarlardan tekrar tekrar," Türk askerinin Hizbullah ın silahını toplamada görev almayacağı" belirtiliyor...

Barış Gücü nün görevleri arasında Hizbullah ın silahtan arındırılması olduğuna  ve bu husus BM Belgesi nde yer aldığına göre Türk askeri Hizbullah silahtan arındırılırken ne yapacak Kenara çekilecek olayları mı seyredecek, yoksa diğer ülkelerin askerleri silah toplarken Türk askeri bekçilik mi yapacak Her halde askeri Lübnan a turistik gezi için göndermiyoruz.

Barış Gücü nun komutanı Hizbullah a silahların teslim edilmesi çağrısında bulunduğunda Hizbullah, "Hay hay emriniz olur" deyip silahlarını getirip teslim etmeyecektir. Zaten böyle bir şeyin beklenmesi de bölgenin gerçeğine aykırı düşer... Son çatışmaların saldırgan tarafı İsrail in silahsızlandırılması kimsenin aklına gelmezken Hizbullah ın silahsızlandırılmasının dillendirilmesi sanıyorum gizli bir planın işaretidir. Eğer Barış Gücü, bölgede çatışan tarafları silahsızlandırarak bölgede gelecekteki çatışmaları önlemek gibi bir plana sahip olsa o zaman belki böyle bir girişim normal karşılanabilir... Ama gelişmeler hiç de öyle olmuyor... BM attığı tüm adımlarda ya İsrail i rahatsız etmemeye dikkat ediyor ya da İsrail in bir takım davranışlarından rahatsız olduğunu gündeme getirdiğinde İsrail in karşı çıkışına da tavır sergileyemezken, bir bakıma İsrail in kontrolünde bir teşkilat görünümü verirken Hizbullah ın silahlardan arındırılmasının hiçbir haklı ve mantıki sebebi olamaz.

Böyle bir ortamda Lübnan a asker gönderilirken bir takım yuvarlak cümlelerle işi geçiştirmek, daha da önemlisi milletvekillerini ve kamuoyunu yanıltmak, hem devlet adamlığı ile bağdaşmaz hem de sahiplerini sorumluluk altına sokar.

Lübnan a göndereceğimiz askerimizin niçin ve ne yapmaya gideceği en azından milletvekillerine açık şekilde izah edilmelidir. Bu yapılmadan askerimizin gidiş sebebi bir takım sözlerle olduğundan farklı gösterilmeye çalışılarak milletvekillerinden oy almayı hesap etmek doğru olmaz.

Artık herkes görüyor ve biliyor ki, Lübnan a gönderilecek olan BM Barış Gücü, İsrail i koruma ve kollama gücüdür. Bu gerçek biline biline bir takım laf ebeliklerinin arkasına gizlenerek seyirci olmaktan kurtulacağımızı sanmak yanlış olur... Bilinmelidir ki oyunun içinde olunduğu halde seyirci konuma düşülebilir... Türkiye, şu anda sanki oyunun içindeymiş gibi gösterilerek seyirci durumuna düşürülmektedir... Herkes bunu bilmeli ve özellikle de milletvekilleri oylarını buna göre kullanmalıdır.