Canımız yanıyor.

Ülke bir türlü huzura varamıyor.

PKK bir yandan, Deaş öte yandan... Bir kısım eski kafa komünistler, ateistler hâlâ komünist bir toplum için savaş deyip dururlarken, insanımız endişe içinde.

Türkiye’nin gündemi yirmi dört saate varmadan şekil değiştiriyor, manşet değiştiriyor.

Bir dışarıdan, bir içerden... Silahları, hazır etmişler, Türkiye’yi zayıf düşürmek için elbirliği yapmaktalar.

Bu hal hep böyle oldu.

Peki, bu vaziyet karşısında biz ne yapıyoruz?

Bizim istihbaratımız nerde?

İstanbul’un göbeğinde, polislerimiz, vatandaşlarımız bomba yüklü kamyonlarla şehit edilirken, MİT nerededir, ne yapmaktadır? Ne tür faaliyetlerle meşguldür?

Vatandaş olarak, telefon görüşmelerimde cızırtılar, hışırtılar eksik olmuyor. Paranoya almış başını gidiyor. Herkes dinlendiğini düşünüyor devlet tarafından... MİT bizi dinliyor, diyen polis istihbaratı bizi dinliyor diyen insan sayısı çok...

Bizi bu hale kimler, neden getirdi?

PKK İstanbul’un göbeğinde insanlarımızı, polislerimizi katlederken MİT’in kulağı neredeydi acaba?

Bugün, KGB, CIA, MOSSAD isimlerini bilmeyen yoktur. Bu güçlü istihbarat teşkilatları kendi kendilerine isim yapmadılar, azamet kazanmadılar.

Düşünebiliyor musunuz, Türki-ye’de canlı bomba eylemi olacağını ilk biz nereden duyuyoruz?

Başta Amerika elçiliğinin kendi vatandaşlarına yaptığı uyarıdan, sonra Avrupa ülkelerinin Türkiye’deki uzantılarından.

Düştüğümüz duruma bakın...

Adamların istihbaratları ünlü ve güçlü... İsrail bile tek başına dünyayı avucuna almış durumda.

Biz, bir ileri iki geri akılsızlıkla, insanın en ucuz olduğu ülkede, can vermeye devam ediyoruz.

Bunca senedir terörle mücadele eden bir ülkeyiz. Hâlâ, bu alanda donanım kazanmamışız isek, hâlâ istihbarat ağımızı güçlendirememişsek ve çeşitlendirememişsek vay halimize...

Şehitlerin huzurunda nutuk çekmek en kolayı ağalar...

Kahramanca edalarla, har vurup harman savurmak, en üst seviyeden nutuk çekmek çare değil... Sen öncesine gel... Önce ne yaptın?

Hadise olmadan önleyebiliyor musun?

Terörle mücadelenin en büyük ayağı istihbarattır...

Fiili mücadelenin olmazsa olmazı bilgi sahibi olmaktır... Bilgiye nasıl ulaşacağız?

Bunu devlet beceremiyorsa, gerekli yolları açamıyorsa, halimiz perişanlıktır.

İstanbul’da çevik kuvvetlere karşı yapılan eylem, gerçekten düşündürücüdür.

Polisi koruyamayan ülke olur mu?

Halkın güvenliğinden sorumlu polis, iç güvenlik, kendi kendini koruyamaz hale düşmeli midir?

İnsanlar şehit ediliyor... İstihbarat dumura uğramış... Kimse sorumluluk almıyor.

Başarının da başarısızlığında sahibi olmalı, değil midir?

Güçlü ülkelerde, hukukun üstün olduğu, vicdanın, mazlumiyetin gözetildiği sistemlerde, başarının da sahibi bellidir, başarısızlığın da...

Bizde her şey arabesk...

Sünnetullah ne demek açın okuyun bir... Tedbir... Tedbir... Tedbir... Sonra tevekkül... Anladınız mı?