Yıllar, haftalar, günler ilan ediliyor... Neden ve niçin? Bunun esprisi ne acaba? Mesela bu yıla “Emekliler Yılı” dediler. Dediler de ne oldu? Emeklileri perişan etmekten başka bir şey olmadı.

Evet, 3 Aralık da Dünya Engelliler Günü ve Haftası idi. O da geride kaldı. Sonuç bir kuru laftan ileri maalesef gitmedi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni dikkatle izledik. 3 Aralık gününde ve bir sonraki gün milletvekilleri gerek kişisel ve gerek de partileri adına heyecanlı, ateşli, bol hamasi nutuklu konuşmalar yaptılar. Bu lafların hiçbirisi engellilerin karnını doyurmadı ve doyurmayacak da... İktidar partisi sözcüleri 22 yılda engelli istihdam sayısını 73.000’lere çıkardıklarını söylüyorlar. Hem de yüksek perdeden... Ama ne kadar engellinin iş beklediğinden söz etmiyorlar. 10 milyon engellinin olduğu bir ülkede bu rakamın ne kadar anlamsız olduğunu takdir edersiniz. E-KPSS’ye girip de yeterli puan alan on binlerce engelli atama beklerken bu yılın son 20 gününe girmemize rağmen kamuya engelli ataması olmadığı gibi ne hükümetten ne de iktidar partilerinden bu konuda tek bir kelime duymadı engelliler. Üstelik de Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya’nın “Engelli Çalışanların Emeklilik Haklarının İyileştirilmesine" ilişkin kanun teklifi ve yine Saadet Grubu’nun “Engelli vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artıracak politikalar geliştirmek” amacıyla, Meclis araştırması açılması önerisi de iktidar partisi vekilleri tarafından reddedildi. Diyelim ki, bu önergeleri muhalefet verdiği için reddediyorsunuz. Peki kendiniz neden engellilerin yaşadığı sorunları giderecek önerge vermeye hiç yanaşmıyorsunuz? Ama söylemlere gelince “Biz de birer engelli adayıyız. Yarın ne olacağımız belli değil” diyerek işi duygusallığa bağlıyorsunuz.

Tasarruf tedbirleriydi, imkânsızlıktı bahanelerinin arkasına da sığınamazsınız. Çünkü israftan ve gösterişten asla geri durmuyorsunuz. Dünya İklim Kongresi’ne 1.860 kişiyle gitmek tasarruf tedbirlerinin neresinde? Engelliye, emekliye, asgari ücretliye zam yapılması söz konusu olunca kuruşun hesabı yapılıyor ama itibara gelince trilyonlar yeterli gelmiyor. Ağır engellilere ÖTV muafiyeti hakkı veriyorsunuz ama dolaylı yollardan bu hakkı kullanmasına engel oluyorsunuz. Yok efendim, aracı kullanan kişi birinci derece yakının olacak, yoksa da personel tutacaksınız. Bu da körü yara karşı vermek demekten başka bir şey olmuyor.

Engelliler ne istiyor? Engelli, fırsat eşitliği istiyor. İnsanca yaşama hakkı, üreten toplum olma yollarının açılması. Ataletten ve tüketen toplum olma zilletinden kurtulmak istiyor. Bunları sosyal devletten istemek de tabii haklarıdır. Herkesin hak ettiği, hakların verildiği bir adil düzenin en kısa zamanda gelmesini temenni ediyoruz, vesselam...