Tarih, Kur’an’ın konu edindiği ilim dallarından biridir. Yüzlerce ayeti kerimede geçmiş ümmetlerin hayatından örnekler sunulmaktadır. Ancak bu sunumlar nostalji olsun diye değil, ya da masal ve hikayelere kaynaklık etsin diye anlatılmamaktadır. Tarihe açılan pencereler; doğru ve yanlışların tespiti ve yanlışta ısrar edenlerin durumunu canlı bir şekilde gözler önüne sermek içindir.

Peygamberlerin işaret taşlarını oluşturduğu tarih, vahyin kaleme aldığı bir tarihtir. Doğruluğunda şüphe yoktur. Ancak vahye muhalif olan tarih anlayışında ise doğruyu bulmak gerçekten zordur. Değil binlerce yıl öncesi olan olayları sağlıklı bir şekilde tespit etmek yüz yıl öncesi meydana gelen olaylar üzerinde bile ittifak edildiğini söylemek zordur.

Tarih matematik gibi değil ki formülü ve sağlaması olsun. Bir usulü olsun. Tarihte usul yok. Tarihi olaylar yerine insanlar kaleme alıyor. Genel anlamda tarih yazılmıyor yazdırılıyor. Şimdiye kadar krallar, sultanlar, padişahlar, hanlar, şefler, diktatörler tarih yaz(dır)dı. Şimdide sermaye sahipleri ve egemen güçler tarih yaz(dır)ıyor. 

İnsan yaratılış olarak pasif değil aktif bir varlıktır. Yönetilen değil yöneten varlıktır. Amir ve memur ilişkilerini, başka bir ifadeyle çevre ile ilişkilerini sürdürürken bile yönetme faaliyetini sürdürür. Hepsinden öte insan kendini yönetir. Kendini bedensel, nefis ve şeytanın isteklerine karşı korur ve yönetir. Süfli arzuları, nefis ve şeytana teslim olanlar ise şüphesiz ki yönetilenlerdir.

Bireyin bu yönetme faaliyetine ben müdahil olma diyorum. Çevreye müdahil olmak. Daha üst perdeden söyleyecek olursak tarihe müdahale etmek olarak adlandırıyorum. Tarihi materyalin en küçük parçası ise bireydir. Zaten birey olmazsa ne toplum, ne millet ve ne de tarih olur. Hatta şunu ifade etmek haddi aşmak olmayacaktır; evrenin öznesi insandır. Özne; genel manada insan özelde ise Müslüman kimsedir.

Allah (cc) başta peygamberler olmak üzere Müslümanları tarihe müdahil olmak üzere yaratmıştır. “Yeryüzünde fitneden eser kalmayıncaya ve din Allah’ın oluncaya kadar mücadele etmek” hayata müdahil olmaktır. Yine “bir kötülüğü önlemek için el ve dil ile müdahale etmek güç yetirilemiyorsa kalp ile buğz etmek” tüm olumsuzluklara karşı erdemli bir duruş Müslümanlardan talep edilmektedir.

Ancak öncelikle Müslüman olduklarını söyleyenler kötülüğün tanımını yapmalılar. Allah’ın günah ve suç saydığı şeyler nelerdir Mümin hangi şeye karşı erdemli bir duruş ortaya koyacaktır Neleri değiştirmek için ayağa kalkacaktır Eğer bu farkındalık olmazsa güce, şehvete ve sermayeye tapanlar Allah’a taptıklarını söylemekten kaçınmayacaklardır.

Allah ve Son Nebisi (sav) Kur’an ekseninde hayata (tarihe) müdahil olmalarını istiyor Müslümanlardan. Meslekleri ve meşrepleri, diplomaları ve kariyerleri, renkleri ve dilleri ne olursa olsun olumsuzluklara karşı tarihe müdahale etmelidir Müslüman.

Hangi Müslüman tarihe müdahil olacaktır Elbette İslamcı müminler. Aslında tüm Müslümanlar bizzarure İslamcı olmak zorundadır. Ama öyle olduğunu söylemek mümkün değil. Öyleyse İslamcılar Türkiye’deki sorunlarla ilgili, gerekse İslam coğrafyasındaki sorunlarla ilgili bir çözüm planı ve projeye sahip olmalılar.  

Aksi takdirde sorunun parçası olmaktan kendilerini kurtaramayacaklardır.