Bakanlık 2017 itibariyle ilk ve orta dereceli okullarda görülen derslerin müfredatında bir takım değişiklikler yaptı. 

Tebdil-i müfredat’ta ferahlık olduğuna inananlardanım. 

Resmi ideoloji dayatmalarının dışına çıkamamış bir eğitim sınıfta kalmış ufuksuz bir eğitimdir. 

Öğrencilerin gereksiz bilgilerle meşgul edilmesinin önüne geçmek her şeyden evvel insani ve vicdani bir sorumluluktur. 

Bunu başarmaya katkı sağlayacağını umarak müfredat değişimini heyecanla karşılıyorum.

Zaten ne zaman “değişim”den bahsedilse benim kanım daha bir hızlı akmaya başlar. 

Ne çektikse durağanlıktan, statükoculuktan çektik millet olarak. 

Ben şahsen bu değişimin hakikatin insandan istediği değişime yeterince uyum sağlamaktan uzak olduğuna inanıyorum.

Cehaletin tüm dünyada kök salmış müfredatı bilginin ve hikmetin aydınlığına galebe çalıyorsa ve sürekli cehalet müfredat değişikliği yapıyorsa, ilmin ve hikmetin yanında olanların daha bir hareketli olmaları gerekmektedir. 

Müfredat bir tür beslenme çantasıdır.

Ne ile beslenileceği kadar neyle beslenilmeyeceğini de bu müfredat belirler. 

Son müfredat değişikliği yola koyuluş itibariyle bakacak olursak bu tek düze ve tek tip beslenme alışkanlığını ortadan kaldırmayı hedefliyor.

Beslenmeyi bir alışkanlık olmaktan çıkarıp bilinçli bir tutum haline dönüştürme niyeti taşıdığı açık. 

Öğretilen şeylerin akılda kalıcılığı kadar davranışlara etkisi de eğitimin amaçları arasında yer alıyorsa şayet müfredatın eğitimde hedeflenen istendik davranışlar oluşturmaya etkisi ve katkısı da dikkatten uzak tutulmamalıdır. 

Uzun süredir eğitimdeki durumumuz yediği kendine yaramayan öğrenci manzarasıdır ne yazık ki. 

Okutulan dersler hayattan almamız gereken derslerin önünde set olmakta. 

Kocaman denizi bırakıp su dolu bardakla meşgul olmaktayız.

Palyatif tedbirler eğitimdeki meseleleri halının altına süpürmektedir. 

Bir sürelik sükûnet ne yazık ki her şeyin tos pembe hale geldiği noktasında aldatmaktadır bizi. Köklü ve radikal değişim olmaksızın aynı problemleri sadece isimleri değişmiş halde yıllar sonra tekrar konuşmaktan kurtulamayacağız. 

Yapılacak değişikliklerde eğitim camiasının en küçük birimine kadar fikir alışverişinde bulunulmalı, öğretmen, öğrenci, idareci ve velinin mutlaka düşünceleri dikkatle dinlenilmelidir. 

Pilot okullar içerisinde yer alacak eğitimciler arasında bu beyit fırtınası kolaylıkla estirilebilir. Müfredat değişimi okul idarecilerini tespit kriterlerindeki değişiklikle anlam kazanabilir. 

Bir taraftaki değişimle bir başka taraftaki statik ve hantal yapı bağdaşamayacağından her zaman problem oluşturacaktır.

Pratik yararı olması hasebiyle bulunduğum taraftan görülen arızaları olması gerekenleri ile birlikte sunalım:

• Öğrenci ders saatleri belirgin biçimde azaltılmalıdır.

• Öğretmenin alacağı ders saati sınırlanmalıdır. 15 saatten daha fazlasına öğretmeni zorlamak pedagojik değildir. 

• Takdir-teşekkür ve onur belgeleri kaldırılmalıdır. Bu belgeler öğrencilerin çalışmalarına etkisinden çok ihtiras, kıskançlık ve haset gibi olumsuz duyguların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. 

• Karne kaldırılmalı. Notlar E-Okul sistemi vasıtasıyla takip edilmelidir.

• Not duyurusu esaslı veli toplantıları kaldırılmalıdır. Öğrencilerin eğitim-öğretim-gelişim ve yetenekleri hususunda belli aralıklarla görüşmeler yapılmalıdır. 

• Üniversite sınavına çalışma telaş ve kaygısı derhal okullardan kaldırılmalı, son sınıflar dershane ya da etüt merkezi havasından çıkarılmalıdır. 

• Başarı kelimesi yeniden tanımlanmalı ve gençlerin boşluğa doğru nefes nefese koşusu son bulmalıdır.

• Okulların duvarlarına “İftihar Tablomuz” afişleri asılmasına son verilmeli, üniversite kazanma hedefini abartarak diğer aşkın hedeflerin yokluğa terk edilmesinin önüne geçilmelidir.

• Ortak sınav uygulaması yeniden gözden geçirilmeli ve bu haftaların nasıl karmaşa içinde geçtiği gözden ırak tutulmamalıdır. Zira çocuklarımız bilmeliler ki sınav için öğretim görmüyorlar, öğretim görmek için sınav oluyorlar.