"6-7 Eylül 1955te büyük etkisi olan KTD Bildirisini ben yazdım. Demokrat Partiye karşı 28 Nisan 1960da yapılan öğrenci ayaklanmasını da ben organize ettim. Hapse bile girdim. Şimdi aynı endişeyi Ergenekon soruşturmasında yaşıyorum. Sabah sütçü kapıyı çalsa, polis geldi sanıyorum. AKPnin oyunu da var işin içinde. Davosta bile var. Erdoğanın o çıkışından sonra havaalanındaki kalabalık ikinci bir 6-7 Eylül yaratacak diye çok korktum."
Vatandan Sanem Altana bunları söylemişti...
Orhan Birgit...
Eski CHP milletvekili, Devlet Bakanı, Cumhuriyet yazarı ve şimdiki Basın Konseyi Başkanı. Hani, Analarını da satarlar ifadesini köşesinde kullandıktan sonra Hürriyet Başyazarlığından kovulan ve ardından CHPden milletvekili seçilen Oktay Ekşinin koltuğuna oturan isim...
Bir eski Özal Harp Komutanının (Sabri Yirmibeşoğlu) "Özel harp olayıdır, muhteşem bir örgütlenmeydi" dediği siyasi tarihimizin en utanç verici ayaklanmalarından 6-7 Eylül eyleminde Orhan Birgitin yeri, oynadığı rol yıllarca konuşuldu, tartışıldı..
Kendisini yıllarca bu olayın uzağında tutmaya çaba gösterdi, Birgit..
Ama sonunda Altana yukarıdaki cümleleri sarf etmek zorunda hissetti.
Şimdi sizi Orhan Birgitin yıllar önce, 6-7 Eylül olaylarından hemen sonra bir CHP mitinginde yaptığı konuşmaya götürmek istiyorum.
Aşağıda özetini bulacağınız konuşmayı okuduktan sonra size bir de sorum olacak...
Orhan Birgit 6-7 Eylül olayları için ne dedi
1958 seçimlerinin hemen öncesinde Orhan Birgit artık 70 yaşını devirmiş Milli Şef İsmet İnönünün Taksimdeki miting alanına gelmeden önce ön konuşmaları yapanlar arasındadır.
CHP sözcüsü olarak ateşli bir konuşma yapar ve 6-7 Eylül olaylarına ilişkin ince göndermeler yapar Orhan Birgit... Okuyalım:
"Muhterem arkadaşlarım, CHP, her şeyin üstünde vatandaşın yarın emin olarak gece eve gitmesini, gündüz vatandaşının yine o günden iyi olarak işbaşına dönmesini isteyen bir partidir. Kıbrıs meselesi CHP yetkililerinin ağızlarında ifadesini bulmuştur. Biz Kıbrısın Hatay gibi hiç kimsenin kılı kıpırdamadan kanı akmadan halledilecek bir mesele olduğuna inanıyoruz. Biz Demokrat Partinin Kıbrıs meselesinde her gün bir çeşit kanaat değiştirmesinden şikayet ediyoruz...
Muhterem arkadaşlarım Kıbrıs meselesinden söz açılmışken bu memlekette iktidarın, iktidar partisinin büyük gaflet ve hatasından doğan 6-7 Eylül meselelerine işaret etmek istiyorum. İstanbul milletvekili sayın Haçapulos, bu meselenin büyük bir mesele olmadığını yaraların sarıldığını söylüyor. Biz kendileriyle aynı kanaatte değiliz. Biz İstanbulda Sıkıyönetim ilan edildikten sonra 6-7 Eylül hadiselerinin TBMMde görüşülürken Bay Haçapulonun TBMM kürsüsünden yaptığı sözlerin doğru olduğuna kaniiz. Ne diyordu Haçapulo: Sayın arkadaşlarım o gece nereden geldiği belli olmayan tahrikler daha evvel için hazırlanan propagandanın memlekette vatandaşların malına, canına ve hatta bir kısmının hayatına kastedecek şekilde kötülükleri harekete geçirmiştir. Taksim Meydanı gözlerinizin önündeydi. Meydanın etrafında toplanan bir gurup nümayişe başlamak isterken alakalı zabıtayı, zabıta kuvvetlerini harekete geçirecek bazı alakalılar şuradaki binadan olan bitenleri seyrediyorlardı... Bunlar Haçapulosun TBMM kürsüsündeki şikayetlerinin hülasasıdır. Taşkınlıklar olmuştur. Alakalılar bu taşkınlıkları önlemesini bilmemiştir. Tecavüzler ileri gitmiştir. Alakalılar tecavüzleri önlemekten aciz kalmıştır. Ne yapmışlardır; önlerine rastladıkları bir takım çiftçi ve masum vatandaşları hapishanelere doldurmuşlardır. Bir Aknos Paşa getirmişlerdir, kaldırımdan yürüyeni yasak ettim demiştir. Bir Aknos Paşa getirmişlerdir, gazetelere istediğim gibi resim konmazsa kapatırım demiştir. Bir Aknos Paşa getirmişlerdir, suça suçlu aramıştır... Bir kısım vatandaş malının tahrip edilmesinden haklı olarak üzgün. Suçluyu arıyor, suçluyu bulamıyor. Bir kısım vatandaş yüzde yüz mahkum. Fakat hapishanelerde hatta tabutluklarda inim inim inletiliyordu. Bunlar kimdi arkadaşlarım Bunlar bazı yetkililere göre komünist parmağı ile hareket edenlerdi. Mutlaka bu tahriklerin altında komünist parmağı vardı. Aynı yetkililere göre, ertesi günü bunlar milliyetçi insanlardı, heyecana kapılmışlardı. Bir üçüncü günü aynı yetkililer yine bambaşka hitabe veriyorlardı. Görülüyordu ki hadiselerin aslını bir türlü söylemek istemiyorlardı... Bu hadiselerin sebebi, o gün Tahkikat mevkiine oturan Aknos Paşanın bu seçimlerde Demokrat Parti listesinde adaylığını koymak isteyişine o günden karar vermesi olmuştur.. "
Orhan Birgitin konuşması bu düzlemde devam ediyor.
Ortaya çıkan bu belge ve yıllar sonra Orhan Birgitin 6-7 Eylül Olaylarıyla ilgili iddiaları karşılaştırdığınızda gözlerinizin önünde nasıl bir tablo canlanıyor, sahi
(Bu konuşmanın tam metni önümüzdeki günlerde Milli Gazetede yer alacak. a.ö.)
DOST !
Köprüler inşa etmedikçe, dostlukları baki kılamazsınız..
Ben dosta dost demem; dost gönüllü olmadıkça...
Uzaklarda da olsa aklından çıkmayan biri/birileri varsa işte o dosttur...
Sırrını söyleme dostuna, dostunun dostu vardır, o da söyler dostuna... tekerlemesi koca bir yalandır...
Dost dostun eline su dökmüş, o su ırmak olup akmış...
Dostluklar dipsiz bir kuyudaki bir kibrit alevinden ibaret değildir...
Dost dostu kazıklamış, dönüp gene kucaklamış...
Dostlar, Dostluklarından ötürü asla utanmaz...
Dostlar asla unutmaz!
Dostların nikahı Katolik Nikahı gibidir, kolay kolay bozulmaz...
Dostluklar iyi günde değil, kötü günde belli olur sözü esasen eksik... Doğrusu şu: Dostluk her dem için geçerli olmalı... İyi günde de, kötü günde de...
NOT: Bugün 4 Temmuz 2012. Uyan da balığa gidelim... 2012 yılında yeni Anayasa vaadini sıcak tutmak adına... 2012den 6 ay 4 gün daha eksildi. Yeni sivil anayasanın yazımına başlandı, ilk cümleler ortaya çıktı... Ama bugünlerde tık yok... Takipçisiyiz...