Koyun can derdinde, kasap et derdinde diye bir atasözümüz vardır. Yaşadığımız açık gerçek bu. 22 Temmuz seçimlerinden bu yana Türkiye, kendi özüne, gerçeğine, gündemine bir türlü dönemedi. Aslında dönmesini de beklemiyoruz. Çünkü, insanların zihinlerini iğdiş etme, rıza üretme ve dejenerasyon üssü olarak çalışan medyanın milletin tercihlerini savurarak oluşturduğu bu yelpazenin halkımızın gerçekleriyle ilgili bir şeylere imza atmasını beklemek yanlış. Çünkü, kurgulanan bir yapıyla karşı karşıyayız. Bu tablodan milletin hayrına bir şey çıkmaz, çıkamaz.

Birkaç gündür ilginç bir şekilde artan pirinç fiyatları ve gıda konusunda dünyada yaşanan kıtlık tehlikesi haberler yapılıyor. Bunlar sanki çok yeni şeyler Bizler, aylardır milletin aş ve iş derdini gündeme getirmeye çabalıyoruz. Hiç kimsenin gıkı bile çıkmıyor. Sadece, artan pirinç fiyatlarıyla mı fakir fukara hatırlandı Milletin sofrasında her şey tamam da bir tek pirinç mi eksik Yine, birileri milletin sırtından rant devşirmek için devreye girdi. Yine birileri milletin sofrasındaki ekmeğe kan doğramak için ellerindeki kalemlerle rakamlar üzerinde oynama yapıyorlar. Bizim medyanın aklı başına yeni geliyor.

Aylardır, milletin sofrasına ekmek girdiği yok ki. Piyasalar durgun Hatta, durgun demeye bin şahit ister. Piyasalar tıkanmış durumda. Bu rezilliği görebilmek için, televizyon ekranlarında ahkam kesen ekonomist veya uzman olmaya gerek yok.

Bir gecede, abra kadabra yöntemiyle kişi başına düşen milli geliri, 5 bin dolardan, 8 bin dolara çıkardılar. Böyle giderse, iki sene sonra 10 bin dolar tavanına da ulaştıracaklar. Sivri dilli ekonomist Prof. Dr. Osman Altuğ hocamız bir konuşmasında demişti ki, "Kanmayın siz bu abra kadabra numaralarına. Memleketin her köşesinde asgari ücretle evini zor geçindiren Mehmet ağa, Ahmet ağa, "Yahu, siz milli geliri 5 bin dolardan 8 bin dolara çıkardınız. Verin bakalım benim 3 bin dolarlık artışımı" derse, ne yapacaksınız"

Ucuz numaralar bunlar, ucuz.

"Allah ın on pulunu bekleyedursun on kul, bir kişiye tam dokuz dokuz kişiye bir pul, bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa, yaşasın kefenimin kefili karaborsa" diyor Üstad.

Milletin derdi ne Bunların derdi ne Ellerine mikrofon alıp, çarşı pazar dolaşarak uyduruk haberler yapmak değil marifet. Marifet, memlekette olan biteni, tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermek. Can çekişen esnafın, istihdam maliyetleriyle boğuşan KOBİ lerin, yabancı sermayenin kirli rekabeti karşısında top atmak üzere olan yatırımcının derdini yansıtmak.

Karlı, verimli, stratejik tüm kurumlarımız satıldı. Yabancı sermaye memlekete gelip, ortaklıklar kuruyor diye neredeyse zil takıp göbek atıyoruz. Peki, bu adamlar "Babalarının hayrına mı geliyorlar " Neden, bunlara yerli yatırımcıya hak görmediğimiz türlü teşvikler, vergi istisnaları, arsa üretim kolaylıkları veriyoruz Bu memleketin yatırımcısı üvey evlat mı

Ne diyordu aşık: "Derdim çoktur hangisine yanayım" Hangisine

Bizi teferruatlarla boğuşturup, menfaat imparatorluklarının keyfini sürüyorlar.