Ali Elverdi / İstanbul ve bu konuda arayan onlarca okuyucumuz
Soru: Merhum Abdulhamid Han ile ilgili bir gazetede bir takım zırvalar neşredildi. Bu konuya gazetenin fıkıh köşesinde açıklık getirmenizi bekliyoruz. Selamlarımızla…
Cevap: 22-24 Eylül 2016 tarihleri arasında TBMM Millî Saraylar tarafından 34’üncü Osmanlı Padişahı Abdulhamid Han hakkında bir uluslararası sempozyum düzenlendi. Bu sempozyumu bahane eden bazı medya kalemşorları de II. Abdulhamid Han hakkında hakaret dolu yazılar kaleme aldı. Tarih hakkında bildikleri kulaktan dolma ve internetten bulma olan bu kalemşorlar yine seviyesizliklerini gösterdi.
Tarihi olaylar o olayların olduğu zamandaki şartlar göze alınarak değerlendirilir. Değerlendirmek için de biraz bu işlerden anlamak gerekir. II.Abdulhamid’i “onursuz” “korkak” ve zavallı bir padişah olarak göstermeye çalışan bu kalemşorlardan birinin bu işlerden ne kadar anladığını geçmişteki yazılarından da biliyoruz. Mesela, 31 Mart Vakası olarak tarihe geçen olayın 31 Mart’ta gerçekleştiğini sanıyordu. 31 Mart günü yayınladığı yazısında olayın yıl dönümünün o gün olduğunu söylüyordu. Halbuki 31 Mart Vakası Rumi takvime göre 31 Mart 1325’te gerçekleştiği için 31 Mart Vakası ismini almıştı. Miladi takvimde ise o gün 13 Nisan 1909’du. Cehaletini işi bilenler yüzüne vurmuşlardı ama cehaletinin sınırlarının olmadığını bugünlerde Abdulhamit hakkında yazdığı yazılardan anlıyoruz.
II. Abdulhamid döneminde gerçekleşen onca gelişmeyi göz ardı edip o dönem açılan bira imalathanesini dillerine dolayan kalemşorlar onun döneminde Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan milyonlarca gayr-i müslimi unutuyor. Bu insanların içki içmesine ve içki imal etmesine Osmanlı Devleti belli kurallar çerçevesinde karışmamıştır. II. Abdulhamid döneminde bira imalathanesini açan özel sektördür ve devlet de buna belli kurallar dahilinde izin vermiştir. Sanki bira imalathanesini devlet açmış ve sanki bizzat açılışını II. Abdulhamid yapmış gibi göstermek öküzün altında buzağı aramaktan başka bir şey değildir. II. Abdulhamid döneminde devlet özel sektöre belli kurallar dahilinde bu izni vermeseydi bugün aynı kalemşorlar II. Abdulhamid’e bu sefer de niye izin verilmedi diye saldıracaklardı. Bu kalemşorların hedefi üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek ve tüm bağı talan etmektir.
II. Abdulhamid’in hiç mi hatası yoktur, tabi ki vardır. Hatasız kul olmaz. Ama çalkantılı bir dönemde 30 küsur yıl koca imparatorluğu hakkıyla yönetmiş bir padişaha “kızıl sultan” yalanını yapıştırmaya çalışanları da gördük. Onun zamanındaki olayları çarpıtmaya çalışıp II. Abdulhamid’i halkın gözünde küçük düşürmeye çalışanlardan tarihimizi öğrenecek değiliz.
İnsan haddini bilmeli, haddini bilmeyen madara olmaya mahkûmdur. Anlayana sivrisinek sazdır. Gerisi vaveyla. Allah (c.c.) bunlara hidayet versin…
Ecdadımıza düşmanlıkta dış güçlerle birlikte ihanet şebekeleri oluşturan zavallılara hakikati öğrenmeleri için kapı aralıyoruz. Diyoruz ki:
Bir kere İslâm devletinde gayr-i Müslimlerin (Müslüman olmayanların) içki üretmeleri ve evlerinde içmeleri yasak değildir. Bu, zımmi hukukun onlara tanıdığı bir haktır. Dolayısıyla Fatih devrinde de gayr-i müslimler alkollü içki imal etmişlerdir. Bu bakımdan Sultan Abdulhamid devrinde açılan bira fabrikasına İsviçreli Bobonti kardeşlerin müracaatı üzerine ruhsat verilmesinde bir tuhaflık yok. Ama devlet, hele Sultan tarafından bira fabrikası açılmamıştır. Bu bir halifeye atılacak en alçakça bir iftiradır. Bira-şarap fabrikasını açmak kötü bir şey ise onu asıl açan Mustafa Kemal’dir ve yılda 80 ton şarap üretme kapasitesine sahip bir şarap imalathanesinin sahibi olduğu vasiyetnamesinde yazılıdır. Öte yandan Osmanlı zamanında İstanbul’da Cumhuriyet devrinden daha fazla içki tüketiliyordu iddiası doğru ama yirminci yüzyıla kadar İstanbul’un nüfusunun yaklaşık %40’ının gayr-i müslim olduğu unutulmamalı. Cumhuriyet devrinde göçlerle bu oran hızla düşmüş ve şehir Müslümanlaşmıştı. İçki tüketiminin düşmesi bunun sonucudur. (Derin Tarih Sayı:55)