Yazdıklarımın arkasında duran birisiyim. Yanlışlarımda olursa kabul eder, yanlıştan dönmenin fazilet olduğuna inanırım. Ancak, okuduğunu anlamayan ya da bir yazıyı sonuna kadar okuma zahmetine katlanamayan bazılarının yazının tümünü dikkate almadan hemen eleştiri oklarını üzerime çevirmelerini de kabul edemem. Biliyorum ki, toplum olarak okumayı büyük ölçüde unuttuk, bunun yerine seyirciliği tercih ettik… Bu sebeple de okumadan konuşmayı alışkanlık haline getirdiğimizden kıyısından köşesinden yakaladığımız birkaç cümleye dayanarak hemen karşı hamleye kalkışmamız hem bu tavrı sergileyeni basit konuma düşürür hem de eleştiri oklarını yönelttiğimiz kişiye karşı haksızlık yapmış oluruz.

Bu noktada sanal âlemle fazla ilgili olmadığımı, o âlemde nelerin olup bittiğini fazlaca takip eden birisi değilim. Hatta yazılarımı zaman zaman alan ve yayınlayan siteleri bile tam olarak bilmiyorum. Buna gerek de duymuyorum. Özellikle sanal âlemde gerçek kimliklerini gizleyerek kahramanlık taslayanlara ayıracak zamanımda yok. Zaman bulduğumda kitap okumayı tercih ediyorum. Sanal âlemle irtibatım liseye giden oğlumun aktardıklarından ibaret kalıyor. Arada bir yazılarımı paylaştığı oluyor. Onu da çok nadir yapıyor. Bu arada gazetemizin internet sayfasına girdiğinde yazılmış notları aktarıyor. Ya da ben açtığımda görüyorum. Elbette, yazılarımla sürekli toplum huzuruna çıkan birisi olarak eleştirilerin gelmesi doğaldır. Bu arada katkı veren notlarda alıyorum ki bunlardan memnun oluyorum. Şunu özellikle belirteyim ki, eleştirilerden de yararlanmaya çalışırım. Çünkü bizler hata yapmaz, yanlışa düşmez değiliz. Ancak, birkaç okuyucu var ki eleştirilerini haksız buluyorum. Çünkü yazımın bir bölümüne bakarak beni iktidar yanlısı olmakla: Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın toplumu yönlendirmeye yönelik sözlerine haklılık kazandırmaya çalışmakla suçluyorlar. Bunu kabul etmem mümkün değil. Bu iddianın sahiplerini Allah’a havale ediyorum. Ayrıca bu iddiaların sahiplerini en hafif ifadesiyle okuduğunu anlamamakla suçlayabilirim. Bunun ötesinde peşin fikirli olarak görürüm. Kendilerini beni Milli Görüş dışında bir safta görmeye zorladıklarını düşünürüm. Buna da hakları olamaz. Ben kendi yerimi kendim seçerim. Hayatımın hiçbir noktasında siyasi tercihimi çıkar belirlemedi. İnşaAllah bundan sonrada böyle devam eder.

Yazılarımda Cumhurbaşkanı, Başbakan ya da AB Bakanının bazı sözlerini alıp, ’Bunlar doğru sözler ama uygulama bunun tam tersini gösteriyor’ derken, yazımın sadece ‘Bu sözler doğru’ kısmını alıp bana eleştiri yönetenleri insafa ve yazıyı bir bütün olarak okumaya, elbette bir de okuduğunu anlamaya davet ediyorum. Tüm bunları hakkımdaki iddiaları ciddiye aldığımdan değil, iddia sahipleri iyi niyetli iseler onları uyarmak, kendilerini zandan kurtarma görevimi yerine getirmek için yazıyorum. Yoksa bu tür ithamlardan etkilenecek olsam 45 yıldır bu yolda yürüyemezdim.

Bu tür peşin hükümlülere son söz olarak, ”Sizler 41 yıldır çizgisinde sapma olmamış insanlara şüphe ile bakana kadar her dönemde rüzgârın yönüne göre konum belirleyenleri, rüzgârın çocukları olarak nitelendirdiklerimi doğru tespit edin” derim. Kaldı ki yorumlarımızda bizim yanılmamız ne kadarsa sizlerinde en azından o ölçüde yanılabileceğinizi unutmayın.