Taşeron işçiler kadroya mı alınacak, yoksa imtiyazlı şirketlere mi Kamuda çalışan 700 bin taşeron işçisi, Başbakan Ahmet Davutoğlu nun kadro müjdesi ile sevinseler de Maliye Bakanı Naci Ağbal ın açıklamaları ile de kafaları karıştı. Yani sevinçleri bir anlamda kursaklarında kaldı.

Davutoğlu, net cümlelerle taşeron işçilerin kadroya alınacağını açıklarken, Ağbal ise daha farklı şeyler söyledi. Mesela özel sözleşmeli personel diye bir kavramdan bahsetti. 

Bu ne demek Asıl işi yapanlar doğrudan kadroya alınacak, yardımcı işleri yapanlar da özel sözleşmeli personel mi olacak Yoksa hiçbir ayrım yapılmadan taşeron işçilerin hepsi aynı statüde mi değerlendirilecek

İnanın henüz kimse bu detayları tam olarak bilmiyor.

Cumhurbaşkanı ve Başbakan Türk-İş in son yapılan genel kurulunda, çalışma hayatı ile ilgili düzenlemelerde kesinlikle sendikaların görüşünün alınacağını, sosyal tarafların görüşü alınmadan hiçbir düzenlemeyi hayata geçirmeyeceklerini söylemişlerdi.

Ama gelin görün ki pratikte işler böyle yürümüyor!

Taşeron işçilerin kadroya alınmasıyla ilgili çalışmada hükümet sendikaları muhatap almadığı gibi kimlerin nasıl kadroya alınacağı hakkında da tatmin edici bir bilgi vermiyor. Yani anlayacağınız kimlerin, nasıl kadroya alınacağını ancak ilgili düzenlemenin Meclis e gelmesiyle birlikte öğrenebileceğiz.

Fakat gördüğümüz kadarıyla, taşeron işçiler kamunun ve belediyelerin kuracağı imtiyazlı şirketlere aktarılacak. Dışarıdan hizmet alımına gidilmeyecek, ihtiyaç buradaki çalışanlardan karşılanacak. Yani taşeron şirketler devreden çıkarılacak.

Örnek verecek olursak belediyede çalışan bir işçi, eğer belediyenin kurduğu bir şirketin üzerinden çalışıyorsa, kadro kararı onun için hiçbir anlam ifade etmeyecek. Aynı şekilde çalışmaya devam edecek. Taşeron firmasının personeli ise belediyenin kuracağı imtiyazlı şirkete alınacak ve bu şekilde çalışacak. Her iki durumda da bu kişiler doğrudan belediyenin kadrolu personeli olmayacaklar.

Diğer yandan taşeronlarla ilgili bir çalışma yapılırken, kamuda 5 ay 29 gün çalışan mevsimlik işçilerle ilgili söz verilmesine rağmen bir çalışmanın yapılmaması büyük bir eksiklik. Çünkü bu konuda da büyük bir mağduriyet yaşanıyor. Buradaki mağduriyetin görmezlikten gelinmesi, hükümetin taşerona kadro müjdesi ile çelişiyor.

BAKANA ENDEKSLİ TZOB!

Malumunuz süt fiyatları, üreticiyi mağdur etmeye devam ediyor. Vatandaş, markette 1 litre sütü 3.25 liraya alırken, üretici sütünü sanayiciye 1.15 liraya bile satamıyor! Süt fiyatlarının düşük olması bir taraftan üreticiyi mağdur ederken bir taraftan da ülke hayvancılığını tehdit ediyor. Bilindiği üzere Bakan Faruk Çelik de dayanamayıp sanayiciyi ağır bir dille eleştirmişti. İşte bu eleştirinin ardından ne olduysa çiftçinin birliği TZOB, sanayicinin kontrolünde bulunan Ulusal Süt Konseyi nden çıkma kararı aldı.

Yerinde bir karar ve sanayiciye karşı Bakan a destek verilmesini de anlayabiliyorum. Ama TZOB Başkanı sayın Şemsi Bayraktar, bugüne kadar neredeydi Sormak gerekiyor. Ulusal Süt Konseyi nin üreticiye yaşattığı mağduriyet yeni bir durum değil ki! Ulusal Süt Konseyi aylardır süt üreticisine bu mağduriyeti yaşatıyor. Bugüne kadar bu mağduriyeti görmeyen TZOB, ne oldu da Bakanın eleştirisinin ardından birden konseyden ayrılma kararı aldı Ve sanki çok büyük bir marifetmiş gibi bir de bunun propagandası yapılıyor!

Yani demek istediğim şu

Çiftçinin birliği, Bakana ve Bakanlığa göre tavır belirleyecekse o zaman ülkenin ve çiftçinin TZOB gibi birliğe ne ihtiyacı var

Asıl olan TZOB un Bakana göre tavır belirlemesi değil, çiftçinin çıkarları için Bakana tavır aldırmasıdır.

Sizce de öyle değil mi