Tamam, Erdoğan hakkında ilk yanılan biziz!                         Belki de bu lafın doğrusu ilk yanıltılan biziz demek olabilir!

Çünkü kendisine çok güvenmiştik!

Böylesine bir yanıltılmaya hiç ihtimal vermemiştik!

"Beraber yürüdük biz bu yollarda" diye şarkılar söyleyip geziyorduk!

Saflığımıza bakın ki "Yağan yağmurlarda beraber ıslandığımızı" sandığımız Erdoğan bizimle yollarını çoktan ayırmıştı!

İşin farkına vardığımızda vakit artık çok geçti!

Atı alan Üsküdar ı çoktan geçmişti!

Kendi kendimize "Sabah şerifler hayrolsun" demekten başka yapacak bir şey kalmamıştı!

Saflığımızın, samimiyetimizin, dostluğumuzun bedelini çok ağır ödemek zorunda kaldığımız da inkar edemeyeceğimiz bir başka gerçek!

Evet, ilk yanılan ya da yanıltılan bizdik ama sonuncusunun biz olmadığımız açık!

Bizim gibi güven duyup, bizim gibi samimiyet kurup, bizim gibi dost olmaya çalışanların başı da yanılmaktan ya da yanıltılmaktan kurtulmuyor!

Önce IMF ciler kıçüstü oturdu!

Bir zamanlar "Asla IMF siz olmaz" demesine bakıp, O nu kendilerinden biri gibi görüp bağırlarına basanlar bugünlerde şaşkınları oynuyorlar!

Zira dün "Asla IMF siz olmaz" diyen zat-ı muhterem bugün "Ümük sıkmak" üzerine ne laflar ediyor ne laflar!

Bu sefer yanılan ya da yanıltılan IMF ciler oluyor!

Yani dün bizim yaşadığımız sükut-u hayali bugün IMF ciler yaşıyor!

Sadece IMF ciler mi

Değil elbette!

Daha düne kadar beraber olanlar, yedikleri içtikleri ayrı gitmeyenler de bugün bizimle beraber sükut-u hayali paylaşıyorlar!

Bir-iki hatasını söylediler diye, bir-iki yanlışına dikkat çektiler diye ne büyük bir tepkiye muhatap oldular!

Nasıl da "Sevsinler seni" gibi düzeyi bir hayli tartışmalı bir lafın muhatabı haline geldiler!

Nasıl da "Yazıklar olsun" gibi yakın geçmişte gösterilen gayri samimi dostlukların başa kakıldığına tanık oldular!

Tamam, ilk yanılan ya da yanıltılan biziz ama sonuncusu olmadığımız aşikar!

İnsanlar yine yanılmaya ya da yanıltılmaya devam ediyorlar!

Dün biz, bugün başkaları!

Yanıltan ise değişmiyor!

Kim kendisiyle yola çıkmışsa, kim kendisine güvenmişse, kim dost olmaya çabalamışsa yanılma ya da yanıltılmadan payını mutlaka alıyor!

Peki, bu yanılma ya da yanıltılma işlemi nereye kadar sürer

Ne zamana kadar devam eder

Bizce çok sürmez, çünkü işin sonuna gelinmiştir!

Malum atasözümüz "Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar sonra yakalanır" der! Bizce artık vakit o vakittir!