Bismillâhirrahmanirrahîm;

İNSANLIK 75 yıldır Filistin’de yaşanan işgalle imtihan oluyor. Dram olmanın üstünde bir facia bu! Karşımızda “devlet aklı” yok; aklına her estiğini yapan işgalci bir çete var. Yaşananlar din savaşıdır. Kudüs’ün Müslümanlar katındaki kutsiyeti açık ve nettir. Hıristiyanlar oraya farklı anlamlar yüklüyor. Filistin konusu çözülmeden dünyaya huzur ve barışın gelmeyeceği anlaşıldı. Hukuk işlese, haklının hakkını teslim etmekle sorun biter.

Tevrat Yahudilerin kitabı! Aslını değiştirdiler; muharref Tevrat haline getirdiler. Siyonist İsrail’in yaptığı zulümlerin hepsi kendilerinin yanlış inançlarının sonucudur. Yaşananların nereden kaynaklandığını anlayabilmek için, muharref Tevrat’ın bir bölümünü nakledelim:

“Şimdi git… Onların her şeylerini tamamen yok et ve onlara acıma! Erkekten kadına, çocuktan emzikte olana kadar hepsini öldür.” (Tevrat, 1. Samuel Bölümü, 15/3)

Gazze’deki insanların aç, susuz, gıdasız, elektriksiz bırakılmalarının iç yüzü daha iyi anlaşılmıyor mu? Orada akıl, mantık, insanlık ve hukuk dışı bir vahşet yaşanıyor. İnsan olanın böyle bir soykırım uygulaması mümkün mü? İsrail bölgede insanlık suçu işlemektedir. Masum insanları acımasızca öldürmektedir. Öldürülenlerin en az üçte biri çocuklardan oluşuyor.

Siyonistler Gazze’de insan hak ve hukukunu yok sayıyor. Gerekçesi ne olursa olsun, savaşta bile çocuk, kadın, yaşlı, sivil halka dokunulamaz. Sağlık hizmeti veren hastaneler kesinlikle bombalanamaz. İsrail baştan beri Filistin’de savaş suçu işliyor.

İNSAF, VİCDAN NEREDE?

GAZZE’DE yaşanan büyük insanlık dramına insaf ve vicdan sahiplerinin katlanabilmesi mümkün değil. Yalnız Ehl-i Baptist Hastanesi saldırısında 500’den fazla insan öldü. Ölen 4 bin civarındaki insanın, 13 binden fazla yaralının, enkaz haline getirilen şehirlerin hesabı sorulmayacak mı? Batı’nın egemen güç olduğu dünyada hukuktan eser yok. Güçlülerin hukuku(!) var. Eğer, hukuk olsaydı, Filistin 75 senedir işgalden kurtulmaz mıydı?

Gücü elinde tutan sömürgeciler çıkarları uğruna her yalanı söylemekten; kurgular oluşturmaktan çekinmiyorlar. İşgalci rejimin eski başbakanlarından Ehud Olmert, katıldığı bir programda, 2011’de başlayıp 100 binlerce insanın öldüğü, milyonlarcasının mülteci durumuna düştüğü, şehirlerin harap olduğu Suriye savaşı konusunda itirafta bulundu: “Suriye’yi iç savaşa biz soktuk. Dünya bunu ‘özgürlük mücadelesi’ sanıyor.” (Millî Gazete, 17.10.2023)

Irak’ı da parçalayıp yerle bir eden de Amerika’ydı. Washington Post yazarı Richard Cohen, 24.3.2018’deki yazısında, ABD eski Dışişleri Bakanı Colin Powell’in, “Irak’ta kimyasal silah stoku olduğu”nun “uydurma kanıt” olduğunu itiraf etti. Bedelini sivillerin ödediği, “Irak’a demokrasi getirme” yalanını açıkladı. Bir ülkede kaos oluşturma suçunu işleyenler bedelini ödemeyecek mi?

Gazze’nin bombalanması, insanlarının açlığa, ölüme terk edildiğinde, ABD Başkanı Biden, Siyonist çete başı Netenyahu’yu ziyaret etti. Kucaklaştılar; birbirleriyle tebrikleştiler. Bu görüntüler teröre destek değil miydi?

CAYDIRICI KARARLAR

GAZZE’DE bombalar eşliğinde uçuşan cesetler, torbalara doldurulan insan uzvu görüntüleri insaf ve vicdan sahibi herkesin yüreklerini parçaladı. Dünyanın kontrolünün bencil, çıkarcı, kibirli Batılılara bırakılamayacağını apaçık gördük. Onlar için söz, kınama, kanun, hukuk bir tarafa; varsa, yoksa kendi çıkarları… Suyu bile silâh olarak kullanan acımasızlardan ne beklenebilir ki!

Sömürgeciler ancak güç ve yaptırımdan anlar. Onlara yalvarmak nefislerini okşar. Mazlumlar, hakkı yenenler onların karşısında ciddi bir güç oluşturmak zorundadır. 1974’te Kıbrıs Barış Harekâtı’nın zaferle sonuçlanması ABD’yi rahatsız etti. “Silâh ambargosu” koyarak Türkiye’yi cezalandırmak istedi. CHP-MSP Hükümeti Erbakan’ın da bastırmasıyla ABD’nin Türkiye’deki bütün askeri üslerini kapattı. Bu sefer de ABD, Türkiye’ye kur yapmaya başladı.

Siyonist İsrail, soykırımını sürdürürken çocuk hastanelerini bombaladı. İnsanlık ve savaş suçu işledi. Bunu yapanlar yargılanıp hesap vermelidir. Fakat onları yargılayacak bir kurum yok. İnsanlık zalimlerden kurtulmanın yollarını aramalıdır. Dünya, İsrail ve ABD’ye şiddetli tepkiler gösterdi. Mitingler, basın açıklamaları, yürüyüşler… Geçtiğimiz Pazar da, AGD öncülüğündeki binlerce araçtan oluşan konvoy, Filistin’e en yakın noktadaki Hatay’ın Cilvegözü Sınır Kapısı’na dayandı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, ABD, AB, Fransa, İngiltere ve Almanya’nın İsrail’in suç ortağı olduğunu söyleyerek, “İsrail’e karşı caydırıcı yaptırım kararları alınması” gerektiğini anlattı.

Cilvegözü’nde, “Sınırdayız; öfkemiz, sabrımız sınırda!” mesajı verildi. Sınır’da konuşan AGD Genel Başkanı Salih Turhan, “Mehmetçiğimiz içinden Hz. Ömerler, Selâhaddin Eyyûbiler çıkacaktır; Kudüs’ün fethi yakındır” müjdesini verdi.