BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura nın
başkanlığında, Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, İran, Rusya ve ABD nin
katılımıyla gerçekleştirilen Cenevre Konferansı nın üçüncü ayağı, Suriye
jeopolitiğine kalıcı olarak müdahil olmak isteyen küresel güçlerin stratejik
hamlelerine karşılık Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar troykasının oluşturduğu
bölgesel güç dengesi, potansiyel gerekçeler ile ağırlık koymaya çalışmıştır.
Türkiye, PYD Lideri Salih Müslim in Cenevre ye katılımını
engellerken, Suudi Arabistan destekli Suriye muhalif heyetinin başkan
yardımcısı George Saba nın ise, Sivil bombardımanın durdurulması ve kuşatma
altındaki bölgelere yardım ulaştırılması konularında Birleşmiş Milletler
tarafından gerekli adımların atılmamasını gerekçe göstermesi, Cenevre
Konferansı nı daha başlamadan akamete uğratmıştır.
Türkiye nin PYD restine karşılık, Demokratik Suriye
Meclisi Eş Başkanı Heysem Menna da, PYD olmadan kendisinin de Cenevre
Konferansı na iştirak etmeyeceğini bildirerek Türkiye ye karşı bir tutum ortaya
koymaya çalışmıştır. Suriye nin Kuzey i ve Türkiye nin Güneydoğu Anadolu
Bölgesi ni, etnik merkez (ethnocentrizm) anlayışlı yeni bir güç merkezine
dönüştürme çabaları içerisinde olan dış unsurlar, PYD kozunu Türkiye ye karşı
kullanma anlayışı içerisinde oldukları bir kez daha ortaya çıkmıştır.
ABD, Suriye deki muhalif yapılanma olarak işaret ettiği
PYD ve silahlı gücü YPG ile dirsek teması içerisinde olup, Türkiye nin
Ortadoğu ya açılan en önemli geçit yeri sayılan bölgeyi diğer unsurlardan
arındırarak PYD nin kontrolüne vermeyi amaçlamaktadır.
Türkiye nin güvenli bölge (secured zone) oluşturma
çağrılarına sessiz kalan ABD, söz konusu bölgenin İŞİD in geçiş güzergâhını
oluşturduğunu iddia ederek, el altından PYD nin bu bölgeyi kontrol altında
tutmasına ön ayak olmaya çalışmaktadır.
Bu nedenle, YPG, Cerablus, Menbiç ve Azez arasındaki
bölgeyi kontrol altında tutabilmek için uyun ortamı kollamaya çalışmaktadır.
Müslim Salih konusunda kararlı bir politika ortaya koymaya çalışan Türkiye ye
karşı söz konusu bölgeyi kontrol altında tutabilme çabası içerisinde olan YPK,
yaşanan son gelişmelerden sonra ABD den destek alıp alamayacağı doğrusu merak
konusudur.
ABD, ulusal enerji politikası gereği, Ortadoğu enerji
kaynaklarına ulaşım kolaylığı ve güvenliği bağlamında PYD ve silahlı gücü
YPG yi terör örgütü olarak görmemeye çalışması aslında ulusal çıkarlarının
gereği olsa gerek.
İşte Türkiye, böylesine zor bir süreçten geçerken,
Güneydoğu daki istikrarsızlık ve güvensizlik ortamı yüzünden Batı ya büyük göç
dalgası sürerken, Suriye deki belirsizliğin nasıl bir seyir alacağı hala merak
konusu iken, Rusya ve ABD nin Türkiye yi yakından ilgilendiren hassas
jeopolitik alanda güç mücadelesi sürdürürken, özellikle Rusya nın son dönemlerdeki
müdahaleci (interventionist) politikalarla Suriye de varlığını hissettirmeye
devam ederken, Türkiye de başkanlık konusunun gündemde tutulmaya çalışması ve
tartışma konusu yapılması zamanlama açısından uygun olup olmadığı tartışma
konusudur.
Yanı başımızda jeopolitik güç dengelerini etkileyebilecek
gelişmelerle ilgili yoğun mücadeleler sürerken, hükümetin bu konulara daha
kapsamlı çözüm bulunabilmesi için büyük bir çaba içerisinde olması gerekir
kanaatini taşıyoruz.