Gerçekte biz Kıbrıslı Türklerin üzerine, bildiğimiz veya
da bilmediğimiz her konuda ahkâm kesmede başka hiçbir millet yoktur. Her konuyu
biliriz ve de hiç araştırmaya gerek duymadan da konuşur, fikir üretiriz.
Bunlardan bir tanesi de KKTC ye deniz içinden borularla Anadolu dan su
getirilmesi projesidir.
Bu proje ile ben ilk defa milletvekili olarak Meclis te
yer aldığım 1977 yılında karşılaşmıştım. İnşaat Mühendisi olduğum için de,
proje ile ilgili özel komitede yer alarak, enine boyuna incelemek fırsatım
olmuştu. O dönemdeki maliyeti 55 milyon ABD dolarıydı ve Türkiye de halen daha
varlığını sürdürmekte olan ünlü bir şirket, deniz altından borularla Kıbrıs a
su getirme projesinin ön çalışmasını yapmış ve fizibilite raporunu hazırlayarak
bize sunmuştu.
İlk sıkıntı maliyetiydi. Ne bizde ne de, 1974 Mutlu Barış
Harekâtı sonrasında ABD nin koyduğu ambargo nedeni ile Türkiye de yoklukların
ve kuyrukların yaşandığı bir dönem olmasından dolayı Türkiye bütçesi içinde bu
proje için ayrılabilecek bir meblağ yoktu.
İkinci sıkıntı ise, yapılan ölçümlerde ortaya çıkan 1409
metre deniz taban derinliğinin nasıl geçileceği ve yaklaşık 141 barlık basınca
dayanacak boruları üretecek ve deniz dibine yerleştirecek teknolojinin
olmamasıydı.
Bu nedenlerle de deniz altından borularla Kıbrıs a su
getirme projesi, gerekli malzemenin üretim teknolojisi ile boruları ve gerekli
alt yapının inşa teknolojisinin istenilen aşamaya gelmesine dek bekletilmesine
karar verildi ve ertelendi.
Kısmet bu güneymiş. Türkiye Cumhuriyeti ne ne kadar
teşekkür etsek azdır.
KKTC ye Anadolu dan gelmiş olan bu su ile Mesarya
ovasında 95,930 dekar (95,930,000 m2) ve Güzelyurt ta 71,538 dekar (71,530,000
m2), toplam olarak 167,468 dekar (167,468,000 m2) yani Kıbrıs dönümü ile
125,182 dönümlük bir arazi suya kavuşacaktır. Bu araziler üzerinde binlerce
yıldır yapılmakta olan kuru ziraat ile yetiştirilmekte olan arpa, buğday,
çavdar, yulaf vb tahılların üretimi tarihe gömülecek ve sulu ziraat ile
yetiştirilen sebze ve meyve üretimine geçilecektir.
1 dönüm sulu arazide yetiştirilen sebze ve meyve
gelirinin, minimum 10, maksimum 40 dönüm kuru arazide yetiştirilen tahıldan
elde edilen gelire eş değer olduğu gerçeği dikkate alındığında, Anadolu dan
KKTC ye getirilmiş olan bu suyun sadece tarım sektöründe çiftçiye sağlayacağı
katkının gelir bazında ortalama olarak 25 kat fazla olacağı, tartışmaya gerek
bile duyulmayacak bilimsel bir veridir.
Anadolu dan KKTC ye getirilmiş olan bu suyun bir başka
ekonomik katkısı da direkt ve endirekt olarak sanayimize olacaktır. Genelde
mevcut sanayi tesislerimizin neredeyse yüzde doksanbeşi üretiminde veya da
üretim sonrasında birim maliyet fiyatına etki edecek düzeyde su kullanmaktadır.
Kullandığı bu suyu, gıda üretiminde veya da gıda olarak tüketilmeyen mamul
üretiminde kullanıyorsa, illaki arıtmak zorundadır. Su arıtmak her zaman pahalı
olan ve birim üretim maliyetini etkileyen bir giderdir. KKTC deki mevcut
sanayimizin, Anadolu dan gelmiş olan bu suyu kullanması ile maliyet fiyatlarını
düşüreceği ve ihracatta rekabetçi fiyatlara sahip olacağı kesindir.
Bu suyun turizm sektörüne vereceği katkı ve maliyetlerde
sağlayacağı düşüş, tarım ve sanayi sektörüne koyacağı katkıdan daha büyüktür.
Günümüzde konaklama tesislerinin elektrik ve su giderleri, personel
giderlerinden daha fazladır. Özellikle bir deniz ve güneş ülkesi olmamız nedeni
ile konaklama tesislerinde kullanılan su ortalamanın çok üstünde olup, sadece
arıtma ile elde edilebilmektedir. Bir metreküp arıtılmış suyun maliyeti 4 TL ve
yukarısı iken Anadolu dan gelmiş olan suyun maliyetinin 1 TL den aşağılarda
olması, bu suyun tarım, sanayi ve turizm sektörüne koyacağı katkının ne denli
büyük olacağını ortaya koymaktadır (Aralıklarla devam edecektir.)
NOT: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti ile Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nin Su İhtiyacının
Karşılanmasına İlişkin Hükümetler Arası Çerçeve Antlaşması metnini, bana ait olan sitemde, http://www.ataatun.org/ p=5160
adresinde görebilir, okuyabilir veya da indirebilirsiniz.