Başlığı aslında ülkelerin geleceğine kimler karar

vermeli, diye atabilirdim, ancak gündem Suriye olduğu için bu başlığı tercih

ettim. Her ülkenin geleceğine o ülke halkının karar vermesi ve belirlemesinden

daha doğal bir yol düşünülemez. Ama hayatın gerçeği böyle değil. Yakın

geçmişten vereceğimiz birkaç örnek bile gerçek ile uygulamanın farklı olduğunu

göstermeye yetecektir

Irak ın geleceğine Iraklılar mı belirledi Yani Saddam ın

işbaşından uzaklaştırılması ve asılarak idam edilmesi kararını Irak halkının

verdiğini söylemek gerçekçi olur mu Libya daki son iktidar değişikliğini Libya

halkının gerçekleştirdiğini söyleyebilir miyiz Afganistan ın bugünkü durumu ve

bundan sonra oluşacak yapıyı Afgan halkının kararı ile gerçekleştiğini söylemek

doğru olur mu Biraz daha ileri gidersek ülkemizde birbirini takip eden

darbeler halkımızın iradesini mi yansıtıyordu

Bu soruların ardından her fırsatta çeşitli vesilelerle

söylenen, Suriye nin geleceğine Suriyeliler karar verir cümlesi ne anlama

geliyor Toplumları uyutmaya yönelik bir söylem değilse bile bilinmelidir ki bu

sözü söyleyenler söylediklerine kendileri bile inanmıyorlardır.

Suriye nin geleceğine Suriyeliler karar verecekse iki

yıldan beri çeşitli kereler düzenlenmiş olan uluslararası toplantıların manası

nedir Önümüzdeki günlerde Cenevre de yapılacak olan toplantı Suriye halkının

iradesini mi yansıtacak

Dünyanın gidişatını belirlemede tek seçici konumunda olan

emperyalist güçlerin konumu bilinirken Irak ın geleceğini Irak halkı

belirleyecektir ya da Suriye nin geleceğini Suriyeliler belirleyecektir gibi

sözlerin anlamsızlığı açıkça görülür.

Artık herkes beliyor ki Suriye ya da bir başka ülkenin

geleceğini o ülkelerin halkları belirlemiyor. Doğrusu belirlemeleridir. Ama

sömürgeci güçler belirliyorlar. Bunun için gerekirse ülkeler işgal ediliyor,

yüz binlerce insan katlediliyor ama sonuçta o ülkenin geleceğini halkın

belirlediği ileri sürülüyor. Geri zekâlıların bile farkına varacağı bu

saçmalığın aklı başında sanılan bir takım kimseler tarafından tekrarlanıyor

olması düşündürücüdür. Eğer emperyalist güçlere destek vermek amacıyla bu

sözler edilmiyorsa bilinmelidir ki beyinler de sömürgeciler tarafından işgal

edilmiştir. Bir başka deyimle kültür emperyalizmi önce beyinleri teslim alarak,

silahlı güçlere zemin hazırlamıştır.

Daha önce bu köşede dile getirmeye çalıştığım gibi,

toplumları özgürleştirmek adına ülkelerin işgal edilmesine alkış tutulması da

bu beyinlerin işgal edilmiş olmasının bir sonucu değil midir Bir ülkenin işgal

edilerek özgürleştirildiğini söyleyenler ne ise ama buna o ülkelerden destek

bulmaları çok daha acı ve düşündürücü değil midir

Dikkat çekmek istediğim bir başka husus ise birileri her

fırsatta Demokrasi çoğunluğun egemenliği değildir diyerek sanki halk

iradesini daha başında sınırlandırma yolun gidiyorlar. Aslında demokrasinin ne

olmadığından önce ne olduğunun belirlenmesi gerekmez mi Bu ülkede yıllardan

beri halkın desteğini alamayan kesimler laiklik ve demokrasi siperinin

arkasından ateş etmeyi tercih ettiler. Nedir bu laiklik, diye sorulduğunda

cevap verilmedi/verilemedi. Hâlbuki kavramların ne olmadığı değil, ne olduğu

ile tarif edilmesi sağlıklı yoldur. Aksi yolun takip edilmesi birilerinin

belirsizlikten yararlanmaya çalışması anlamına gelir. Çünkü bu ülkede

demokrasinin ya da laikliğin ne olmadığı yerine ne olduğu tartışılabilseydi

darbeciler kendilerine gerekçe bulabilirler miydi

Artık kavramların yeniden tanımlanması ve bunun emperyalistler

tarafından değil, her ülke halkı tarafından yapılması gerekiyor. Çünkü

emperyalistler kavramlara işlerine geldiği gibi anlam yüklüyor ve bunu

gelişmekte olan ülkelere empoze ediyorlar. Bunda güçlük de çekmiyorlar.