Tarih bilinci, bir ülkenin geçmişten gelen tarihsel

mirasının geleceğe aktarılmasının temel köprüsüdür. Tarih bilinci, ecdadın

koyduğu değerlere saygı, bu saygının getirdiği hakkaniyetin yaşatılması, genç

kuşakların geçmişine sahip çıkması değeridir. Tarihine saygı duymayan

milletler, millet olma bilincini kaybetmiş, sömürüye ve emperyalist hedeflere

açık, üzerinde her türlü oyunun rahatça oynanabileceği, okyanus üzerinde yüzen

yapraklar misali hedefsiz ve ufuksuz olmaya açıktır. Ne yazık ki, ülkemizde

uzunca yıllar ecdadımızın koyduğu değerlere saygı duymayan bir tarih nosyonuyla

yetiştirildik. Bu ülke üzerinde emperyal hedefler besleyen türlü türlü

mihraklar öncelikle tarihimizle bağımızı koparacak bir tarih algısını

yerleştirmeye çalıştılar. Bunda da maalesef başarılı oldular. Gerek yakın

tarihimizle ilgili, gerekse uzak tarihimizle ilgili gerçeklerin çarpıtıldığı

bir algı zihinlerimize boca edildi. Ecdadımızı kötülemek moda haline getirildi.

Hâlâ, bu yönde kültürel etkinliklerin olduğunu görmek

inanın bizleri derinden sarsıyor ve üzüyor. Tarihimizle ilgili nice güzel

değerleri ekranlara yansıtma noktasında bir kısırlık çeken dizi sektörü, ortaya

koyduğu ürünlerle ecdadımızı uçkuruna düşkün , sefahat içinde yaşayan, harem

ekseninden çıkamayan bir görüntüde yansıtmaktan geri kalmıyor. Elbette hangi

diziyi kastettiğimizi anladınız İki sezondur Star ekranlarında yayınlanan ve

reyting rekorları kıran Muhteşem Yüzyıl dizisi

Hayatı at üzerinde geçen, dört kıtada, Hakkı hâkim

kılmak için, cihat için hükümferma olan ecdadımız, sarayından çıkmayan,

sarayın kadınları tarafından oyuncak gibi oynatılan bir kurguda bizlere

sunuluyor. Bu rezillik ve kepazelik, Bu dizi tarihten ilham alınarak

kurgulanmıştır sloganıyla ekranlara getirilirken, zihinlere, Biz kurgu bir

dizi yapıyoruz. Bunun gerçeklerle ilgisi yoktur şeklinde bir algı

yerleştirilmeye çalışılıyor.

Nicedir, Osmanlı nın yaşayan neslinin bu dizi hakkında

neler düşündüğünü merak ediyorduk. Önceki gün bir panele katılan Sultan II.

Abdülhamit in dördüncü nesil torunlarından Abdülhamit Kayıhan Osmanoğlu,

Muhteşem Yüzyıl dizisiyle ilgili düşüncelerini açıklamış Osmanoğlu, dizi için

Muhteşem rezalet tabirini kullanıyor ve şunları söylüyor: Bu diziye

Muhteşem Yüzyıl değil Muhteşem rezalet diyelim. Gün geçtikçe daha çok

rezalet olduğunu duyuyoruz. İlk çıktığı günden bugüne kadar rezalet bir dizinin

devam ettiğini ve bizleri üzdüğünü düşünüyoruz. En kısa zamanda bitmesini

istiyoruz. Çünkü gerek Türkiye den, gerek dünyanın her yerinden insanlar böyle

bir diziden çok rahatsızlar. Bizlere hitap eden bir dizi değil. Hakikaten

bizleri tanıtan bir şey değil. Dedelerimiz hep at sırtında dünyaları

fethederken biz tarihimizi düzgün bir şekilde anlatamıyoruz diye bize

söyleniyorlar.

Yedinci sanat olarak kabul edilen sinemanın, uzantısı

olan televizyon sektörünün insanların fikirlerini oluşturmada, zihinlerini

şekillendirmede çok önemli etkileri olduğu açıktır. Artık bütün bilgi

hazinesini, televizyonların kendisine sunduğu dünyadan edinen insanlar, bir

noktadan sonra bazı şeyleri gerçek gibi kabul etmeye başlıyorlar.

Bu dizilerin kurgu olarak, senaryo olarak bazı şeyleri

ekranlara getirmede masumca hareket ettiklerini söylememiz gerçekten çok zor.

Açıkça ifade etmeliyiz ki, reyting uğruna tarih

bilincimiz ve tarih algımız heder edilmektedir. Tarihine bir kerte saygısı

bulunanlar bile bu rezilliklerden sonra fikir değiştirmekte ve zihinleri

bulanmaktadır.

Bu işin sonunun nereye gideceğini inanın biz de merak

ediyoruz!