Türkiye nin felâket boyutuna ulaşmış problemleri

konusunda hiç kafa yordunuz mu Ben, Adalet mülkün temelidir sözü gereği,

ülkenin ayakta kalmasının adalet le sağlanacağına inanıyorum. Hani, meşhur

Dreyfus, haksızlığın ortaya çıkaracağı tehlikeleri ortaya koymak için mahkemede

şu sözü söylemişti ya: Adalet yıkılırsa Fransa yıkılır. Aynen bu bakış

açısıyla yaklaşıyorum.

Ülke olarak, 30 Mart Yerel Seçimleri ne gidiyoruz.

Tanıtım yönteminde, her ağzını açanın sözünü ettiği demokrasi den bir eser

görebiliyor musunuz Sözde 26 parti seçime gidiyor. Fakat halka yansıması öyle

mi Sanki Meclis te temsil edilen 4 parti seçimlere katılıyor, havası verilerek

seçim çalışmaları yapılıyor. Mevcut yapı, sadece bu 4 partinin piyasada

görünmesine elveriyor.

Meselâ, AKP nasıl seçime hazırlanıyor Astronomik hazine

yardımı emrinde. Başbakan, bütün devlet imkânlarını AKP li başkanların seçimi

kazanması için seferber etmiş durumda. Bunu belediye imkânlarını da ekleyiniz.

Candaş ve yandaş medyanın manşetlerine kadar müdahale ettiği basına yansıdı.

Devlet TV leri de AKP nin sözcüsü gibi çalışıyor. Mitinglerini canlı olarak

yayınlıyor. Bu görüntüler saat başı tekrar ediliyor.

Bir tarafta, dev imkânlarla yapılan seçim çalışması,

diğer tarafta sıfır imkânla bir şeyler yapmak için çırpınan siyasî partiler.

Tekrarın gücünden faydalanılarak halk üzerinde muazzam bir beyin yıkama

ameliyesi uygulanıyor. Ey halk, sana seçme özgürlüğü verdik, ama bu özgürlüğünü

benden başka yere kullanmayacaksın, psikolojik baskısı hâkim.

Bunları görünce, Sosyolog Yazar Ali Bulaç ın şu sözlerini

hatırladım: Adalet ve Kalkınma Partisi nin adalet tarafı neredeyse hiç yok.

AK Parti kendi çevresini zenginleştirirken tüm çevreyi zenginleştirdiğini

düşünüyor. (Millî Gazete, 11. 6. 2013)

Bu Taksimi Kurt Yapmaz

Bugünkü seçim yarışı şu sözdeki gibi: Ey siyasî partiler!

Sizi 100 m. koşusunda yarıştıracağız. Ama bir parti 80 m.den, diğeri 60 m.den,

bir diğeri 40 m.den, bir diğeri de 20 m.den; bunun dışındakiler ise sıfır m.den

yarışa başlayacaklar. Adil bir yarış (!) olsun diye böyle bir kural koyduk.

Astronomik paraya sahip olanlar mitinglere insan

toplayabilmek için belediye otobüslerini seferber ediyor, ilçe ve köylere kadar

araç gönderiyorlar. Devlet memurlarını bile açılış diyerek işin içine

koyuyorlar. Mitingde büyük kalabalığı gören Başbakan açıldıkça açılıyor:

Bağırıp çağırmalar, efelenmeler, polemikler, restleşmeler, şantajlar,

yakıştırmalar, kendisini hem savcı hem hâkim gibi görme garabetleri, ben sana

gösteririm türünden tehditler, ayrıştırıcı, tahrik edici, kamplaştırıcı, hatta

argoya varan konuşmalar. Halbuki, devlet adamı dediğin itidalli, birleştirici,

kaynaştırıcı üslûp kullanır, ağır başlı olur.

Koşuya sıfır m.den başlatılan Saadet Partisi ne

bakıyorum. Ülkenin perişan halini görerek elinden geleni yapmak için

çırpınıyor. Türkiye için güçlü ve isabetli mesajların sahibi. Belediyeciliğin

nasıl olması gerektiğinin kitabını yazdılar. Dahası uygulayarak gösterdiler. Refah

Partisi nin 1989 da kazandığı 5 il belediyesi her türlü engele rağmen o kadar

başarılı oldu ki; halk, İşte benim istediğim bu! diyerek, 1994 Yerel

Seçimleri nde İstanbul ve Ankara da dâhil olmak üzere nüfusumuzun yüzde 65 inin

yaşadığı yerlerdeki belediyelerde Refah Partili adayları iş başına getirdi.

Yönetime gelen başkanlar halkı patron, kendilerini

emanetçi , hizmetkâr olarak gördüler. Millî Görüş modeliyle, halk desteğini

de alarak çığır açan belediyecilik hizmetleri yaptılar; bu alanda marka

haline geldiler. Efsaneleşmiş hizmetlere imza attılar.

Bugün, Millî Görüş ün tek temsilcisi Saadet Partisi nin

hem bu hizmetleri, hem de yeni projelerini anlatmasını engellemek için önlerine

öyle engeller konulmuş ki, halkın vergileriyle beslenen devlet TV leri bile bu

ambargonun içinde. Bu görüntü beni, Sezai Karakoç un ayağı kayan bir toplumun

özelliğini anlatırken söylediği Dehâ çöplükte, küçük kurnazlık suyun

başındadır sözünü hatırlatıyor.

Adil Tanıtım Kaçkınları

Bugün gelişmiş ülkelerde tanıtımın büyük çoğunluğu kitle

iletişim araçları ile yapılıyor. Çünkü ekonomik ve kolay. Bizdeki gibi gürültü

ve mitingler göremiyorsunuz. İhtiraslı liderlerdeki Millî Görüş korkusu bizde

aynı uygulamanın yapılmasına engel oluyor. 1992 de Liderler Zirvesi ismiyle TV de

yapılan bir programda siyasî parti liderleri ülke meselelerini konuşmuşlardı.

Güçlü tezleri, isabetli çözümleri ile Erbakan Hoca yılların politikacılarına

açık ara fark attı. Bir daha Liderler Zirvesi nden söz edemediler.

1994 Yerel Seçimleri nde belediye başkanı adayları

TV lerde birlikte projelerini açıklıyorlardı. İstanbul adayları da TV de bir

araya gelerek projelerini tartıştılar. O zaman Millî Görüş çalışma modeli ile

yola çıkan Recep Tayyip Erdoğan ın projelerinin farklılığı açıkça görüldü ve seçimi

Refah Partisi kazandı. Şimdi karşımızda, gömlek değiştirip küresel güçlerle kol

kola bir Erdoğan bulunduğunu söylemeye gerek yok. Bugün, benzer programlar

niçin yapılmıyor Saadet Partisi nin güçlü projelerine yenik düşecek oldukları

için mi

İcraatları göklere çıkarılmasına rağmen, AKP li İstanbul

Belediye Başkanı 10 senede şehrin nüfusunu ikiye katladı. Şehri nefes alamaz

duruma getirdi. Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Selman

Esmerer, şehri nefes aldırıp yaşanabilir hale getirmek için güçlü projeler

hazırladı. Şimdi Kadir Topbaş ve Mustafa Sarıgül e, Buyrun, çıkalım,

projelerimizi birlikte anlatalım diyerek açıkoturuma davet ediyor. Bakalım,

adaylar ve TV ler bu çağrıya kulak verecekler mi

Seçimin hukukî sorumlusu YSK, yetkilileri âdil tanıtıma

davet etmez; orantısız tanıtım yapılmaya devam eder; şanlı 4. kuvvet olması

gereken medya da buna alet olursa, düşünen halkın Alın, böyle demokrasi sizin

olsun demekten başka bir çaresi kalmayacaktır. Bizdeki tanıtma adaletsizliği

akademisyenler için de ciddi bir araştırma konusu. Tekrarın gücünden

faydalanarak beyin yıkamanın son sınırını zorlayanların iç yüzünün bilinmesi

için böyle bir çalışmaya ihtiyaç var.