Atalarımızdan miras olarak devraldığımız söylemler hem onlarla bağımızı güçlendiriyor hem de hayatımızı kolaylaştırıyor. Hafızalarda saklanan bu söylemler bizi köklerimize bağlayan köprü görevi üstleniyor. O nedenle nesilden nesle aktarılan sözleri aklımızın onayından geçirdikten sonra kendileştirebilmeliyiz ki; doğru olan budur… Fakat biz bunu bir ihanet olarak görüyor ve hiç ayıklama yapmadan modelliyoruz...

Çalıştığım bir kurumda tanıştığım şiddet mağduru kadınlar yaşadıkları şiddeti ne aileleri ile ne de arkadaşları ile paylaşabildiklerini ifade etmiş eğer anlatmış olsaydık kimse bize inanmayacaktı ya da sen iyi olursan karşındaki de iyi olur, çaba gösterirsen onu değiştirebilirsin deyip geçiştireceklerdi demiş ve anlaşılamamaktan şikâyet etmişlerdi. Sen iyi olursan herkes iyi olur… Gerçekten öyle mi? Senin iyi olman tek başına yeterli mi? Senin iyi olman anti sosyal, katil, psikopat bir kişiye tesir edebilir mi? Senin anlayışının, merhametinin, fedakârlığının narsist belirtiler gösterin kişi için bir anlamı olabilir mi?

“Sen iyi olursan karşındaki de iyi olur” ifadesi ile büyüklerimiz acaba şu mesajı mı vermek istediler: “Karşındakinin tavrı ne olursa olsun sen iyilikten vazgeçme. İntikam almaya kalkma! Özünü koru.” Fakat biz bu ifadeyi böyle anlamadık ve ağır ruhsal bozukluk yaşayan kişilere ulaşamayınca kendimizi suçlamaya başladık. İyi olsaydık karşımızdakini de iyiliğe açabilirdik diye düşünüp yetersizlik duygusuna kapıldık…

Narsist belirtiler sergileyen bir eşle aynı hayatı paylaştığınızı düşünün… Karşınızdaki kişi bütün imkânlarını kendine seferber etmiş ve merhameti, anlayışı, paylaşımı, yardımlaşmayı, fedakârlığı, vefayı ahmaklık olarak görüp sizi değersizleştiriyor. Karşınızdaki kişi dünyanın kendi yörüngesinde döndüğüne inanmış ve insanların emeğini, sevgisini, vaktini sömürmeyi kendine hak olarak görüyor… Peki, siz bu kişiye iyilikle muamele ederek faydalı olabileceğinize inanıyor musunuz? Siz ne yaparsanız yapın fayda getirmiyor ve karşınızdaki kişi sizi değersizleştiriyor, yeriyor, haklarınızı ayaklarının altına alıp acımasızca çiğniyor ve sizi sadece kendisini onaylayan bir araç olarak görüyor. Peki, siz şimdi bu kişiye fedakârlığın yüce bir değer olduğunu nasıl anlatabileceksiniz? Anlatamazsınız… Anlatamayacaksınız… Attığınız her adımda ağır ithamlarla karşılaşıp geri dönecek ve umudunuzu rafa kaldıracaksınız. Sizin iyi olmanız yetmiyor karşınızdaki kişinin de iyiliğe, gelişime, değişime açık olması gerekir…

Narsist belirtiler gösteren eş, partnerini, varlığını onaylayacak bir araç olarak görür ve onu köleleştirerek kendini güçlü hissetmeye çalışır. Bu kişiler için eş sadece hizmet eden ve kendisini onaylayan bir araçtır ve onun düşüncelerini ifade etme hakkı yoktur. O dilerse eşini eleştirebilir fakat eşi kendisine hoşnut olmayacağı hiçbir şey söyleyemez, kimse onun iç dünyasında oluşturduğu sahte benliğinin duvarlarını yıkamaz... Peki, şimdi bu kişi için gösterdiğiniz çabanın bir anlamı olabilir mi? Hayır… O nedenle siz iyi olursanız karşınızdaki de iyi olur söylemini şöyle anlayabiliriz: Karşınızdaki kişi iyiliğe açıksa sizin verdiğiniz iyi şeyler karşılık bulacaktır… Aksi takdirde siz ne kadar verici olursanız olun karşı taraf için değişen bir şey olmayacaktır.