Suriye de Radikal Yol Ayrımı mı başlıklı yazımda,
Suriye de muhalefetin çatı örgüt arayışının devam ettiğini belirtmiş ve bu
kapsamda Suriye İslam Meclisi nin kuruluşunun süreçte önemli bir kırılma ve
yeni bir başlangıç olduğunun altını çizerek, bu yeni oluşumun ülkedeki iç
savaşta ne anlama geldiğini ele alacağımı söylemiştim.
Dolayısıyla, bugünkü yazımda öncelikle Suriye İslam
Meclisi nin kuruluşu, hedefleri, arka planı ve süreçte ne önem ifade ettiğiyle
ilgili değerlendirmelerimi ortaya koyacak ve akabinde bunun ne anlama geldiğini
irdelemeye çalışacağım.
Özellikle de Suudi Arabistan boyutuyla...
***
Öncelikle, Suriye de muhalifler açısından radikal bir
yol ayrımı olarak da ortaya çıkan Suriye İslam Meclisi nin yapısına şöyle bir
bakalım.
Kabaca bir bakış bile, söz konusu yapılanmanın Suriye
genelini yansıtmaya yönelik bir çabanın/arayışın sonucu olarak ortaya çıktığını
gösteriyor. Daha önce de buna benzer çıkışlar söz konusuydu. Fakat bu seferki
çıkış ve kuruluş deklarasyonunda özellikle altı çizilen ılımlı muhalefet
yapısı ve duruş oldukça dikkat çekici ve önemli.
Bu husus, geç de olsa atılan bir adım olarak karşımıza
çıkıyor.
***
Nitekim 14 Nisan da kuruluşu gerçekleştirilen, 128 delege
ve 21 kişilik temsilciden oluşan, başkanlığını Usame Rifai nin üstlendiği
Suriye İslam Meclisi nin içerisinde çok sayıda kanaat önderi, İslam âlimi,
etnik grup ve muhalif grupların dini temsilcilerini görüyoruz. Örneğin, Şeyh
Memduh Cüneyt, Dr. Abdulkerim Bekkar, Dr. Hüseyin Abdülhadi, Dr. Fida Meczub, Şeyh
Yasir El Masaddi gibi...
Yine, Meclis in yapısına bakıldığında Nusra Cephesi ve
Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) dışında, ülkedeki muhalif grupların yüzde 90 ının
temsilcilerinin yer aldığını görüyoruz.
Ve bir diğer dikkat çekici husus ise, yeni yapının adı
ile ön plana çıkıyor: Suriye Ehli Sünnet Vel Cemaat İslam Birliği . Kısa
adıyla, Ehli Sünnet Birliği .
***
Peki, bu son gelişme ne anlama geliyor Cevabı vermeden
önce birkaç hususu hatırlatmakta ve zamanlamaya dikkat çekmekte fayda var. Ne
gibi mi
Son gelişmeye bakıldığında, sürecin öncelikle ABD nin
2012 den bu yana altını çizdiği, Suriye deki radikal yapılanmalarla-terör
örgütleriyle, diğerleri arasında bir ayrıma gidilmesi gerektiği çağrısıyla
büyük bir paralellik arz ettiği görülüyor. Dolayısıyla, ABD nin tepkileri ve bu
kapsamda izlediği politika etkisini göstermişe benziyor.
Bunun dışında, bölgede faaliyet gösteren El Kaide ve IŞİD
gibi diğer terör örgütlerinin Suriye deki direnişe zarar verdiği ve bunun
Esad ın işini daha da kolaylaştırdığı artık anlaşılmış vaziyette.
Bu etkinin sadece Suriye ve muhalefet ile sınırlı
olmadığı, bunun dışında başta Türkiye olmak üzere, bölge ülkelerine radikal
tehdit oluşturmaya başladığı ve bu terör örgütlerinin diğer muhalif grupları
da hedef aldığı görülüyor.
***
Dolayısıyla, Suriye İslam Meclisi, Esad ı devirmeye
yönelik politikalarda ciddi bir revizyon arayışının sonucu olarak karşımıza
çıkıyor ki, burada Körfez Ülkeleri nin, özellikle de Suudi Arabistan ın bölgeye
yönelik dış politikasında yeni bir arayış ve tasfiye süreci dikkatlerden
kaçmıyor.
Bu bağlamda, Suudi Arabistan dış politikasının
beyinlerinden ve alandaki uygulayıcılarından biri olarak öne çıkan Prens Bandar
Bin Sultan ın görevinden ayrılması/uzaklaştırılması oldukça önemli. Sürecin
Bandar ile sınırlı kalmayacağı da görülüyor. Dışişleri Bakanı Suud el Faysal ın
da görevden uzaklaştırılacağı iddiaları gündemde.
Bunun dışında, Suudi Arabistan ın bölgede Katar ile ters
düşmeye başlaması, Müslüman Kardeşler in yanında IŞİD ve El Nusra Cephesi ni de
terör listesine alması, Riyad ın dış politikasında bir iflas ve yeniden
yapılanma olarak değerlendiriliyor ki, Suriye İslam Meclisi nin kurulması da
işte tam böyle bir zamana denk geliyor.
***
Bir diğer adıyla, Ehli Sünnet Birliği nin kuruluşu her
ne kadar bölgedeki radikal gruplarla araya bir mesafe koyma olarak karşımıza
çıksa da diğer taraftan, İslam dünyasındaki mezhepsel bazlı bölünmeye yönelik
algıyı kuvvetlendireceğinden; Suriye içerisindeki farklı mezhep ve dini
inançlara yönelik bir bölünmüşlük algısına yol açacağından dolayı istenmeyen
sonuçlara da yol açabilir ve ciddi eleştiriler alabilir.
Ve bir diğer önemli husus da, Suudi Arabistan ın başını
çektiği Selefi hareketlerin ve onların temsilcilerinin bir süre sonra daha
ılımlı bir görüntü arayışında olan bu yapıyla ne kadar uyumlu olabileceği
olarak karşımıza çıkıyor.
Dolayısıyla, Yeni Suriye nin oluşumu noktasında bir
dönüm noktası olarak karşımıza çıkan Suriye Ehli Sünnet Vel Cemaat İslam
Birliği nin işi hiç de kolay görünmüyor!