Son günlerin iki büyük haberi peş peşe medyaya düştü: Birincisi İsrailin özür dilemesi, İkincisi de Barış sürecinin başlaması idi. Bunlar tam da Başkan Obama’nın Israil ziyareti sürecine denk gelen gelişmeler oldu. Dolayısı ile gelişmelerin derinlemesine ve genişlemesine incelenmesinde yarar vardır.

Birçok değişik yorumlar yapıldı. Israil basını da kafaları iyice karıştırmak için elinden geleni yaptı, hatta ABD’deki yandaşları da yorumları ile duruma katkıda bulundular. Sonunda, nerede ise “Türkiye çok istedi de, onlara muhtaçdıydı da, böylece özür gerçekleşti” gibisinden, garip de bir intiba yaşatılmaya çalışıldı. Bütün bunlar sadece bir “hedef saptırmadır”, dikkatleri başka noktalara çekme çabalarıdır. O halde bazı hususların net olarak ortaya konmasında yarar vardır.

Birincisi ilk başta işi “regret” yani “derin üzüntü ve pişmanlık” kelimesi ile geçiştirmek isteyen İsrail, sonuçta “ sorry” demiştir. Bunu derken de, olayların alınan yanlış istihbarat sonucu olduğu vurgulanmış ve askeri makamların da bu yanlış bilgilere dayanarak yanlış karar verdiği vurgulanmıştır.

İkincisi bu olay, ABD başkanı Obama’nın tam İsrail’den ayrılmasından önce ve onun gözetiminde gerçekleşmiş olmasıdır. Havaalanı içindeki bir konteynırdan yapılan telefon konuşması, bizzat Netanyahu tarafından yapılmıştır. Zaman zaman konuşmaya Obama da dâhil olmuştur.

Üçüncüsü, bu haber sadece mahalli bir olay veya haber olarak kalmamış, bütün dünya basını ilgi ile ve yakından takip etmiş, haberler internette yıldırım hızıyla yayılmıştır.

Olayların nedenlerine gelince:

Başkan Obama, bu geziden bazı başarılarla dönmek üzere yola çıkmıştır. Olaylara ABD açısından bakıldığında, Ortadoğu’daki barış ve istikrarın ancak Türkiye ve İsrail’in iyi ilişkiler içinde bulunması ile gerçekleşebileceğine inanılmaktadır. ABD’ye göre, Türkiye’nin dışında hangi ülke olursa olsun denge tam oturmamaktadır.

Başkan Obama, Irak ve Afganistan cephelerini kapatıp, askerlerini geriye çekerken, geride daha sakin ve daha az gergin bir Ortadoğu bırakmak istemektedir. Bunu ileriki yıllardaki politikaları için gerekli görmektedir.

ABD, son zamanlarda Ortadoğu’da çok yalnız kalmış olan Israil’in durumunu değiştirebilmek için “özürü” şart görmüştür.

Israil ekonomisi son zamanlarda “dar boğaza” doğru kaymaktadır. Türkiye ile yeniden canlanacak olan 3 proje ile bu durum frenlenmiş olacaktır.

Türkiye açısından da ve özellikle iş adamları açısından İsrail üstünden başka ülkelere ve ABD’ye gönderilecek malların getirisi büyüktür ve onlar da bunun kesintisiz devamı için baskı yapmaktadırlar.

İsrail, Tamar bölgesinde yani Doğu Akdeniz Tamar ortay hattı içinde doğalgaz çıkartmaya başlamıştır. 4 yıllık arama çalışmalarından sonra gelinen bu noktada, bulunan gazın pazarlara nakli çok önemli bir husustur. Burada Türkiye’nin boru ve gemi hatları önem kazanmaktadır.

Özellikle güvenli bir geçiş sağlanması için Türkiye çok önemlidir.

Güney Kıbrıs ve Yunanistan (bunlarla İsrail daha önce anlaşmalar yapmıştır) artık güvenilecek partnerler olmaktan çıkmıştır. İçinde bulundukları ekonomik kriz durumlarını daha da zorlaştırmaktadır.

Bunlara ilaveten, “Mavi Marmara” olayından sonra dünya kamuoyunda çok prestij kaybına uğrayan İsrail, birçok ülkede kendi soydaşları tarafından ciddi şekilde eleştirilmiştir. Dünya kamuoyu açısından da İsrail bu baskıyı azaltmaya çalışmaktadır.

Gazze konusunda oldukça yuvarlak ifadeler kullanan Israil, hırsını yine Gazzeli balıkçıların avlanma sahalarını kısıtlıyarak almıştır. Bu alanı 6 milden, 3 mile indirmiştir. Ama Gazze’ye yapılacak ziyaretlere karışmayacağını, karşı çıkmayacağını da ifade etmiştir.

Arkasından da bir bahane ile hem Gazze’yi ve hem de Golan tepelerini bombalamış ve gösteri yapanlara şiddet göstermiştir. Bu tutumun anlamı, “ben hâlâ güçlüyüm! Ben hâlâ, istersem, istediğimi döverim! Haa, bunu böyle bilesiniz!” kabilinden bir göz dağı vermek isteğidir… Yani, “özür dilemekle” hiç bir zayıflamaya uğramadığını ispatlamaya çalışmak gayreti gibi bir şey.

Büyük soru

Eğer bu kadar hazırlık yapılıyorsa, Obama bu barışı sağlamadan ve diğer barışa da adeta “iyi temennilerini” bırakmadan bölgeden ayrılmadıysa, O zaman hazırlanmakta olan büyük olay nedir Asıl soru budur. Bunu dikkatle incelemek gerekir. Bunu da gelecek yazıda konuşalım.