Deniz Gökçe, Taner Berksoy ve Asaf Savaş Akat ın NTV ekranlarında yayınlanan Ekodiyalog programına geçtiğimiz haftalarda, en ciddi konuları bile yaptığı yerli yersiz esprilerle sulandırma üstadı Maliye Bakanı Kemal Unakıtan konuk olmuş ve özelleştirme paralarının hazineye aktarılmasıyla ilgili bir soruya, "Benim paraya ihtiyacım yok IMF ile gözden geçirmelerimizi tamamladık 1 milyar 600 milyon doları kasamıza koyduk" şeklinde bir cevap vermişti

Ne garip bir manzaraydı . Türkiye nin hazinesinden sorumlu bakanı, kasasına giren IMF borcuyla övünüyordu Türkiye nin maliyesinden sorumlu bakanı, devletin çarklarını işletecek parayı IMF den temin ettiği için böbürleniyordu

Birkaç gündür medyamızda, ekonomik kriz içindeki ülkelerin ekonomilerinden beslenerek büyüyen, sömürü çarklarını ve menfaat imparatorluğunu "borç ver, sıkboğaz et" felsefesiyle yürüten IMF nin kendisinin de kriz içine düştüğüne dair haberleri okuyoruz

Son üç yıl içinde ekonomisi darboğaza düşerek IMF den medet dilenen ülkelerin sayısında ciddi bir azalma meydana gelmiş IMF den kredi alarak ekonomilerini çekip çevirmeye çalışan ülkeler, borçlarını geriye ödemişler Artık hiçbir ülke beynelmilel borç imparatoru IMF nin kapısına uğramadığı için, sömürge kurumu kendi düzenini yürütemez bir pozisyona düşmüş Bu arada, 2001 yılında tarihinin en büyük ekonomik krizini yaşayan, borçlarının ödenmesi ve yeniden yapılandırılması için IMF yle çok ağır şartlarda masaya oturan Arjantin de, önceki günlerde mevcut borcunun geri kalanını da ödeyerek bu kurumla ilişiğini kesmiş Türkiye nin ekonomik durumuyla ilgili olarak, ekonomistlerimiz ve para politikalarını yönlendirenler bundan böyle, "Arjantin gibi oluruz, Arjantin den daha beter durumlara düşeriz" gibi tanımlamalar yapamayacaklar

Keşke Arjantin gibi olabilsek

Uluslararası tefeci sistemi IMF ye borçlarını ödeyemediği için neredeyse "konkartado" ilan edecek bir konuma düşen Arjantin, dört sene içinde kendi kaynaklarıyla ayağa kalkmayı başardı, ekonomisini düzlüğe çıkaracak dirayeti gösterdi

Peki biz ne yapıyoruz Bizim yöneticilerimiz, iktidara geldikleri üç sene içinde 190 milyar dolar olan borcumuzu, 350 milyar dolara çıkararak, Türkiye yi "uçan kuşa borcu" olan bir ülke haline getiriyorlar Üstüne üstlük aldıkları bu borcun geriye ödenmesi konusunda çalışmalar yapacaklarına, kendi ayaklarımız üzerine kalkabileceğimiz bir yatırım hamlesinin startını vereceklerine, "Kasamıza 1 milyar 600 milyon dolar IMF borcu girdi" diye tafra atıyorlar "Borç alan emir alır" şeklinde her yönüyle doğru bir söz vardır Bugün Türkiye nin içine düştüğü borç batağı, bağımsızlığımızı tehdit eden bir boyuta ulaşmıştır Uluslarararası tefeci kuruluşu IMF, ülkemizin ekonomisinin ayağa kalkmasının önündeki en büyük engeldir "Verdiği borçları tahsil edecek bir ekonomi modelini" iktidara dayatan IMF, sosyal sınıfların tamamını kuşatacak bir rahatlamaya karşı çıkarak, emeklinin, memurun, işçinin, dulun, yetimin mağdur olacağı düzenlemeler yapılması için çabalamaktadır. AKP iktidarının "Biz ekonomiyi düzelttik, her şeyi güllük gülistanlık yaptık" şeklindeki övünmeleri içi boş hezeyanlardan başka bir şey değildir Çünkü, Türk ekonomisini yürüten lokomotif sektörlerle ilgili bütün düzenleyici tedbirler, yatırımların boyutları, işçiye memura verilecek maaşlardaki artışlar bile IMF nin talimatlarıyla yapılmaktadır Bu çarpık manzarayı yalaka medyamızın tersyüz etme çabası ise ne kadar acı!