Bazı arkadaşlar, sosyal medya paylaşımlarımıza yaptıkları yorumlarına biraz çeki düzen versinler.

Bir kısır döngü içerisine kendilerini atıp sonra da bir türlü çıkamıyorlar. Şahsen ben o tartışmalara dahil olmuyorum. Ancak, öyle bir ortamın oluşmasına vesile olduğumdan ötürü de üzülmüyor değilim.

Bazen seviye öylesine düşüyor ki üzülerek kimilerini arkadaşlıktan çıkarmak zorunda kalıyorum.

Özellikle siyasi noktada bazı arkadaşların 'Faiz, domuz, zina, müttefik dostlar vs' meselelere verecek cevapları olmadığından dönüp bir de kılıf bulmaya çalışıyorlar. E yani bu da imanı zedeliyor.

Bizim esas derdimiz, paylaşımlarımızla tartışma başlatmak ya da siyasi kazanç elde etmek değil ki; esas derdimiz, kardeşlerimizin birilerine aldanıp yanlışa düşmelerini engellemek veya düşenleri uyandırmak.

Kısır tartışma hiç kimseye hiçbir kazanç sağlamaz. Sadece, aramızdaki kardeşlik bağlarını zayıflatır ve bir de aramıza fitne tohumları ekmek isteyenlerin ekmeğine yağ olur.

Biz millet olarak birbirimizle ve iki milyar İslâm âlemiyle kardeşiz. Mücadelemiz, bütün insanların hidayete ermesi içindir.

Tabi hâlâ bir kısım arkadaşlar: "Falanla filanla mı yapacaksınız bunu?" diye serzenişe hazırlanıyorlardır.
Evet, herkes Kur'an'a göre yanlışını düzeltmeli. İnşallah düzelteceğiz. Biz, bu necip milleti Allah'a inanmış biliriz. Kimseyi dinsizlikle itham etmeyiz, edemeyiz.

Ama stratejik müttefikler diyip de Kur'an ayetlerine ters düşerek, azılı siyonistleri dost edinenleri, papadan medet umanları, onlara dua edenleri yine de kardeşimiz diyerek şiddetle uyarırız ve buna devam ederiz.

Ama ne yazık ki bazen kâr etmiyor. O zaman hiç olmazsa arkalarından sürükledikleri kardeşlerimizi uyaralım istiyoruz. Bu bizim çok zeki olmamızdan kaynaklanmıyor. Olsa olsa Yüce Allah'ın nasibidir.

Yüce Allah ayağımızı kaydırmasın inşallah. Hepimiz bu dünyada imtihandayız. Hepimiz saatlerimizi ölüme, kıyamete ve Ahire Günü’ne ayarlamalıyız.

Yani aldığımız her nefes, attığımız her adım, verdiğimiz her karar bu minval üzere olmalıdır.

Hepimiz hesap vereceğiz. Hüsran günü elbette gelip çatacaktır.

“Ya bütün bunların dinle ne alakası var, neden her şeyi dinle irtibatlandırıyorsun veya şartlar bunu gerektiriyor.” gibi iddia ve mazeretler de ya cehaletten öte ya da tabiri caizse kişinin başını kuma gömmesinden başka bir anlam ifade etmiyor.

Hele inkâr etmek, akıbeti asla ve asla etkilemez. İnkâr, kişi ile hakikatler arasında sadece küçücük bir perdedir.

Elbette ki herkes kusur eder, günah işler. Ancak bunun için Yüce Allah tövbe kapısını açık tutmuştur. Fakat bu tolerans, son nefesten öncesine kadardır.

Son söz, tebliğ vazifesi Müslüman üzerine farzdır ve bilenler bilmeyenleri her daim uyarmakla mükelleftir.

Karınca kararınca bu yolda devam etmeyi Yüce Allah hepimize nasip eder inşallah!..