insanlar şehrin boğucu ortamından bir nebze olsun kurtulabilmek için tatilleri hele ki uzun tatilleri dört gözle beklerler. Tatilin başlangıcıyla birlikte bir hareketlilik başlar ve tatilin sonuna değin herkes bu hareketliliği yaşar.

Eskiden böylesi tatiller insanların memleket özlemini dindirmek için kullanılırdı. Uzun zamandır görüşülmeyen dede, nine, baba, anne, amca, hala, dayı, teyze vs. ile görüşülür hasret giderilirdi köylerde, kasabalarda.   Eller öpülür, hasretle sarmaş dolaş olunur, kuşaklar arası kaynaşma böylece kolaycana temin edilirdi. Daha şehirdeyken köye gidiyoruz denildiğinde heyecandan uyku uyunmazdı. Köy bambaşka bir yerdi onlar için. Uçsuz bucaksız kırların olduğu, tavukların, köpeklerin serbestçe dolaştığı, ahırda inek böğürmelerinin duyulduğu yerlerdi. Şehirlerde böyle şeyler görmek pek mümkün olmuyordu ki! Şehirde okula gitmek için gözlerini açamayan yumurcaklar köyde erkenden uyanıyor ve koşturmaya başlıyorlardı. Temiz havayı teneffüs ettikçe çocuklara ayrı bir enerji geliyor ve yerlerinde duramıyorlardı sanki. Kahvaltı ise ayrı bir güzellikti. Yumurtanın, tereyağının, peynirin… tadı hiç de şehirdekilere benzemiyordu. Bu yüzden olsa gerek ağzına lokma koymayan çocukların iştahları açılıyor ve onlar yedikçe de annelerinin yüzleri gülüyordu. Bir müddet sonra çelimsiz çocuklar semirmeye ve o beti benzi solmuş çocukların yanakları al al olmaya başlıyordu.

O zamanlar pek farkında olmasalar da memlekette akrabalarla görüşmek pek çok insan için bulunmaz bir nimetti. Hem dertleşilir hem de bağlar pekiştirilirdi. “Ooo! Torunum ya da yeğenim ne kadar da büyümüş” denildiğinde çocukların çehresi mütebessim olur ve pek severlerdi yanaklarının, saçlarının okşanmasını. Hani kan çeker derler ya işte öyle olurdu. Özellikle dedelerin ve ninelerin sevgisi bir başka olurdu. Onlarca torunu olsa dahi dede, nine her torununa ayrı önem verir ve hepsini bağrına basardı. O sevgi dolu dakikalar yıllar geçse de hatıralarda her dem taze kalır ve hiç unutulmazdı.

Günümüzde de uzun tatiller oluyor. İnsanlar daha aylar öncesinden tatil planları yaparak böylesi günleri nasıl geçireceğini düşünmekten uyku uyuyamaz hale geliyor. Ama yapılan planlar memleket üzerine olmuyor artık. Tatil yörelerine gidip bir otel odasına kapanıp havuz ve deniz sefası düşleniyor. Zaten elinden telefonu düşürmeyen ve sürekli yalnızlık çeken çocuklar da tatillerde yeni bir yalnızlığın pençesine düşüyorlar. Belki yüzerek geçirdikleri zamanlar onlar için göreceli eğlence halini alıyor olabilir ama hiçbir şey ninenin canım torunum diyerek sarılmasının yerini tutmuyor işte. Eskiden köyden gelirken yüzleri al al olmuş mütebessim çehrelerin yerini pancar gibi kızarık suratlar almış durumda. Ve belki de hepsinden önemlisi tatili turistik otellerde değerlendirme mantığı akrabalık bağlarını zayıflatmakta ve bireyselleşmenin daha da hızlanmasına vesile olmakta. Bu da giderek kalabalıklaşan dünyada iyice yalnızlaşmayı getirmekte!

Fırsat kaçmış sayılmaz bence! Eğer imkânınız varsa bir günlüğüne, bir saatliğine de olsa büyüklerinizin yanına gidin. Ellerini öpün hayır dualarını alın! Gitme şansınız yoksa en azından birkaç dakikalık bir telefon görüşmesi yapın. Onları sevdiğinizi söyleyin. Göreceksiniz o görüşmeden sonra yüzünüzde belli belirsiz bir mutluluk oluşacak ve etkisi bir hayli uzun sürecektir. Hayat kolay aslında! Mutlu ve huzurlu bir yaşam bizim elimizde ve bizler kendi elimizle bunu zorlaştırmayalım!

Minik bir tebessüm

Ramazan bitti diye…

Nasrettin Hocaya demişler:

- Hocam Ramazan bitti gidiyor acaba bizden memnun kaldı mı ki?

- Kalmıştır elbet memnun kalmasa her sene 10 gün erkenden gelir mi?

-  Ama hocam böyle bereket dolu bir ayın bitmesinden dolayı biz çok üzülüyoruz.

- Bilmez miyim Ramazan bitti diye üzüntüden 3 gün Bayram yapıyorsunuz.

İlgilisine notlar:

- “Herhangi birinin senden nefret etmesinin asıl nedeni; senin gibi olmak istediği halde asla senin gibi olamayacağını bilmesidir” Victor Hugo

- “Yüzde ısrar etme doksan da olur / İnsan dediğin noksan da olur / Bir ben varım deme yoksan da olur / Hatasız dost arayan dosttan da olur” Mevlana

- “İnsan hep bekler.. Hafta boyunca cuma gününü, yıl boyunca yaz tatilini, ömür boyunca mutluluğu.”

- Tatil için bavulunu tıka basa elbise doldurup tatil süresince bunların sadece 3-5 tanesini giyebilen canlıya kadın denir.