Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov, geçtiğimiz günlerde tabancayla vurularak öldürüldü.
Bu konu üzerine birçok yorum yapıldı ve yapılmaya devam ediliyor. Bir yandan teröristin kimliği araştırılırken -ki, açıklanan veriler FETÖ’yü işaret ediyor- öbür yandan da, Karlov›u kimlerin ve niçin öldürmek istediği soruşturuluyor. Araştırmayı Rusya›nın bizzat kendi ekibiyle takip etmesi de bir başka önemli nokta.
Mesajın hangi ülkeye verilmek istendiği büyük bir öneme sahip. Bir o kadar önemli olan da; Türk-Rus ilişkilerinin zarar görüp görmeyeceği. Türkiye siyasetine yön verenler AB ile ilişkilerde tıkanma olduğu gerekçesiyle ŞİÖ’ye yönelmeleri dünya dengeleri bakımından büyük bir öneme sahip. Konu ile alakalı konuşulacak çok şey var aslında...
Tek seçenek Rusya mı?
D8›ler yerli ve milli bir hedef değil mi?
D8›ler bugünler için kurulmuş olamaz mı?
Bu yönelişin doğru olup olmadığı iyi düşünülmelidir. Daha birçok soru sorulup cevabını aramak mümkün.
Şimdilik en güncel olanı, Rus Büyükelçinin öldürülmesi! Bu işin uluslararası boyutlara sahip olması akla en yatkın olanıdır.
Bir hafta içerisinde farklı ve kritik konumdaki mühim şahsiyetlerin öldürülmesi fevkalade bir önem arz etmektedir. İşi karmaşık hale getiren ise, planın küresel boyutlu olması ve Suriye kriziyle ilintili bulunmasıdır. İşte, son günlerde peş peşe suikasta kurban gidenlerden bazıları:
1- Rus Büyükelçi Andrey Karlov
2- Rus Dışişleri Bakanlığı üst düzey yetkilisi Petry Polshikov
3- NATO genel denetçisi Yves Chandelon
İlki Ankara’da öldürüldü; ikincisi Moskova’da, üçüncüsü de Belçika’nın Andenne şehrinde... Her üçü de son derece önemli görevlerde bulunmaktaydılar. Maktullerden üçünün de Rus oluşu calibi dikkat bir konudur. Ayrıca, Beşiktaş ve Kayseri›deki saldırılarla, düşen/düşürülen Rus uçağını da bu olaylardan bağımsız düşünmemek gerekir.
Ayrıca; Vladimir Putin›in eski medya danışmanı ve Rusya›nın İngilizce yayın yapan ilk kanalı Russia Today›in kurucusu işadamı Mikhail Lesin, geçtiğimiz Çarşamba günü, Washington›da kaldığı otelde ölü bulundu.
Bu hadiselere bakarak, bundan sonrasının daha karmaşık olacağını söylemek mümkün! Dünya, hızla kaotik bir ortama sürüklenmektedir. Her zamankinden daha temkinli olmak, özellikle mesul makamda olanların, akıldan çıkarmaması gereken önemli bir husustur.
20 Ocak’ta göreve başlaması beklenen ABD’nin yeni Başkanı Trump’ın seçilmesini de bir kenara not etmek gerekir. Kapalı kapılar ardında neler oluyor, sorusu günümüzde çok daha önemli hale gelmiştir.
“Hiç bir şey eskisi gibi olmayacak” sözü, ne kadar anlamlı; değil mi?
İşte, yaşadığımız dünya için de, bu sözü söylemek fevkalade mümkün. Artık, kimse küresel sistemden, tek kutuplu dünyada olduğu gibi bir davranış beklememeli. Hele hele, mevcut sistemin aktörleriyle iş tutma gibi bir yola asla tevessül edilmemelidir.
Evet, yaşadığımız dünya, birçok olumsuzlukla beraber bir de terör hadisesiyle karşı karşıyadır. Bu bir şok hali olsa da; bir an evvel, şoktan çıkıp makul işlerin yapılması gerekir.